Rıza Tahir Yel
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Nefes Nefese: Temmuz Zammı Kapıda, Ama Alım Gücü Kaçıyor

Nefes Nefese: Temmuz Zammı Kapıda, Ama Alım Gücü Kaçıyor

featured

Mutfaktaki yangın %40-50’lerde kavururken, maaşlara %16,6 bandında yama yapmak adalet duygusunu kökünden zedeliyor. Sistem emekliye ‘Sen önden git, ben seni arkadan toplarım’ diyor; ancak koşan her zaman enflasyon, nefes nefese kalan ise hep bu ülkenin emeklisi oluyor.

 

Saygıdeğer okurlar, bu satırları yazmaya başlarken önümde iki hesap makinesi var. Biri ekonomistin; sayılar, formüller, yüzdeler. Öteki ise Konya’nın bir varoşunda tanıdığım 68 yaşındaki Hasan amcanınkine benziyor: Her ayın 10’unda market fişini masaya yayıyor, aldıklarını tek tek sayıyor ve sonunda “bu ay biraz daha az alabilmişim” diyor. Hasan amca, ekonomistlerin ‘reel alım gücü kaybı’ dediği şeyi yaşayan milyonların yüzü.

Türkiye’de takvimler ne zaman Temmuz’u gösterse, milyonlarca hanenin gözü kulağı tek bir merkeze kilitlenir: TÜİK. 3 Temmuz 2026 sabahı açıklanacak Haziran ayı enflasyon verisi, sadece teknik bir istatistik değil; bu ülkede alıştığımız ama her seferinde canımızı biraz daha yakan o malum “kader anı.” O rakamla birlikte hem 16 milyon SSK ve Bağ-Kur emeklisinin hem de 3 milyonu aşan memurun yılın ikinci zammı kesinleşecek. Şimdiden bilinen rakamlar var: 5 aylık birikmiş enflasyona göre SSK ve Bağ-Kur emeklileri en az yüzde 16,6 zammı garantiledi; memur ve memur emeklileri için toplu sözleşme zammı dâhil oran yüzde 12,4’te. Piyasa beklentileri ise emeklide yüzde 17-18,2, memurda yüzde 12,4-13,9 bandına işaret ediyor. Karşılarında ise dağ gibi duran bir gerçek var: 6 aylık birikmeli enflasyonun yüzde 18-20 bandında kapanacağı öngörüsü.

SSK/Bağ-Kur 6 ay zam (tahmini)

Memur 6 ay zam (tahmini) 6 ay kümülatif enflasyon (tahmini)

% 16,6 – 18,2

% 12,4 – 13,9

% 18 – 20

Kulağa iyi geliyor, değil mi? Ben de iyi görmek istiyorum. Ama iki yıldır aynı soruyu sormaktan vazgeçemiyorum: Zam alıyoruz, peki neden hâlâ yetersiz hissediyoruz? Bu Temmuz zammı, öncekilerden farklı bir tonda geliyor; daha yüksek sesle, daha derin bir adaletsizlik hissiyle kapıda.

Otomatik Sistemin Kusurlu Dişlileri

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz birkaç gün önce şöyle dedi: “Enflasyona hiçbir zaman ezdirmedik. Otomatik işleyen bir sistem var.” Bu cümlenin birinci yarısı siyasi bir taahhüt; ikinci yarısı teknik bir gerçek. Sistem gerçekten var. Emekliler 6 ayda bir, memurlar yılda iki kez enflasyon farkıyla güncelleniyor. Bu mekanizma, pek çok ülkede bile olmayan bir koruma kalkanı; bunu küçümsemek haksızlık olur.

Ama buradaki temel çelişkiyi görmek için ekonomist olmaya gerek yok. Karşımızdaki ‘otomatik işleyen sistem’, doğası gereği geriden gelmeye mahkûm. Yasaların bize ‘enflasyon farkı’ diye sunduğu şey aslında bir ödül ya da refah payı artışı değildir; geçmiş 6 ayda cepten çalınanın, aylar sonra eksik biçimde iade edilmesidir. Emekli, Ocak’tan Haziran’a her market alışverişinde, her fatura ödemesinde o enflasyonu canıyla ödedi. Temmuz’da verilecek yüzde 16-18’lik zam, geride bırakılan o zorlu 6 ayın telafisi bile olamıyor; çünkü enflasyon durmuyor, koşmaya devam ediyor. Sistem, emekliye “Sen önden git, ben seni arkadan toplarım” diyor. Ama arkadan gelen ambulans, hastayı olay yerinde bırakıp sadece rapor tutuyor.

