Yap Bi Güzellik

featured

Erol Sunat’ın bu yazısı, toplumsal ve bireysel ilişkilerde iyilik yapmanın önemini vurgularken, verilen sözlerin tutulmamasından doğan hayal kırıklıklarını ele almaktadır. Yazar, güzellik yapma kavramının sadece dilde kalmaması gerektiğini, aksine gösterişten uzak ve samimi bir niyetle hayata geçirilmesi gerektiğini savunur. Ertelemelerin ve boş vaatlerin insanların umudunu nasıl tükettiğini anlatan metin, yardımlaşma ve merhamet duygularının reklam aracı haline getirilmesini eleştirir. Özellikle yaşlılar, emekliler ve ihtiyaç sahipleri için birer umut ışığı olan bu vaatlerin zamanında yerine getirilmesinin hayati bir değer taşıdığı ifade edilir. Sonuç olarak eser, okuyucuyu kalpleri yumuşatmaya ve geç kalmadan somut iyilikler yapmaya davet eden duygusal bir çağrı niteliğindedir.

 

Dünyanın ne kadar çözümsüz meselesi varsa güzellikle çözülür denmiş.

Mesele o güzelliği yapabilmekte.

“Yap bi güzellik” bu işin sihirli sözcüğü…

“Yapalım bi güzellik, yapacağız bi güzellik” diyenleri dinleye dinleye geldik bugünlere…

Güzellik yapılması uzadıkça, ötelendikçe, ileri tarihlere atıldıkça ve sonuçlanmadıkça bekleyenlerin halini anlatabilene aşk olsun

Mesele kalple alakalı…

Mevlânâ diyor ki: “Ey âlemin yaratıcısı! Kasvetli, kararmış, katılaşmış adeta taş gibi olmuş olan kalbimizi mum gibi yumuşat, feryadımızı hoş eyle ki rahmetini çeksin.”

Onca ikaza, onca olan bitene rağmen yumuşamayan kalplere yazıklar olsun deseniz ne olacak.

Yaş sekseni aşmış, eski defterler açılmış…

Gözlerde sevgiyle bakmanın kırıntısı kalmamış.

Diyorlar ki: Ablam, ağabeyim…

Yap bi güzellik, ortalık durulsun…

Yapamıyorlar…

“Bana güzellik yapan olmadı, ne güzelliği; kurban olsunlar güzelliğe” diyenlerin inadı kırılabilir mi?

“Şu bana bilmem kaç yıl evvel şunu dediydi, bunu dediydi; ölsem kabirde kemiklerim unutmaz” diyenlerin nefret dolu gözleri ve sözleri, güzellik yapmakla aralarına giren aşılması imkânsız duvarlar gibi…

Ömrün son deminde, kırdığı kalplerden haberi yok; barışmaya zamanının olup olmadığını ancak Allah’ın bildiği bir sürecin tam ortasında hâlâ hiçbir şey umurlarında değil

***

Birisi bir garibe bir güzellik yapmaya niyetleniyor. Diyor ki: “Al şunu; anamın adı şu, babamın adı şu, yalnız onlara dua edeceksin, unutma ha…”

Güzellik yapmak böyle bir şey mi, böyle bir şey olabilir mi?

A güzel kardeşim… Rabbim senin kalbini, niyetini bilmiyor mu?

Madem yaptın bi güzellik, niyetinde olan belli, ver geç

Niye o güzellik yaptığını üzersin, incitirsin?

Bizim güzellik yapma anlayışımızda zaman içinde onarılması mümkün olmayan arızalar çıkmış gibi…

Güzellik yapmanın şartı şurtu mu olur?

İçinden geleni yap; yap da zorlamadan, yormadan yap her ne yapacaksan…

Yap bi güzellik işte…

Lakin yetmiyor…

“Allah bilsin, kulları da bilsin” derdindeyiz. Her ne güzellik yaptıysak; o güzellik yapılanlar, eş dost, konu komşu, bütün şehir bilsin istiyoruz.

Biri de kalkıp: “Yaptın bi güzellik; utanmıyor musun reklam etmeye, Allah’ın bilmesi yetmedi mi?” demiyor.

Beğeniler ve yorumlar arasında bi güzellik daha yapılıyor.

***

Güzellik iyilikle, iyilik yapmakla eş değer…

Öyle bir hâle geldik ki…

Bir ekmek parası kadar bi güzelliği dahi hem kendimizden hem güzellik isteyenden esirgiyoruz.

