Ünlü spor yazarımız Celal Duruoğlu, futbol kulüplerinin kadro planlamasını teknik heyetler yerine sosyal medyanın yönetmesini eleştirmektedir. Yazar, Galatasaray’ın transfer politikasını ve teknik direktör Okan Buruk’un oyuncu tahlillerini yetersiz bularak “vasat” olarak nitelendirir. Özellikle kaleci seçimi, yanlış sistem denemeleri ve genç oyuncuların değerlendirilememesi üzerinde durur. Fenerbahçe’nin ise “santrforsuz sistem” denemesiyle şampiyonluk ve ikincilik şansının azaldığını savunur. Buna karşın Trabzonspor, Samsunspor ve Göztepe’nin doğru kadro mühendisliği yaptığını belirterek yönetimin teknik heyete müdahale etmesi gerektiğini vurgular.
Merhaba değerli okurlarımız, öncelikle “Kahramanmaraş merkezli depremde” yitirdiğimiz canlarımızı rahmetle anıyorum. Rabbim “Yüce Ulusumuza” böyle bir üzüntü yaşatmasın inşallah.
Ara transfer dönemi bugün bitiyor. Takımlar kadrolarındaki eksikleri tamamlamaya çalışıyorlar. Yazımızın başlığındaki “Yönetemeyenler, Kulüp Yönetimleri” maalesef…! Şimdi soracaksınız;
Peki kim yönetiyor transferleri? “Sosyal Medya…!” Ne acı değil mi? Bu soruya verilen yanıt, keşke bu olmasaydı…!
Düşünün ki, yüzünü görmediğiniz, yaşını bilmediğiniz ve bilgisinden habersiz olduğunuz “sosyal medya kullanıcıları…!” Vah ki ne vah.
Nasıl mı oluyor, bakın anlatalım. Çoğu takımlarımızın planlaması asla yok. Trabzonspor, Samsunspor ve Göztepe dışında…!
Eğer atladığımız ve unuttuğumuz takımlarımız varsa, şimdiden özür dileriz.
Gelelim takımlarımızın kadro planlamalarına. Bu ligde, ilk yarı maçları asla ölçü olmaz maalesef.
Çünkü bu lig, “ikinci devre” başlar ve takımların çoğu eksik yönlerini “ara transfer döneminde” tamamlarlar.
O yüzden “ligin kaderi” hep bu maçlarda belli olur. Ligin ilk yarısında “sadece küme düşmeyecek takımlar” kendini belli eder.
Ancak bunun istisnaları da yok değil.
Gelelim “takımlarımızın kadro yapılanmaları” konusuna. Aslında kadro yapılanması “yaz transfer döneminde” bitmiş olması gerekir. Tabii bu “Avrupa ölçütlerinde…!”
Ama bunu Avrupa ile sınırlamak yanlış bir varsayım tabii. Bu söylemi “Gelişmiş Futbol Ülkeleri” diyerek düzeltelim.
Galatasaray’ı örnek verelim. Sezon başlangıcında Okan Buruk “Takım kadrosunu sınırlı tutalım” diyerek yola çıkmış.
Öyle ya, “Galatasaray futbolcuları demirden kasları ile sakatlanmaz, ceza almaz…!” Diyelim ki, “sınırlı kadro kuracaksın.”
Bir takımın ana iskeleti kaç futbolcudan oluşur? Bu soruya ilk bakışta “on bir” yanıtını verebilirsiniz. Bu görünüşte öyle…!
Peki gerçekte nasıl olmalı? Önce futbolcuları “A-B1-B2” olarak ayıralım. A dediğimiz futbolcular, harften de anlaşılacağı üzere “on bir oynaması güçlü oyunculardır.”
Galatasaray’da bu kategori oyuncuları kim? “Uğurcan, Sallai, Davinson, Torreira, Lemina, Sara, İlkay, Sane, Osimhen…” Bu futbolcular uzun sakatlık yaşamayan oyuncular.

Gelelim A grubunun diğer oyuncularına; “Jakobs, Icardi…” Bu oyuncular da tahmin edileceği üzere sakatlanma riski yüksek oyuncular.
