Feridun Yıldız
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Temmuz’un Kanlı Yaprakları: Türk Milletinin Unutulmayan Acıları

Temmuz’un Kanlı Yaprakları: Türk Milletinin Unutulmayan Acıları

featured

Bu tarihi araştırma, tarih boyunca Temmuz ayında Türk ve Müslüman topluluklara karşı gerçekleştirilen kitlesel katliamları, sürgünleri ve sistematik kıyımları kapsamlı bir şekilde ele almaktadır. Balkanlar’dan Doğu Türkistan’a, Kırım’dan Anadolu’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada yaşanan beşerî trajediler ve soykırım girişimleri kronolojik bir sırayla aktarılmaktadır. Kaynakta, 93 Harbi’nden Srebrenitsa’ya, 15 Temmuz darbe girişiminden terör saldırılarına kadar pek çok olay Türklüğe karşı yönelen tarihsel bir tehdidin parçası olarak nitelendirilmektedir. Bu trajik olayların hatırlanması ve toplumsal hafızada diri tutulması, gelecekteki benzer acıların önlenmesi adına hayati bir sorumluluk olarak vurgulanmaktadır. Metin nihai olarak, yaşanan bu büyük kayıpların anılması amacıyla küresel ölçekte bir anma günü ilan edilmesi çağrısında bulunmaktadır.

 

Tarih, sadece zaferlerin ve şanlı yürüyüşlerin sahnesi değildir; aynı zamanda büyük milletlerin bağrında açılan derin yaraların, sızlayan vicdanların da tanığıdır. Türk milleti için Temmuz ayı, bir yandan istiklal mücadelesinin Meclis çatısı altında perçinlendiği, bir yandan da ihanetlere karşı siper olunduğu çetin bir aydır. Ancak bu takvimin yapraklarını biraz daha geriye, coğrafyamızın mahzun köşelerine doğru çevirdiğimizde; karşımıza soykırımlarla, katliamlarla ve sistematik kıyımlarla kararmış bir Temmuz resmi çıkar.

Dünya ne zaman insan haklarından, medeniyetten ve adaletten dem vursa, Türk insanının kanıyla sulanmış toprakların sessiz çığlığı kulaklarımızda çınlar. Geliniz, tarihin hafızasına kazınan ve Temmuz ayında Türk ve Müslüman varlığına yönelen o büyük kıyımlara daha yakından bakalım.

 

  1. Balkanlar’ın Kanlı Sürgünü ve Kıyımları (1877-1878 Temmuz)

93 Harbi olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nın en acı safhaları 1877 yılının Temmuz ayında yaşandı. Rus ordularının ve Panslavist çetelerin Plevne ve Şıpka hatlarına yüklenmesiyle birlikte, asırlardır o topraklarda kök salmış binlerce Türk evladı yerinden, yurdundan edildi.

  • Sistematik Temizlik: 1877 Temmuz’unda Zağra, Niğbolu ve Eski Cuma hattında yüz binlerce sivil Türk; kadın, çocuk, yaşlı denmeden katledildi.
  • Tarihin En Büyük Göç Acısı: Sadece Temmuz ayında yüz binlercesi yollara düştü. Açlık, salgın hastalıklar ve çete saldırıları nedeniyle bu göç yolları adeta birer toplu mezarlığa dönüştü. Balkanlar’daki Türk varlığını silmeyi amaçlayan bu sistemli kıyım, çağdaş soykırım tanımlarının tüm unsurlarını taşımaktadır.

Amerikalı ünlü tarihçi Justin McCarthy ve Türk arşiv kaynaklarının ortaya koyduğu tablo, soykırım boyutundaki bu kaybın ana hatlarını şöyle çizer:[1]

  1. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi)

Balkanlar’daki en büyük ilk kitlesel kıyım bu dönemde yaşanmıştır. Rus orduları ile Bulgar/Panslavist çetelerin Plevne, Şıpka, Zağra ve Filibe hatlarındaki ilerleyişi sırasında:

  • Yaklaşık 300.000 ile 400.000 arası Türk katledilmiş veya göç yollarında soğuk, açlık ve salgın hastalıklar nedeniyle yaşamını kaybetmiştir.
  • 1 milyondan fazla Türk ise malını, mülkünü ve ata yurdunu bırakarak İstanbul ve Anadolu’ya sığınmıştır.
  1. 1912-1913 Balkan Savaşları

Osmanlı’nın Rumeli’den çekilişi sırasında Bulgar, Sırp, Karadağ ve Yunan ordularının/çetelerinin uyguladığı sistematik baskı neticesinde:

  • Sadece bu kısa savaş sürecinde 600.000’den fazla Türk ve Müslüman katledilmiş veya göç yollarında telef olmuştur.
  • 1,5 milyona yakın insan Anadolu’ya göç etmek zorunda kalmıştır.
  1. 1821 Yunan İsyanı ve Mora Kıyımı

Yunanistan’ın bağımsızlık süreci, Mora Yarımadası ve Tripoliçe’deki Türk varlığının tamamen yok edilmesiyle başlamıştır. Sadece Tripoliçe Katliamı’nda birkaç gün içinde 20.000’den fazla Türk katledilmiş; Mora genelinde 30.000 ila 50.000 arası Türk yok edilmiştir.

