Mehmet Özkendirci
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. 15 Temmuz Destanı ve PKK Barış Süreci

15 Temmuz Destanı ve PKK Barış Süreci

featured

Mehmet Özkendirci tarafından kaleme alınan bu metin, Türkiye’nin yakın siyasi tarihindeki iki kritik dönüm noktasına dair sert eleştiriler ve derin kuşku barındıran bir bakış açısı sunmaktadır. Yazar, 15 Temmuz darbe girişiminin iktidar tarafından kurgulanan bir proje olduğunu iddia ederek, olayın arka planındaki yanıtsız soruları ve siyasi kazanımları sorgulamaktadır. Metnin ikinci kısmında ise son dönemde gündeme gelen yeni çözüm süreci ve terörle mücadele politikaları, şehitlerin hatırasına bir ihanet olarak nitelendirilerek sertçe yerilmektedir. Resmi söylemlerin aksine, bu olayların ardında yatan siyasi manevraları ve samimiyetsizlikleri ifşa etmeyi amaçlayan bir anlatım dili benimsenmiştir. Özellikle devlet kademelerindeki isimlerin çelişkili ifadelerine dikkat çekilerek, toplumsal hafızanın propaganda ve süslü isimlerle yanıltıldığı savunulmaktadır. Yazar, milliyetçi bir hassasiyetle hem geçmişteki kalkışmanın hem de güncel barış arayışlarının Türkiye’nin gerçek çıkarlarına hizmet etmediğini vurgulamaktadır.

 

Millet olarak pek bir şey yapmasak bile pazarlama alanında ilginç isimler koyma becerimiz tartışılmaz.

İlk örnek; 2016 senesinde yapıldığı söylenilen 15 TEMMUZ FETÖ taraftarlarının iktidara karşı yapıldığı düşünülen darbe girişimi… Aradan koca 10 yıl geçti, hâlâ kafalarda birçok soru var. İşte bazıları:

  • Eski AK Parti il başkanı, yeni vekilinden itiraf: “15 TEMMUZ’u askeri vesayeti kaldırmak için biz (AK Parti) ABD ve cemaatle birlikte TSK’ya kumpas kurduk…” Bu sözlere televizyonda Ahmet Hakan acaba yanlış mı anladım diye birkaç kez sordu, aldığı cevap hep aynıydı.
  • Devletin MİT ve askeri istihbarat birimleri varken bu darbeyi Erdoğan neden eniştesinden öğrendiğini söyledi? MİT ve askeri istihbarata güvenmiyor mu?
  • Neden o günün güvenlikten sorumlu baş kişileri Hakan Fidan ve Hulusi Akar TBMM’ye gelip bir açıklama yapmadılar ve aksine terfi ettirilerek Dışişleri ve Milli Savunma Bakanı oldular?
  • TBMM uçaklarla bombalandı derken bombaların içeriden patlatıldığı anlaşıldı.
  • Ve neden Erdoğan’ın oturduğu devasa külliyeye tek kurşun bile isabet etmedi?
  • Olaylar başlar başlamaz anında yüzlerce pankart açıldı, minarelerden selalar okunmaya başlandı, lojmanlar önüne çöp kamyonları çekildi.

Yıllar sonra AK Parti’nin önde gelen isimlerinden Binali Yıldırım‘a “İçinize sinmeyen hangi projeniz oldu?” diye sorulduğunda, yukarıdaki tüm soruları kapsayan “15 TEMMUZ darbe girişimimiz oldu” demişti gülerek. Evet, bu bir projeydi ve bu projenin kaymağını yiyenler bugün devletin en üst kademesini işgal edenlerdir. Kimi vekil, kimi bakan oldu. Olan; köprüde başları kesilen erler ve askeri öğrenciler dahil 251 cana oldu. Böylesi karanlık ve acı günün her yıl DEMOKRASİ VE MİLLİ BİRLİK GÜNÜ adıyla kutlanması, bir günlük resmi tatil edilmesinin yorumunu sizlere bırakıyorum; köprüye ve bazı yerlere adının konması gibi… 15 Temmuz’un baş savunucularından olan gazeteci, eski AK Parti vekili Mehmet Metiner, bu yıl yurt dışında ABD dahil kapı kapı vatandaşlık başvurusunda bulunup sonunda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşı oldu; kendisini kırmızı halılarla karşılayacak onca Türk düşmanı ülke varken. Söz konusu kişi, “Sizin Gezi ruhunuz varsa bizim de 15 Temmuz ruhumuz var” derken o gün yaşananların bir tiyatro olduğunu söyleyenlere fena bozulmuştu. Sizlerin neler düşündüğünü bilmem fakat ben Fethiye sahilinde o akşam çay içerken yanımdakilere nedense ağzımdan “Darbeli matkap” sözü çıktı. Söyleyene değil söyletene bak sözü sanırım böyle olmalı.

İkinci süslemeli, afilli sözler; 40.000 kişinin katilinin Bahçeli tarafından şerefli TBMM’de konuşmaya davet edilmesiyle başlatılan sözde “Terörsüz Türkiye” veya “Barış ve Demokratik Toplum Süreci”“Analar ağlamasın, bu terör dursun” diyenler iktidara geldiklerinde PKK terörü bitme noktasındaydı. Sonraları İçişleri Bakanı Süleyman Soylu teröristlerin ayakkabı numarasını bile bildiklerini söylerken, burada başka bir numara olduğunu geç fark ettik. Dün “asalım” diyenler, bugün “statü verelim” derdindeler. Beyler, Türk milleti ona statüyü çoktan verdi: Bebek katili diye…

Lojmanda eşi ve çocuğu ile hamile katledilen, bir haftalık öğretmen iken babasıyla köy meydanında kurşuna dizilen nice öğretmenlerimizi ve Başbağlar Katliamı‘nı hangi gözler görmezden gelir? Bu adı barış, kendi ihanet sürecine katkıda bulunan siyasilerin hangisi evlat, eş, torun acısı tattı? Öyle Fareli Köyün Kavalcısı‘nın barış zırvalarıyla bu milletin gerçek sahiplerini uyutamazsınız beyler, bayanlar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!