Ekonomistler buna ‘telafi gecikmesi’ diyor. Sıradan vatandaş ise bunu şöyle yaşıyor: Market fişi her ay büyüyor, maaş her altı ayda bir tek seferde büyüyor. 2025 yılında bu gecikmenin bedeli özellikle ağır hissedildi: Ocak-Haziran 2025 enflasyonu beklentilerin oldukça üzerinde gerçekleşti ve yıllık enflasyon yüzde 68’lerden yüzde 30’lara inerken bu iniş düzgün bir eğri çizmedi; bazı aylarda sert aylık artışlar sistemi altüst etti. 2026’nın ilk yarısı da programın öngördüğünden daha yüksek enflasyon getirdi — bunu Yılmaz bizzat teslim etti. Yani sistem çalışıyor ama hayat onun hızını geçiyor.

Endekslerin Yalancı Baharı ve Mutfaktaki Gerçek

Peki, bu makas neden hiç kapanmıyor? Cevap, TÜİK’in sepeti ile emeklinin sepeti arasındaki fersah fersah mesafede gizli. Manşet enflasyon dediğimiz şey; içinde pinpon topundan araba lastiğine, tenis raketinden otel ücretine kadar yüzlerce kalemi barındıran homojen bir bulamaçtır. Oysa dar bir maaşla hayatta kalmaya çalışan bir emeklinin harcama sepeti sadece üç ana kısımdan oluşur: kira, gıda ve faturalar.

Bugün Türkiye’de gıda enflasyonu manşet enflasyonun çok üzerinde seyrederken, kiralar durdurulamaz biçimde tırmanırken, emeklinin maaşına pinpon topunun da dâhil olduğu genel endekse göre zam yapmak en hafif tabirle adaletsizliktir. Emekli, tekstil ürünlerindeki fiyat düşüşüyle karnını doyurmuyor; o, beyaz peynirin, zeytinyağının, bir kilo kıymanın fiyatına bakıyor. Mutfaktaki yangın yüzde 40-50’lerde kavururken, maaşlara yüzde 16,6 bandında bir yama yapmak, yaraya merhem olmak bir yana, adalet duygusunu kökünden zedeliyor.

İki Emeklilik, İki Farklı Kader: Eşitsizliğin Anatomisi

Bu tablonun en çarpıcı boyutu, zam oranlarının aynı görünmesine rağmen etkilerin derinden farklılaşması. Bunu somutlaştıralım. SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin en düşük aylığı şu an 20.000 TL. Tahminlere göre Temmuz’da bu rakam 23.000-23.700 TL bandına çıkacak; yüzde 17-18’lik bir artış. Peki 23.650 TL ile 2026 Temmuz’unda nasıl geçinilir? Kira için ortalama 10.000-15.000 TL, fatura için 3.000-5.000 TL, ilaç ve sağlık masrafları için en az 2.000-3.000 TL. Geriye kalan: gıda, giyim, ulaşım. Bu hesabı yapan herkes, ‘yüzde 18 zam aldım’ değil ‘yine yetmedi’ diyor.

Memur emeklisi için tablo farklı ama adaletsizlik benzer biçimde işliyor. En düşük memur emeklisi aylığı 27.772 TL’den Temmuz’da 31.643 TL’ye çıkacak; yüzde 13-14 zam. Öte yandan en düşük memur maaşı 61.890 TL’den yaklaşık 70.500 TL’ye çıkacak. Burada yüzde 13-14 aynı oran, ama başlangıç noktası çok farklı. Aynı şehirde, aynı enflasyona maruz kalan iki kişinin biri 23.650 TL, biri 70.500 TL alıyor. İkisi de ‘zam aldı’. Ama bu iki kişinin hissettikleri tamamen farklı.

