Feridun Yıldız
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. NATO 3.0 Yolunda: Kimin Güvenliği, Hangi İttifak?

NATO 3.0 Yolunda: Kimin Güvenliği, Hangi İttifak?

featured

Feridun Yıldız tarafından kaleme alınan bu köşe yazısı, NATO 3.0 olarak adlandırılan yeni nesil askerî ve siyasi doktrini Türkiye’nin ulusal egemenliği perspektifinden eleştirel bir dille analiz etmektedir. Yazar, ittifakın teknolojik ve stratejik yenilenme iddialarının arkasında, Türkiye’yi Batı’nın jeopolitik bir tampon bölgesi ve sığınmacı hendeği olarak tutma niyetinin yattığını savunmaktadır. Makalede, müttefiklerin terörle mücadeledeki çifte standartları ve ülkemizin demografik yapısına yönelik tehditler karşısındaki sessizliği, küresel projelerin yerel çıkarlarla çatıştığının kanıtı olarak sunulmaktadır. Ulus devlet bilincinin önemine vurgu yapan metin, dış güdümlü güvenlik politikaları yerine Türk ordusunun caydırıcılığına ve millî savunma önceliklerine odaklanılması gerektiğini kararlılıkla ifade etmektedir. Nihayetinde kaynak, küresel güç odaklarının stratejik hamlelerine karşı yerli ve millî bir duruş sergilenmesi çağrısında bulunmaktadır.

 

Uluslararası ilişkilerde ve strateji çevrelerinde bir süredir yeni bir kavram dolaşıyor: “NATO 3.0”. Soğuk Savaş’ın o iki kutuplu dünyasında kurulan NATO 1.0’ı ve Sovyetlerin dağılmasıyla doğan, terörle mücadele odaklı NATO 2.0’ı geride bıraktık. Şimdi ise yapay zekânın, siber savaşların, uzay komutanlıklarının ve Çin-Rusya ekseninin merkezde olduğu yeni bir askerî ve siyasi doktrin inşa ediliyor.

Her cümlesi küresel elitlerin çıkarlarına göre tasarlanmış, cilalı cümlelerle süslenmiş bu yeni “güvenlik” vizyonunu ve Batı medyasının bu konudaki korosunu eleştirmek uzun bir mesai ister. Ancak biz, meselenin tam da can alıcı noktasına, yani Türkiye’yi ve Türk milletinin egemenliğini doğrudan ilgilendirmediği hâlde önümüze konan dayatmalara bir bakalım.

Brüksel koridorlarında, Washington mahfillerinde ve ne yazık ki içerideki bazı “küreselci fonlarla fonlanmış” kalemlerin köşelerinde, NATO 3.0 adeta insanlığın ve demokrasinin tek kurtuluş reçetesi gibi pazarlanıyor. Tıpkı geçmişte sınırlarımızın cihatçılara açılmasına göz yumanların ya da 5-10 milyon sığınmacının Türkiye’de kalmasını “insani entegrasyon” kılıfıyla bize yutturmaya çalışanların mantığıyla hareket ediyorlar.

Sormak lâzım bu küresel akıllara ve onların içerideki yankı odalarına: NATO 3.0 dediğiniz bu yeni konsept, Türkiye’nin güney sınırlarında bir terör koridoru kurulurken, müttefikimiz dediğimiz ABD o terör örgütlerine binlerce tır silah gönderirken neredeydi? NATO’nun yeni “akıllı ve hibrit” sistemleri, Türkiye’den ziyade AB ülkelerini korumaya odaklanmışken ve ülkemizin demografik yapısı milyonlarca sığınmacıyla açıkça bir hibrit tehdit altında değiştirilmeye çalışılırken neden bir kez olsun ulusal güvenliğimizi savunmadı?

Küresel analistler ve onların yerli hayranları, anketlerde ve raporlarda NATO’nun Doğu kanadını tahkim etmekten bahsediyorlar. Ancak bunu yaparken Türkiye’yi sadece Batı’nın ileri karakolu, müttefiklerin mülteci hendeği ve jeopolitik bir tampon bölge olarak görme alışkanlıklarından asla vazgeçmiyorlar. Üstelik bu tek taraflı bağımlılık ilişkisini eleştiren, “Önce Türk milletinin güvenliği, önce Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenliği” diyen millî ve yerli sesleri de “aşırı” veya “tehlikeli” bulup endişeleniyorlar. Tıpkı tahsilli, kültürlü Türk evlatlarının kendi vatanlarında yabancılaşmak istemeyip millî politikalara yönelmesini hazmedemeyen o malum köşelerin sahipleri gibi…

Açık ve net konuşalım: Türkiye Cumhuriyeti bir “Ulus Devlet“tir. Bizim güvenliğimizin temeli, Brüksel’deki masalarda kararlaştırılan doktrinlerde değil, Türk devletinin kendi sınırlarını koruma iradesinde ve Türk ordusunun caydırıcılığında yatar. Küresel güç odaklarının kuyruğuna takılarak, onların Asya-Pasifik’teki veya Doğu Avrupa’daki güç savaşlarına kendi ulusal çıkarlarımızı kurban ederek “modern” ittifakçılık oynayamayız.

Sayın NATO savunucuları, hangi entelektüel limana yanaşırsanız yanaşın, NATO 3.0’ın o cafcaflı teknolojik terimlerinin arkasına ne kadar saklanırsanız saklanın; Türk milletinin egemenliğini, sınır güvenliğini ve demografik geleceğini riske atan hiçbir küresel projeyi bu ülkenin vatansever insanlarına kabul ettiremezsiniz. Kendi millî çıkarlarımızı ve millî savunma doktrinimizi merkeze almayan hiçbir “yeni sürüm” ittifak, Türkiye’nin önceliği olamaz, olmayacaktır.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!