 

  1. Kırım ve Ahıska’dan Kafkasya’ya: Yaz Sıcağında Sürgün ve Kıyım

Kafkasya ve Doğu Avrupa coğrafyasında Türk milletine uygulanan sürgünler, aslında yavaşlatılmış birer soykırımdır. Çarlık Rusyası ve sonrasındaki Sovyet rejimi, Türk varlığını Anadolu ve Kafkasya hattından kazımak için en sert adımlarını genellikle yaz aylarında atmıştır.

  1. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Temmuz ayları; Kırım Türklerinin ve Kafkasya Müslümanlarının öz yurtlarından koparılarak Sibirya’nın veya Asya’nın steplerine ölüme terkedildikleri tren vagonlarının, yakılan köylerin ve yağmalanan camilerin ayı olmuştur. Yok etme kastıyla yapılan bu zorunlu göçler sırasında nüfusun yarıya yakını yollarda hayatını kaybetmiştir.

1,5 milyon ile 2 milyon arasında Kafkasya yerlisi öz yurtlarından çıkarılarak Osmanlı topraklarına (Anadolu ve Balkanlar) sürülmüştür. Sürgün öncesi çatışmalarda, köylerin yakılması sırasında ve Karadeniz üzerinden yapılan yolculuklarda 500.000’den fazla insan hayatını kaybetmiştir.

1944’te tek bir günde Kırım’daki tüm Türk varlığını tren vagonlarına doldurarak Özbekistan, Urallar ve Sibirya’ya sürgüne göndermiştir. Resmi Sovyet kayıtlarına göre 193.865, Kırım Tatar milli hareketinin verilerine göre ise 228.000’den fazla Kırım Türkü sürülmüştür.

Gürcistan’ın Türkiye sınırında yer alan Ahıska bölgesinde yaşayan Ahıska Türkleri, 14 Kasım 1944 gecesi Stalin’in emriyle birkaç saat içinde toplanarak hayvan vagonlarına bindirilmiştir. 86.000 ile 100.000 arasında Ahıska Türkü (kadınlar, çocuklar ve yaşlılar; zira eli silah tutan erkeklerin tamamı o esnada Kızıl Ordu saflarında II. Dünya Savaşı’nda cephededir) Orta Asya’ya (Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan) sürülmüştür. Haftalarca süren zorlu tren yolculuğu sırasında dondurucu soğuk, açlık ve bakımsızlık yüzünden 17.000 ila 20.000 arası Ahıska Türkü yollarda hayatını kaybetmiştir.

 

  1. Doğu Türkistan: Uygur Türklerine Yönelik Urumçi Katliamı (5 Temmuz 2009)

Yakın tarihimizin en açık, en belgelenmiş ve ne yazık ki modern dünyanın gözleri önünde gerçekleşen soykırım adımlarından biri 5 Temmuz 2009’da Doğu Türkistan’ın Urumçi şehrinde yaşandı.

  • Olayların Fitili: Shaoguan’daki bir oyuncak fabrikasında Uygur Türkü işçilerin lınç edilmesini protesto etmek isteyen silahsız üniversite gençliği, Urumçi meydanlarında toplandı.
  • Devlet Eliyle Kıyım: Çin yönetiminin emriyle güvenlik güçleri ve organize edilen gruplar, göstericilerin üzerine gerçek mermilerle ateş açtı.
  • Bilanço: Resmi rakamlar olayı küçültmeye çalışsa da bağımsız kaynaklar ve Doğu Türkistan sivil toplum kuruluşları, o gece ve takip eden günlerde binlerce Uygur Türkünün katledildiğini, binden fazla insanın ise “kaybolduğunu” ve bir daha haber alınamadığını belgeledi.

5 Temmuz Urumçi Katliamı, bugün Doğu Türkistan’da yürütülen sistematik kültürel ve biyolojik soykırımın (toplama kampları, zorla kısırlaştırma, kimliksizleştirme) en kanlı kırılma noktalarından biridir.

 

  1. Srebrenitsa: Türk-İslam Medeniyetinin Bağrındaki Hançer (11 Temmuz 1995)

Her ne kadar etnik olarak Boşnak kardeşlerimize yönelik yapılmış olsa da, Srebrenitsa Soykırımı tarihsel ve kültürel olarak Osmanlı-Türk mirasına ve o coğrafyadaki Müslüman varlığına açılmış doğrudan bir savaştır.