En düşük emekli (tahmini Temmuz)

En düşük memur (tahmini Temmuz)

Yıllık enflasyon (Mayıs 2026)

~23.650 TL

~70.500 TL

% 32,61

 

Bu dönemin bir diğer derin yarası, toplumsal barışı sarsan katmanlaşma. Memura uygulanan toplu sözleşme mekanizmaları ile SSK/Bağ-Kur emeklisinin tabi olduğu sistem arasındaki eşleme tamamen kaybolmuş durumda. Üstelik seyyanen zamların kök maaşlara yansıtılmaması nedeniyle milyonlarca emekli, açıklanan zam oranını kendi cüzdanında göremiyor bile: ‘Yüzde 16 zam yaptık’ deniyor, ama kök maaşı düşük olan emeklinin eline geçen para yine en alt sınırdaki yasal limite takılıp kalıyor. Sistem, kendi içinde de bir adalet üretmiyor; aksine en alttakini daha da alta iten bir girdaba dönüşüyor.

En Düşük Emekli Maaşı: Sistemin En Büyük Çatlağı

Yılmaz çok önemli bir gerçeği de açıkça söyledi: “Otomatik yansımadığı tek bir alan var, o da en düşük emekli maaşı. O, kanunla yapılan bir iş.” Bu cümleyi bir köşe yazısı olarak değil, bir kamu itirafı olarak okumak gerekiyor. Sistem otomatik ama en kırılgan kesim için otomatik değil. En düşük emekli maaşını belirlemek için TBMM’nin özel bir yasa çıkarması gerekiyor; bu da her seferinde siyasi bir pazarlığa, bütçe müzakeresine ve zaman kaybına dönüşüyor.

Yüzde 6 aylık enflasyonun doğrudan yansıtılması durumunda 20.000 TL’den 23.562 TL’ye çıkacak olan en düşük emekli maaşı, farklı senaryolarda en fazla 25.000 TL’ye ulaşabiliyor. Oysa asgari ücret Ocak 2026’da 22.104 TL olarak belirlenmişti. Yani çalışan birinin asgari ücreti ile en düşük emeklinin maaşı arasındaki makas hem küçük hem de büyük; ikisi de yetmiyor, ama emeklinin güvencesi daha kırılgan.

Konya Ovasından Bir Gözlem: Rakamlar Değil, Hayatlar

Ben ziraat mühendisiyim. Ama 35 yıldır köylerde, kasabalarda, işçi mahallelerinde gördüklerimi unutamıyorum. Emekli dedelerini çocuklarına bırakan kadınları, çocuğunun şeker masrafını karşılamak için ilaç kesintisi yapan erkekleri, sofrada ekmek ve zeytin dışında bir şey kalmayan aileleri gördüm.

Bu hafta Konya’da bir pazarda bir emekli teyzeyle konuştum. “Temmuz’da zam var, iyi değil mi?” dedim. Gülümsedi. “Oğlum, zam geliyor doğru. Ama ben hâlâ torunu için çikolata almaktan çekiniyorum. Çikolata iyice pahalandı. Zam onun hızını tutamıyor.” Bu cümle, hiçbir veri setinin gösteremeyeceği kadar yalın bir şeyi gösteriyor: Alım gücü, yalnızca yüzde hesabıyla değil, günlük seçimlerle ölçülür. Bu yazıyı kaleme alırken Konya’da etliekmek, ekmek ve simide gelen zamlar da manşetlere yansımıştı bile — Temmuz’un maaşları kapıya daha varmadan, hayat pahalılığı çoktan yeni bir tur atmıştı.

Sistem Neden Hep Geride Kalıyor? Yapısal Sorunlar

Temmuz zammı meselesini yalnızca bir oran tartışması olarak okursak, asıl soruyu kaçırırız. Yapısal üç sorun var:

Birinci sorun: Zam formülü geçmiş enflasyona bakıyor, geleceğe değil. Enflasyonun aylık dalgalandığı dönemlerde bu gecikme sistematik bir alım gücü kaybına yol açıyor. Bunu düzeltmenin yolu, gelecek döneme ilişkin enflasyon projeksiyonlarını da formüle dâhil eden bir ‘ileri bakışlı güncelleme’ mekanizması.