Bilindiği gibi “Icardi ağır bir sakatlık geçirdi.” Jakobs’un ne zaman sakatlanacağı konusunda bir fikrimiz yok.
Gelelim Barış konusuna. Yaz transfer sezonunda “Barış ile transfer sorunu yaşamışsın.” Bu futbolda neyi ifade eder?
Futbolcunun veriminin belirsizliğini, nitekim öyle de oldu…!
Yunus “ne zaman ne yapacağını bilemediğiniz ve istikrarsız futbolcu…!”
B grubu futbolcularına gelince. Yaşı ve nitelikleri itibarıyla “değiştirilerek oynatılması gerekli futbolcular.” Abdülkerim bu futbolcuların başında geliyor…!
Tabii bunu anlayacak “kaliteli hocan” varsa. Arda genç futbolcu olarak bu kategoride. Günay, Batuhan, Kaan Ayhan, Eren ve Kazımcan.
B1 dediğimiz oyuncular da “genç futbolcular.” Vasat Okan Buruk’un “yüzyılda bir oynattığı oyuncular.”
Bu kategorideki futbolcular ancak zaman zaman oynatılırsa size yararlı olacak futbolcular…!
Sizinle Galatasaray takımının bir fotoğrafını çektik. Bu takıma nasıl takviye yapılması gerekli sorusuna ne yanıt verirsiniz?
Uğurcan’ın “güvenilir bir yedeği var mı?” sorusunun yanıtı Monaco maçında ortaya çıktı.
Çok önemli bir maçta, öndeyken “kaleci sakatlanıyor ve sen maça giriyorsun.” Beyefendi daha sahaya girmeden rakip takımın hocasıyla “çene yarıştırıyor.”
Tıpkı vasat hocası Okan Buruk gibi… Yani imam cemaat denklemi…!
Tabii maçta oynamak, çene çalmaya benzemez gerçeği ortaya çıkıyor; beyefendi saçma bir gol yiyor…!
Neymiş, beyefendi “geçen yıl çok iyi oynamışmış…!” Nerede oynamış? Ziraat Türkiye Kupası’nda… Tabii Avrupa’da oynamakla Türkiye’de oynamak farkı gerçeği ortaya çıktı.
Aklı başında bir “teknik heyet”, önce Eyüpspor kalecisi Berke’yi alır, sonra Günay’ı yollar…! Berke Fransa’da son derece başarılı, izliyor musunuz?
Beyefendiler “sosyal medya çöplüğü” yüzünden almadılar, yani korkularından. Oysaki hem Uğurcan hem de Berke’yi al, “kalen sağlam olsun.”
Şimdi Uğurcan’a bir şey olmasın diye dua ediyoruz Allah’a…!
Vasat Okan Buruk döneminde en çok transfer yapılan mevkii sağ ve sol bekler…!
Niye derseniz, “sosyal medya çöplüğündekilerle, YouTube’da program yapan beğeni dilencilerinin istekleriyle” 3-5-2 oynama sevdasından…!
Hocanın bilgi donanımı eksik olduğu için ve korkuyla iş yaptığından, aldığı kararlar da yanlış oluyor… Alınan bekler, bir sonraki transfer dönemlerinde yollandılar.
Bekler 3-5-2 sisteminin kenar bekleri olduklarından farklı sisteme ayak uyduramadılar…! Beyefendi iki maç sonra kararından vazgeçince oyuncular da kayboldu.
Sonra da “futbolcular yetersiz” damgası yediler.
Aldığınız futbolcuların geçmişini bilmek de çok önemli. Singo aylardır sakat.
Vasat Okan Buruk yattı kalktı “Singo bekte oynadığı zaman sakatlanıyor” diye bir cümle kurdu… Singo niçin transfer edildi?
Sağ bek ihtiyacından. Ancak Singo için yapılan araştırmalarda “oyuncunun %70 oranında stoper oynadığı ortaya çıkmış…!” Güler misin, ağlar mısın…!
Sacha Boey gelince, dahi hocamız Singo’yu “orta sahada 6 numara oynatacakmış…!”