  • 8.372 Can: 1995 yılının 11 Temmuz günü, “Birleşmiş Milletler’in güvenli bölgesi” ilan edilen Srebrenitsa’da, Ratko Mladiç komutasındaki Sırp güçleri modern Avrupa’nın göbeğinde 8.372 Müslüman’ı katletti.
  • “Türklerden İntikam Alıyoruz” Gerçeği: Mladiç’in şehre girerken söylediği “Nihayet bu topraklarda Türklerden intikam alma zamanı geldi” sözü, katliamın arkasındaki zihniyeti ve hedefin doğrudan Türk-İslam kimliği olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

 

  1. 15 Temmuz 2016 FETÖ Darbe ve İşgal Girişimi

Türk siyasi ve askeri tarihinin tanık olduğu en büyük iç ihanet ve vesayet kalkışmasıdır. Devlete sızmış illegal bir yapılanmanın (FETÖ/PDY), milletin iradesine ve devletin bekasına yönelik bu adımı; halkın meydanlara inerek direnmesi ve devlet refleksinin devreye girmesiyle bastırılmıştır.

Halkın silahsız şekilde tankların, helikopterlerin ve jetlerin karşısına dikilmesi sonucu ağır bir insani bilanço ortaya çıkmıştır: 251 ile 253 arasında vatan evladı (184 sivil, 63 polis, 6 asker) şehit olmuştur. 2.700’ün üzerinde vatandaşımız ve güvenlik görevlimiz yaralanarak gazi unvanı almıştır.

 

  1. PKK Terör Örgütü’nün Temmuz Ayında Gerçekleştirdiği Katliamlar
  • Başbağlar Katliamı (5 Temmuz 1993): Erzincan, Kemaliye – Başbağlar Köyünde 33 sivil köylü hayatını kay
  • Sundurak Katliamı (18 Temmuz 1998): Van, Başkale – Sundurak (Yolkuşat) Köyünde 15 sivil hayatını kaybetti (10’u çocuk, 4’ü kadın).
  • Ceylanpınar Saldırısı (22 Temmuz 2015): Şanlıurfa, Ceylanpınar’da 2 polis memuru şehit oldu.
  • Dicle Karakol Baskını ve Şehir Saldırıları (22 Temmuz 2011): Diyarbakır, Dicle’de özel harekât polisi şehit oldu, 13 asker/polis yaralandı.
  • Van / Gürpınar – Atabinen Mezrası Katliamı (24 Temmuz 1995): 12 sivil hayatını kaybetti (6’sı kadın, 1’i bebek), 13 sivil ağır yaralandı.
  • Van / Gürpınar – Kırkgeçit Saldırısı (31 Temmuz 1999): 4 güvenlik korucusu ve 5 asker şehit oldu, 13 asker yaralandı.
  • Çatak (Meydan / Yekmal Mezrası) Katliamı (24 Temmuz 1994): : 14 sivil hayatını kaybetti, çok sayıda vatandaş yaralandı.
  • Gürpınar Kırsalı ve Mezra Baskınları (Temmuz 1994): 10’un üzerinde sivil ve geçici köy korucusu şehit oldu.

 

  1. Kıbrıs’ta Rumların Temmuz Ayında Gerçekleştirdiği Katliamlar
  • EOKA-B Darbesi ve İç Çatışmalar (15 Temmuz 1974): Yunanistan’daki askerî cuntanın desteklediği EOKA-B terör örgütü, adayı Yunanistan’a bağlamak (Enosis) amacıyla Nikos Sampson önderliğinde Makarios’a karşı kanlı bir darbe gerçekleştirdi. Yüzlerce darbe karşıtı Rum ve Türk sivil katledildi.
  • Aleminyo (Alaminos) Katliamı (20 Temmuz 1974): Kıbrıs Barış Harekâtı’nın başladığı gün Larnaka’ya bağlı karma nüfuslu Aleminyo köyünde EOKA-B militanlarınca gerçekleştirilmiştir. 15 sivil Kıbrıs Türkü katledildi.
  • Limasol Briket Fabrikası Vahşeti (21 Temmuz 1974): Rum komandoları ve EOKA militanları, Limasol’da 13–16 yaşları arasındaki 25 Türk erkek çocuğunu evlerinden toplayarak bir briket fabrikasına götürmüş ve katletmiştir.
  • Limasol Çevresi Saldırıları (23 Temmuz 1974): Limasol çevresindeki Türk köylerinde 36 sivil hayatını kaybetti.

