Mehmet Özkendirci
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Ahbap ve Kabak Hikayesi

Ahbap ve Kabak Hikayesi

featured

Yazar Mehmet Özkendirci, bu metinde Türkiye’deki sosyal adaletsizlikleri ve yardım kuruluşları ile tarikatlar arasındaki şeffaflık sorunlarını eleştirel bir dille ele almaktadır. AHBAP derneğinin çadır alımı üzerinden patlak veren tartışmaları hatırlatarak, Kızılay’ın ticari hamlelerini ve dini yapıların denetlenemeyen devasa servetlerini sorgulamaktadır. Toplumun bağışlarıyla zenginleşen ancak vergi ve hesap verebilirlik konusunda muammada kalan grupların, halkın sırtındaki mali yükü artırdığına dikkat çekmektedir. Anlatı, Isparta yöresine ait bir halk hikayesi aracılığıyla, nimetlerden başkaları faydalanırken zahmetini masum halkın çekmesi durumunu ironik bir dille özetlemektedir. Sonuç olarak yazar, haksız kazanç sağlayanların yarattığı bedeli, ekonomik sıkıntılarla boğuşan vatandaşın ödemek zorunda kalmasına sert bir tepki göstermektedir. Metin, toplumsal kaynakların yanlış yönetimini ve etik yozlaşmayı simgesel bir anlatımla gözler önüne sermektedir.

Bugün iki konuyu yazacağım. Birilerine göre kaderin garip bir cilvesi, diğerlerine göre zamanlaması manidar.

AHBAP

Haluk Levent’in Kızılay’dan deprem bölgelerine dağıtılmak için çadır satın alınca popçuluktan başka uğraşı da olduğunu öğrendik kurduğu AHBAP sayesinde. Bugünlerde halkın bağışlarıyla alınan çadırları, halkın en muhtaç olduğu depremde halka satan çadır tüccarı Bay Kınık ve korosu kendilerini aklama yarışına girdiler, “Bakın AHBAP ne dümenler çevirmiş,” diyerek. Sahi bu Kınık için devlet bir soruşturma açtı mı? Kızılay’ın imajını zedeleyip bağışları çok düşürdüğü için Haluk Levent’e borç para veren CHP’nin bayan avukatı bile zanlı sayıldı.

Türkiye’de sadece AHBAP değil, yardım adıyla vakıflar, cemaatler kuranların gelir ve giderleri de araştırılsın.

Menzil tarikatının kurucu lideri ölünce servetinin milyonlarca dolar olduğunu kardeş kavgalarıyla bir kez daha öğrendik. Menzil tarikatı gelen yardım paralarıyla hastaneler, holdingler, gayrimenkuller alarak binlerce insana ekmek kapısı açan Koç Holding‘den daha fazla servet sahibi olurken ne kadar vergi vermişti? Yine İmamoğlu öncesi İBB bütçesinden kaç vakfa para verilmişti? Son olarak bu tarikatların ne kadar altın sevdalısı olduğunu Cübbeli Ahmet sayesinde öğrendik. Yanmaz kefenle fizik kurallarına meydan okuyan Cübbeli, çalındığı iddia edilen 800 kilo altın için “Biz onları nasıl alın teriyle biriktirdik,” diye feryat ediyordu. Sahi hangi tarikat ve cemaatten çalışırken bir damla alın teri düştüğünü gören, duyan var mı?

KABAK HİKAYESİ

Güller diyarı Isparta’da kabak yemeği o kadar çok seviliyormuş ki gerdek öncesi damada ikram edilirmiş. Konumuzdaki damada düğün telaşından olacak kabak yemeği verilmesi unutulmuş. Düğün bitmiş, herkes gitmiş fakat damat ortalıkta yokmuş. “Gerdek öncesi damat neden kaçsın, kaçsa kaçsa gelinler kaçar,” diyenler her tarafta onu aramaya başlamışlar. Sonunda bir ağaç dibinde efkârlı efkârlı sigara içen damadı bulup sormuşlar neden kaçtığını. Cevap: “Kabağı kim yemişse gerdeğe o girsin…”

Bu pek de gerçek olmayan hikâye, günümüz Türkiyesinde maalesef gerçeğin zirvesi.

Birilerinin haksız yoldan kazandıkları paralar, daha sonra kuruş görmeyenlerin cebinden çıkıyor.

Mehmet Özkendirci: “Nereden çıktı şimdi bu kabak hikayesi?” diyenler bilenlere sorup öğrensinler. Benden bu kadar…

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!