Hep diyoruz, Okan Buruk’un “oyuncu tahlili çok çok zayıf…!” Arkadaş, Davinson Sanchez’i oynat orada, sen maçları kenardan izlemiyor musun? Sanırım hakemlere laf atmaktan “maçı ve futbolcuları tahlil etmeye zaman bulamıyor…!”
Ara transfer döneminin başında söylenen “28 Ocak’a kadar bekleneceği” açıklamasının mantığı olmadığı açıktı. Buna inanan “spor yazarlarına sadece gülüyorum.”
Transferden sorumlu yönetici sayın Abdullah Kavukçu ile vasat Okan Buruk’un çok yakın dost olduğu bilinen bir gerçek.
İki dost kafa kafaya vererek “40 milyon-35 milyon euroluk futbolculara gittiler…!”
Ancak Galatasaray Başkanı sayın Dursun Özbek bu transferlere onay vermeyince, 5 Şubat günü elde “yıldız 6 numara” alınamadı ya da alınmadı.
Vasat Okan Buruk’un “transferde bizim için para önemli değil, paramız var” sözü, gerçek anlamda bir sorumsuzluktur.
Bu verdiği demeci duyan kulüpler de fiyat yükseltti. Hep deriz, “ağzından çıkanı kulağın duyacak…!”
Galatasaray “ara transfer döneminde” Sacha Boey, Noa Lang, Asprilla, Nhaga ve Can Armando Güner’i transfer etti. Bence olumlu transferler.
Öncelikle yönetim “vasat Okan Buruk’u net olarak uyarmalı…!” Eğer bu yapılmazsa, Nhaga ve Asprilla harcanır.
Şampiyonlar Ligi’nde Juventus maçından umudu kesin. Bu hoca ile Avrupa’da başarı gelmez dememiz boşa değil…!
Şampiyonlar Ligi kadrosuna Renato Nhaga’yı almamak nedir? Sen yana yakıla orta saha arıyorsun, Lemina ilk maçta yok, onun yerine oynayabilecek futbolcuyu listeye yazmıyorsun.
Geçen yılı anımsayın; taraftar zoruyla alınan Lemina’yı kadroya almamıştı. Sonuç hüsran…!
Trabzonsporlu Oulai’yi niçin istediniz? Renato ile Oulai’yi karşılaştırdığınızda; Renato “Portekiz Süper Ligi’nde oynuyor, Oulai ise Fransa İkinci Ligi’nden geldi.”
Yani Renato üst ligde oynuyor…! Ama “genç alerjisi” olan bir vasat teknik direktör… Galatasaray’ı yazan güya futbol yazarları bu duruma şaşırıyor…!
Ziraat Türkiye Kupası’nda “orta saha oyuncusu genç Gökdeniz’i sağ bek” oynatmasına kimse ses çıkarmadı, hatta çocuğun gelişemediği gibi saçma yorumlar yapıldı…
Özetle vasat Okan Buruk “takım yapılanması, futbolcu hazırlama ve sistem” konusunda sınıfta kalmıştır…!
Fenerbahçe için “dengesiz kadrosu var” demiştik. Artık Fenerbahçe’nin “ligi götüremeyecek kadrosu var…!”
Tedesco için vasat Okan Buruk’tan iyi derken, nazar değdi…! Milli takım hocasının “santrforsuz sistem” denilen, “Türkiye’de uygulama ve başarı şansı sıfır ihtimal” sistemini Fenerbahçe’de denemek intihardır…!
Bu sistemin temsilcisi Barcelona’dır. Ama kadrosuna bakınız, bu sisteme uygun üst düzey futbolcuları var. Ya Fenerbahçe’de…!
Son olarak Göztepe, Samsunspor ve Trabzonspor’un doğru kadro mühendisliği yaptıklarını düşünüyorum. Beşiktaş’ın da son günde yaptığı transferlerin olumlu olduğunu düşünüyorum.
Bu kadro ile Fenerbahçe’nin şampiyonluk şansı çok ama çok az. Vasat Okan Buruk hata yapsa da zor…!
Hatta ikincilik şansı da bugün itibarıyla zora girmiştir…!
NOT: Bize ulaşmak isteyen dostlarımız ve okurlarımız [email protected] adresine mail atabilir. Düşünce ve önerilerinizi bekliyoruz. Sevgiyle kalın.