 

  1. Ermenilerin Türklere karşı Temmuz Ayında Gerçekleştirdiği Katliamlar
  • Kozan / Kahyaoğlu Çiftliği Katliamı (22 Haziran – Temmuz 1920): Temmuz 1920 başlarında etkileri devam eden bu olayda, Fransız üniforması giyen Ermeni çetecileri çiftliği basarak aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 64 sivili işkenceyle katletmiş, mallarını yağmalamıştır.
  • Adana “Kaç Kaç” Olayı ve Yollardaki Katliamlar (10 Temmuz 1920): Yüzlerce sivil hayatını kaybetti, 40.000’den fazla insan dağlara kaçmak zorunda kaldı.
  • Iğdır, Kars ve Nahçıvan Hatlarındaki Mezra Baskınları (Temmuz 1919 – Temmuz 1920): Iğdır Ovası, Arpaçay, Kağızman ve Vedibasar hattında binlerce Müslüman/Türk sivil hayatını kaybetti, onlarca köy yakıldı.
  • Van ve Çevresindeki Yayla Katliamları (Temmuz 1915): Rus işgali altında bulunan Van bölgesinde Taşnak lideri Aram Manukyan idaresindeki çetelerin yaz aylarında gerçekleştirdiği eylemlerdir. Yaylalara çekilen yüzlerce silahsız çoban ve sivil katledildi.
  • Nahçıvan, Zangezur ve Vedibasarlı Katliamları (Temmuz 1919 – Temmuz 2020): Binlerce sivil Türk katledildi, onlarca köy yakıldı.
  • Oltu ve Göle Kırsalı Baskınları (Temmuz 1920): Kazım Karabekir Paşa komutasındaki 15. Kolordu’nun harekâtından hemen önce, Ermeni çeteleri Oltu ve çevresindeki sınır köylerine baskınlar düzenleyerek sivil halkı katletmiş ve köyleri ateşe vermiştir. Bu saldırılarda yüzlerce Türk hayatını kaybetti.
  • ASALA Terör Örgütünün Temmuz Ayı Diplomat Katliamları (1980’ler):
  • Paris Büyükelçiliği Basın Ataşeliği Saldırısı (12 Temmuz 1979): 1 şehit, 1 ağır yaralı.
  • Atina Büyükelçiliği İdari Ataşesi Suikastı (14 Temmuz 1983): 2 şehit.
  • Lizbon Büyükelçiliği Baskını (27 Temmuz 1983): 2 şehit.

 

  1. Yunan işgal güçlerinin Türklere karşı Temmuz Ayında Gerçekleştirdiği Katliamlar:
  • Bursa’nın İşgali ve Çevre Köy Katliamları (8 Temmuz 1920): 8 Temmuz 1920’de Bursa’ya giren Yunan birlikleri ve yerli Rum çeteleri tarafından Bursa merkez, Gemlik, Orhangazi, ve Mudanya’da yüzlerce sivil katledildi, yüzlerce köy yağmalanıp yakıldı.
  • İznik Katliamı (Temmuz – Ağustos 1920): Temmuz 1920 ortalarında İznik’e giren Yunan birlikleri ve yerli işbirlikçi çeteler, Türk mahallelerini kuşatarak halkı toplanma alanlarına sürmüştür. Beşyüzün üzerinde sivil öldürülerek mağaralara, su kuyularına (özellikle Lefke Kapı civarındaki derin kuyulara) atılmıştır.
  • Karamürsel, Yalova ve Orhangazi Kırsalı Baskınları (Temmuz 1920): Yunan ordusunun deniz desteğiyle yürüttüğü bu eylemlerde sahil ve iç kesimdeki silahsız köyler bombalanmış, kaçamayan binlerce yaşlı, kadın ve çocuk katledilmiştir.

 

Unutmak, Soykırıma Ortak Olmaktır

Tarih bize öğretmektedir ki; hafızasını kaybeden milletler, coğrafyasını da kaybetmeye mahkûmdur. Temmuz ayı, bizim için sadece yaz sıcaklarının değil; asırlardır mazlum coğrafyalarda dökülen Türk kanının, yakılan köylerin ve yetim kalan çocukların sızısını bağrımızda hissetme ayıdır.

Zağra’da kılıçtan geçirilen anaların, Urumçi sokaklarında vurulan gençlerin, Srebrenitsa’da mavi kelebeklerin izinde aranan aziz şehitlerin ve Balkan göçlerinde yollarda kırılan ecdadın aziz ruhları bizden tek bir şey bekliyor: Unutmamak ve unutturmamak.

Çünkü unutulan her soykırım, yenisine davetiyedir. Unutmamanın en iyi yollarından birsi wn azından yılda bir günü “Türklüğe Yapılan Soykırım Günü” olarak resmen ilan edip bu günün bütün Türk Dünyasında anılmasını sağlamaktır.

 


[1] Ölüm ve Sürgün / Osmanlı Müslümanlarının Etnik Kıyımı (1821 – 1922) – Justin McCarthy, Türk Tarih Kurumu, 2020

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!