Sonra “güzellik ve ben”, “güzellik ve biz” diye sorup duruyoruz…

O güzelliğin neresindeyiz?

İçinizden gelmiş bi güzellik yapacaksınız…

Kolunuza vuran mı var?

Yoksa “dur” diye bir tutan…

Büyüklerimiz “Laf dumandır, uçar gider” demişler.

Güzellik üzerine laf mı dendi…

Uçup gitmesin o verilen sözler.

O kadar çok uçup gitti ki, o güzelliklerin peşine düştü insanlar. Güzellik, güzellik olmaktan çıktı, çile oldu.

Güzellik yalan olup çıktı.

Güzellik yapma sözü kayıtlara geçse de hiç kimse “ben böyle bir söz söylemedim” diyemese de bekliyor sırasını…

***

“Yap bi güzellik” mevzusu herkese lazım. Bugün değilse de yarın…

Söz verenlerin sözü meydanlarda kaybolmadı.

Bırakın o güzelliğin gereğini yerine getirsin o lafı sarf edenler…

Eğip bükülmesin laflar…

Mevlânâ diyor ki: “Dün dünle gitti cancağızım, bugün başka şeyler söylemek lazım.”

Bugün yeni ve başka şeylerin söylenmesi, yeni güzelliklerden söz edilmesi lazım.

Yoksa neden “Her sabah taze bir başlangıçtır” diyoruz ki…

“Taş yerinde ağır” deniyor ya hani…

Bir de “Kahve sıcakken içilir” gibi ekstradan sözlerimiz de var ya…

Yap bi güzellik söz veren…

Eli mi tutulur söz verenin…

Türk milleti, benim milletim küçücük şeylerle dahi mutlu olabilen bir yapıya sahip.

Yapın artık bi güzellik…

Güzellikler aylar ötesine atıldıkça, güzellik olmaktan çıkıyor…

Siz hiç eziyet çektiren güzellik duydunuz ya da gördünüz mü?

***

Nedir güzellik?

Güzellik demek…

Güzellik demek…

Güzellik atanamayan için atama demek…

Güzellik emeklinin, asgari ücretlinin, fakirin fukaranın, yoksulun yüzünün gülmesi demek…

Adı üstünde güzellik

Güzellik yapmak madem elimizde, hani o güzellik, nerede o güzellik?

“Sana bi güzellik yapacağım yapmasına amma az dur, az bekle, az sabret; beklediğine değecek, bambaşka bir güzellik olacak…”

Ne zaman?

Sanırsınız güzelliğin tam da ortasında kaldık…

Güzellik iyi bir şey, hoş bir şey de…

Bize güzellik yapmasını beklediklerimizden göremediğimiz o güzellikler yüzünden Karadeniz’de gemileri batmışlara döndük.

Arpacı kumrusu gibi düşünmemiz ondan.

Güvendiğimiz dağlara temmuz, ağustos sıcağında kar yağması o güzelliklerin sekteye uğramasından.

***

Bizim beklentimiz olan güzellik bir kucak dolusu sükûtuhatal

Bir kucak dolusu “Hiç mi beni sevmedin?” şarkısından kırık dökük mısralar

Bir kucak dolusu adı umut olan nafile beklenti.

Biz var ya biz, bize defalarca söz verildiği hâlde yapılamayan o güzelliğin peşinde ömür çürütenleriz.

Söz verilen, “Yapacağız” denen bi güzellikti…

Bekleyenlerin bir kısmının ömrü vefa etmedi

Bir kısmı ya evde hasta ya hastanede…

Bir kısmı küstü hayata

Bir kısmı gezemiyor ne sokakta ne pazarda.

***

Bi güzellik yapmak bu kadar mı zordu?

Yarım elma gönül alma kadar da olmadı.

Yaşlı adam seslendi oğluna: “Ne diyor haberde, var mı bi güzellik yapıldığına dair bir haber?”

“Yok baba…”

Bu güzellik nasıl olur?

Kime yaparlar?

Kim yaşar bu güzelliği?

“Güzel ülkemin güzel insanlarına güzelliklerin en güzelini yapacağız” babında neler söylenmemişti ki…

“Yapalım bi güzellik” dediler.

Bizler de o güzellikle dört gözle bekliyoruz o güzelliğin ne zaman yapılacağını…

Kaç sene geçti, kaç mevsim geçti; geriye kalanlarımız bekliyor o güzelliği

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!