İkinci sorun: En düşük emekli maaşı siyasi inisiyatife bırakılmış durumda. Her seferinde meclis kararı, her seferinde tartışma. Bu maaşın da enflasyon endeksli otomatik güncelleme kapsamına alınması şart.

Üçüncü sorun: Memur-emekli ayrımı haksız sonuçlar doğuruyor. Toplu sözleşme mekanizması memur emeklisini SSK/Bağ-Kur emeklisinden farklı bir yere koyuyor; aynı gelir diliminde iki emekli, farklı kurallara tabi. Bu eşitsizliği gidermek için emeklilik sistemini birleştiren ya da en azından alt barajları eşitleyen bir reforma ihtiyaç var.

Somut Öneriler: Zam Yetmez, Sistem Reformu Şart

  1. En düşük emekli maaşı otomatik güncelleme kapsamına alınmalı. Meclis kararına bırakılan en düşük emekli maaşı, 6 aylık enflasyon verisiyle otomatik güncellenen bir formüle bağlanmalı; siyasi müzakere dışına çıkarılmalı.
  2. Zam formülüne ‘ileri bakışlı’ bir bileşen eklenmeli. Salt geçmiş enflasyona dayanan formül, yaşam maliyetinin önünde kalıyor. TCMB’nin resmi enflasyon tahminleri formüle yüzde 30-40 ağırlıkla dâhil edilmeli.
  3. Memur ve SSK/Bağ-Kur emeklisi arasındaki yapısal eşitsizlik giderilmeli. Aynı gelir bandındaki iki emeklinin farklı kurallara tabi olması sosyal adalet ilkesiyle bağdaşmıyor. Birleşik bir formüle geçiş takvimi açıklanmalı.
  4. Enflasyon sepeti dar gelirliler için ayrı hesaplanmalı. Gıda, ilaç ve enerji ağırlıklı bir ’emekli sepeti endeksi’ oluşturulmalı ve zam hesaplamaları bu endekse de bakılarak yapılmalı; çünkü manşet enflasyon, dar gelirlinin gerçek harcama kalıbını yansıtmıyor.
  5. Temmuz asgari ücret güncellemesi gündeme gelmeli. Ocak 2026’da 22.104 TL olarak belirlenen asgari ücret, 6 aylık yüzde 18-20 enflasyonun ardından artık düşük kalmaya başladı. En düşük emekli maaşının yakınsaması için asgari ücret de Temmuz’da güncellenmeli.

Son Söz: Zamanı Durduramayanların Hikâyesi

3 Temmuz’da o veri açıklanacak. Kameralar karşısına geçecek yetkililer, “Enflasyona ezdirmedik” cümlesini muhtemelen yine kuracaklar. Rakamlar havada uçuşacak, yüzdeler birbirini kovalayacak. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz bir açıdan haklı: Sistem çalışıyor. Yılda iki kez enflasyona endeksli güncelleme, pek çok ülkede olmayan bir güvence.

Ama sistem çalışmasına çalışıyor, enflasyonun hızına yetişemiyor. 6 aylık gecikme, otomatik güncellemenin kapsamadığı en düşük emekli maaşı sorunu ve memur-emekli eşitsizliği; bunlar yapısal sorunlar, kısa vadeli yamalar değil. Enflasyon, arkasına aldığı rüzgârla çoktan Temmuz sonrasının, sonbaharın fiyatlamasını yapmaya başladı bile. Adil bir ücret politikası, sadece geçmişin enflasyonunu ölçüp o kadar nakit vermekle olmaz; insan onuruna yaraşır bir yaşamı, gelecekteki fiyat artışlarına karşı da koruyabilmektir.

Hasan amca, 3 Temmuz’da telefonuna TÜİK duyurusunu görecek. Yüzde kaç yazdığına bakacak. Sonra market fişini masaya yayacak ve hesap yapacak. Politika yapıcıların görevi, o hesabın sonucunun yalnızca “bu ay biraz daha az alabilmişim” olmamasını sağlamak. Temmuz zammı geliyor. İyi. Ama yetmesi için sistem değişmeli — yoksa kronometre ne kadar hassas çalışırsa çalışsın, koşan her zaman enflasyon, nefes nefese kalan ise hep bu ülkenin emeklisi olmaya devam edecek.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!