Atsız Burucu
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Kalbe Koymak Üzerine

Kalbe Koymak Üzerine

featured
0
Paylaş

Makale, Atsız Burucu’ya ait “Kalbe Koymak Üzerine” başlıklı bir yazıdan alıntıdır ve bir şeyi kalbe yerleştirmenin derin anlamını inceler. Yazar, bu eylemin zaman algısını değiştirdiğini ve içsel bir yeni ritim başlattığını ifade eder. Kalbe konulan her şeyin bir yükten çok bir emanet olduğunu, iyilik, sıcaklık ve sessiz bir sorumluluk taşıdığını belirtir. Sıradan sözlerin aksine, bazı ifadelerin gürültünün içinden sıyrılıp insanı durdurduğunu ve sadeliğin gücüyle etkilediğini anlatır. Yazı, bazı sözlerin kalbin yakınına konulmasının nedenini, buranın henüz sahiplenmenin değil, fark etmenin ve sezginin başladığı yer olmasıyla açıklar.

 

Kalbe koymak…

Basit bir deyim gibi durur; oysa insan bir sözü, bir yüzü ya da bir hissi oraya yerleştirdiğinde, zaman artık eskisi gibi akmaz. Saatler yine ilerler, günler yine geçer ama içerde başka bir ritim başlar. Daha yavaş, daha dikkatli, daha sorumlu.

Kalbe konulan şey hafif değildir. Orada duran her şey, bir yükten çok bir emanet gibidir. İçinde bir iyilik, bir sıcaklık, kimi zaman da sessiz bir sorumluluk taşır. Çünkü kalp, rastgele depolama alanı değildir; seçerek alır, kolay kolay da bırakmaz.

Günlük hayatın koşuşturması içinde çoğu söz kulaktan girip çıkar. İnsanlar konuşur, mesajlar akar, cümleler tüketilir. Ama bazı ifadeler vardır ki durdurur insanı. Gürültünün içinden sıyrılır, bir sandalyeyi çekip yanınıza oturur. İşte o an, kelimenin ağırlığı değil, yerini bilmesi etkiler sizi.

Son zamanlarda duyduğum bazı cümleler bana bunu yeniden hatırlattı:

Koşuşturmanın içindeki inceliği, dostluğun sesini, paylaşmanın zarafetini… Büyük laflar değildi bunlar. Tam tersine, sade oldukları için güçlüydüler. Gösterme derdi yoktu, ispat ihtiyacı yoktu.

İnsan bazen bir kelimenin yanına oturur.

Ne uzun uzun konuşur ne de aceleyle kalkar.

Sadece kısa bir soluklanma bulur orada.

Belki de bu yüzden bazı sözler kalbe değil ama kalbin yakınına konur. Çünkü orası, tanışmanın başladığı yerdir. Henüz sahiplenmenin değil, fark etmenin; iddianın değil, sezginin alanıdır.

Ve bazen bu kadarı yeterlidir.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!