Yazar Mehmet Özkendirci, Şeyh Sait İsyanı’nın arkasında İngiliz parmağı olduğunu savunarak bu hareketi ulusal çıkarlara ve toprak bütünlüğüne yönelik büyük bir ihanet olarak nitelendiriyor. Metinde, isyancı figürlerin anıtlaştırılması sert bir dille eleştirilirken, Ümit Özdağ gibi bu duruma karşı çıkan isimlere yönelik hukuki baskıların haksızlığına dikkat çekiliyor. Aynı zamanda Ankara’daki NATO zirvesi özelinde Türkiye’nin dış politikası ve Amerika Birleşik Devletleri ile olan gerilimli ilişkileri sorgulanıyor. Yunanistan’daki askeri yığınaklar ve teslim edilmeyen savaş uçakları üzerinden, Batılı müttefiklerin Türkiye’nin milli güvenliğini tehdit eden tutumları vurgulanıyor. Son olarak yazar, iç ve dış tehditler karşısında milli bir duruş sergilenmesi gerektiğini savunarak toplumsal bir duyarlılık çağrısında bulunuyor.
Tunceli’de heykeli dikilen ve birçok yerde adı geçen Şeyh Sait kimdir? Yeni kurulmakta olan Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı 40.000 kişilik ordusuyla isyan çıkartan, İngilizlerin kuklası sözde dinî lider. Bu isyan; Kerkük ve Musul petrollerinin kokusunu alan ve iştahı kabaran İngilizlerin Şeyh Sait’i kışkırtması ve “din elden gidiyor” yalanıyla başladı. Sonuçta Kerkük ve Musul’u kaybettik. Binlerce Türkmen katledildi, mallarına el konuldu. Petrol zengini olabilecek Türkiye’nin millî gelirinin büyük bir bölümü petrol ve ürünlerine gidiyor. Böyle bir haini Zafer Partisi Lideri Sayın Ümit Özdağ eleştirdiği için, “anısına saygısızlık ettiği” gibi saçma bir iddiayla dava açılıp para cezasına mahkûm ediliyor. Beyler, bayanlar; nedir bu hain, işbirlikçi Şeyh Sait’in anısına saygı… Tunceli eski Belediye Başkanı Komünist Fatih Mehmet Maçoğlu, Dersim halkı bunu sevip saygı duyduğu için heykelini yaptıklarını söylemişti. Yakında halkın anayasal hakkı olan toplantı ve yürüyüşlere izin vermeyen yetkililer, PKK’nın dört ilde yapacağı büyük mitinglere izin veriyor. Mitinglerde PKK bezlerini sallayıp sözde millî marşlarını söyleyeceklerini duyurdular. Bu durumda asrın canilerinden Öcalan’ın Doğu ve Güneydoğu’da birçok yere heykellerinin dikilmesi, alanlara isminin verilmesi Şeyh Sait örneği gibi gösterilirse iktidar ve yandaşları ne diyecek? Bu nedenle Türk milleti olarak hislerimize tercüman olan Sayın Ümit Özdağ’a teşekkür eder, yanında olduğumuzu belirtiriz.

Ankara’da NATO toplantısı var temmuzda. Günler öncesinden Ankara resmen kilitlenmiş durumda. Heyetin geçeceği yerlerde şimdiden güvenlik kapsamında kuş uçurtulmuyor. Bazı güzergâhlar yeniden boyanıp gösterişli hâle getiriliyor; tıpkı İran’da Şah Pehlevi zamanında olduğu gibi. Malum, Tahran Havalimanı’ndan toplantı merkezine kadar birçok yer tahta perdelerle gizlenmişti. Evet, iktidarın pek önem verdiği bu NATO toplantısının şeref konuğu, İsrail’in hamisi Trump, Erdoğan’ın davetini kıramadığı için katılıyor. Bu toplantıda acaba Sayın Erdoğan, Trump’a şu soruları soracak mı: İlki, bizim gibi NATO ülkesi olan Yunanistan, tek kurşun atmadan 12 tane ada ve kayalığımızı işgal etti. O zaman ABD Başkanı Biden, “Oraların Yunanistan’da olması bizim için önemli” demişti. Acaba gelecekte hangi topraklarımız Amerika için önemli olacak? İkinci konu, Yunanistan sınırımıza ABD’nin ağır silahlar yığınağı yapması. Sınırımızdaki bu silahların hedefi Türkiye olabilir mi? Uluslararası ilişkilerde dostluklar değil, çıkarlar önemlidir. NATO’nun en büyük kara ordularından olan Türk Silahlı Kuvvetlerine, parası ödenmiş uçaklar yıllardır verilmiyor. Umarım bu konular da NATO toplantısında görüşülür. Şimdiden, içinde TEMA gönüllülerinin de bulunduğu 103 kişi “örgüt üyesi” diye tutuklandı, sayı her an artabilir.