Mehmet Özkendirci
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Sizden Olanların Canı Can, Olmayanların Patlıcan mı?

Sizden Olanların Canı Can, Olmayanların Patlıcan mı?

featured

Yazar Mehmet Özkendirci, Türkiye’deki hukuk sisteminde uygulanan çifte standartları ve dini gruplara sağlanan ayrıcalıklı muameleyi sert bir dille eleştirmektedir. Metin, ağır suçlar işlemiş tarikat ve cemaat mensuplarının sağlık gerekçeleriyle erkenden tahliye edilmesini, benzer sağlık sorunları yaşayan muhalif isimlerin ise cezaevinde ölüme terk edilmesiyle kıyaslamaktadır. Özellikle çocuk istismarı ve Sivas katliamı gibi davalardaki sanıkların serbest bırakılması, toplumsal adalete olan güvenin sarsıldığı bir tablo olarak sunulmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı’nın cemaatlerle kurduğu bağlara da değinilerek, devlet kurumlarının liyakat yerine dini yapıların etkisi altına girdiği savunulmaktadır. Sonuç olarak yazar, adalet terazisinin kişiye göre değişmemesi gerektiğini vurgulayarak yetkilileri gerçek bir vicdan ve eşitlik anlayışına davet etmektedir. Ülkede hukukun temel ilkelerinin yerini siyasi yakınlıkların aldığına dair derin bir endişe dile getirilmektedir.

 

Birkaç gündür ne yazıp yazmayacağıma karar veremiyordum. O kadar “yok yahu, bu kadar da olmaz” denilen, bizde sıradanlaşan konu var ki. Sonunda adının başında adalet olan Parti’nin sayısız adaletsizlikten birisini seçtim. Yıllar önce Sivas Madımak cinayetinde insanları yakmak için elinde benzin bidonu taşırken tekbir getiren bir çember sakallı vardı. Sağlık nedenleriyle geçenlerde tahliye edilmişti Cumhurbaşkanı imzasıyla. Son tahliye kararı, 6 yaşındaki kızını tarikat müritlerinden 23 yaş büyük biriyle imam nikahı kıydıran sözde babayla ilgili. Yirmi yıldan fazla hapse mahkûm edilen bu yaratık, sağlık nedenleriyle üç yıl yattıktan sonra tahliye edildi tıpkı Madımak canisi gibi. Bu tahliyede yanmaz kefen yapıp Allah’ın gazabına karşı çıktığını beyin yoksunu sözde Müslümanlara inandıran Cübbeli Ahmet, kendisinin önemli rol oynadığını sosyal medyada gururla söylüyor.

Cezaevlerinde yıllarca ölümü bekleyen yüzlerce insan varken bu kişilerin ortak özellikleri tarikat ve cemaat mensupları olmaları. Yıllar önce T.C. tabelası önünde yobaz bir insanla uygar bir insan çizmiştim. Orada uygar insan T.C. yazısını Türkiye Cumhuriyeti diye okurken yobaz, Tarikat ve Cemaat diye okuyordu sırıtarak. Sonrası Millî Eğitim Bakanı tarikat ve cemaatleri sivil toplum kuruluşları deyip okullara soktu. O tabela başında T.C.’yi Tarikat ve Cemaat diye okuyan yobazın ne kadar ileri görüşlü olduğunu, acı da olsa anlamış olduk.

Cumhurbaşkanı imzasıyla, sağlık nedenleriyle tahliye edilen tarikat ve cemaat üyeleri gibi bu tahliyelerden yararlanamayan bir İBB tutuklusu var ki idam cezasının olmadığı Türkiye’de resmen ölüme mahkûm: Murat Çalık. İki kez kanser ameliyatı geçirmesine karşın İstanbul’dan İzmir Cezaevi’ne sevk ediliyor. Orada da birkaç kez ciddi sağlık sorunları yaşıyor. Kaldırıldığı hastaneden hemen hücresine konuyor. Yaşananlar televizyon ve sosyal medyada paylaşılırken nedense Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hiç dikkatini çekmiyor. Çalık hakkında, onlarca CHP’li gibi bir tutuklama kararı çıkmadan, üstelik ölüm tehlikesi varken neden en azından ev hapsi istenmiyor? Tarikat ve cemaat mensuplarınınki can da olmayanlarınki patlıcan mı? Lütfen adalet konusunda biraz—Hz. Ömer adaletinden vazgeçtik—biraz adil olun. Adalet terazisini kendinize göre ayarlamayın. Böyle olursa en azından mahkemelerdeki “Adalet Mülkün Temelidir” yazısını kaldırın. Unutulmasın, Allah’ın terazisi adamına göre tartmaz. Gün gelir, o terazi kefesine herkes oturur.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!