Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi basın açıklaması yaptığı sırada, yakınında gelişen saldırıda 2 polisimiz şehit olurken, çıkan çatışmada ensesinden tek kurşunla vurularak hayatını kaybetti.
Tahir Elçi bir taraftan “PKK terör örgütü değildir” sözüyle büyük tepki toplarken diğer yandan yine PKK tarafından ölümle tehdit edilmekteydi. Öldürülmesiyle birlikte Dünya basınında anında geniş yer buldu.
Olay; vahim ve karmaşık! Uzun yıllar derinliğine inilemeyecek belirsizliklerce örülmüş durumda…
***
HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş cenazedeki konuşmasında; “…Tahir’i öldüren şey devlet değil devletsizlikti" şeklinde, her türlü kirli anlam yüklenebilecek, ihanet zemininde her yöne çekilebilecek sözleri pervasızca kullandı. Konuyu; bu pervasız meydan okumadaki kastedilen “devletsizlik” değil de, bunu mümkün kılan “devletsizlik” üzerinden değerlendirmek gerekir.
***
. Tahir elçi basın açıklaması yaparken, bir gün önce polislere suikast girişiminde bulunan iki terörist bir araçla o bölgeye yaklaşıyor. Alınan bir ihbar neticesinde duran araca yönelen polislerimize araç içinden teröristlerce açılan ateşte 2 polisimiz şehit oluyor.
. Araçtan inen teröristler hızla Elçi’nin olduğu sokağa girip koşuyorlar/kaçıyorlar!..
. Basın açıklamasının güvenliği için sokakta bulunan polisler 100 metre boyunca iki teröriste çok yakından ateş ediyorlar ancak vuramıyorlar. Caniler kaçıp kayboluyor…
. Aynı zamanda ilerde mevzilenmiş PKK’lılar karşı ateş açıyor, çatışma büyüyor.
. Bu esnada nerden geldiği belli olmayan bir mermiyle ensesinden vurulan Elçi hayatını kaybediyor.
. Elçi büyük zorluklar içinde hastaneye kaldırılabiliyor.
. Hastaneye eşinin cenazesi için gelen, Elçi’nin eşi, “Katil PKK” diye bağırıyor. Orada bulunan HDP’liler rahatsızlığını gizlemiyor.
. Olayın olduğu Diyarbakır Sur ilçesinde sokağa çıkma yasağı konuyor. Yasağa rağmen silah ve bomba sesleri bir türlü kesilmiyor.
. Olaydan 9 saat sonra Cumhuriyet Savcısı olay yeri incelemesi için geldiğinde saldırıya uğruyor, iki polisimiz yaralanıyor. Zırhlı araç el yapımı bombayla uçuruluyor. İnceleme yapılamadan bölge terk ediliyor.
………….!
Belirsizlik, “Beyaz Toros” söylemleri gölgesinde kirli ağızlarda hançer olup birliğimize karşı saplandıkça saplanıyor…
***
Şehit olan iki polisimizin cenazelerinin “Devlet ricalıyla” kaldırıldığı zaman diliminde, Diyarbakır’da cenazede Devleti temsilen hiç kimse yok. PKK’lılara teslim edilmiş…
Cenaze kaldırılırken üzerine bölücü örgüt bezi örtülüp, intikam çağrıları başlıyor.
Sur ilçesinde sokağa çıkma yasağı hala devam ediyor. Olaydan 40 saat sonra yasak devam ederken olay yerine inceleme için “Devlet yetkilileri” henüz gidebilmiş değil. “Birkaç gün sonra gerekli tedbirler alınıp olay yeri incelenecek” açıklaması geliyor.
***
Günün akşamında, Devletin en tepesinden güçlü bir ses yükseliyor. Tutuklanan iki gazetecinin zafer naraları yankılanıyor akşamın karanlığında…
***
Devletsizlik!
Bölücü terör örgütü PKK;
Güneydoğumuzu bu kadar muhasara altına alabilmişse…
Bu kadar pervasız harekete edebiliyorsa…
Bu kadar şımarık davranabiliyorsa…
Katili olduğu cenazeyi bile suiistimal edecek kadar dokunulmaz kılınabiliyorsa…
Anadolu’nun bağrında, sokağa çıkma yasağına rağmen, olay yerine hala gidilemiyorsa!..
Bir partinin Genel Başkanı, “… Bizim devletimiz hiç olmadı. Tahir’i öldüren şey devlet değil devletsizlikti" meydan okumasında bulunabiliyorsa!
Nihayet bir bir toprağa düşen şehitlerimizin acısını dahi yaşayamaz hale getirildiysek…
Gelinen noktada “Devletsizliği imar edenler” ayağa kalkmalıdırlar!..