Avukat Mehmet Bacaksız tarafından kaleme alınan bu metin, Türkiye’nin iç siyasetinde gündeme gelen yeni çözüm sürecine sert bir eleştiri getirerek bu girişimin derhal durdurulması gerektiğini savunmaktadır. Yazar, PKK ve PJAK gibi örgütlerin tamamen ABD ve İsrail kontrolünde hareket ettiğini ileri sürerek, bölgedeki silahlı unsurların stratejik hedefler doğrultusunda İran’a karşı kullanılacağını iddia etmektedir. Kuzey Irak’taki yerel yönetimlerin Türkiye ile dost olmadığını savunan makale, bu grupların geçmişten bugüne terör örgütlerine gizli destek verdiğini öne sürmektedir. Metne göre, bölgedeki jeopolitik dengeler ve dış güçlerin müdahaleleri göz önüne alındığında, terör örgütünün silah bırakma ihtimali gerçekçi olmayan bir kandırmacadan ibarettir. Son olarak yazar, komşu ülkelerin bölünmesinin nihayetinde Türkiye’nin toprak bütünlüğünü tehdit edeceğini belirterek ulusal güvenlik konusunda ciddi uyarılarda bulunmaktadır.
Son birkaç gündür televizyonlardan izlediğimiz haberlere göre, ABD-İsrail İttifakı, PKK’nın İran kolu PJAK ile Kuzey Irak’taki Kürt grupları İran’a karşı bir kara harekâtı için silahlandıracak. Anlatıldığına göre PJAK, dünden bu işe razı. Barzani ile Talabani’den cevap bekleniyor.
PKK’nın İran kolu PJAK, PKK’nın ta kendisidir. Bilindiği üzere Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra PKK, ABD ve İsrail’in güdümüne girdi. PJAK da ABD ve İsrail’in güdümünde. Bu sebeple, PJAK’ın İran’a karşı yapılması planlanan kara harekâtına katılması şaşırtıcı değil.
Kuzey Irak’taki Barzani ve Talabani grupları, ABD’nin 2003 Irak İşgali’nden sonra Irak Anayasası’nı değiştirmesi sonucunda Kuzey Irak’taki statülerini kazandılar. Özellikle Barzani Grubu’nun 1960’lı yıllardan beri İsrail ile gizli ilişkileri mevcut. Bu sebeple, ABD-İsrail İttifakı’nın ciddi biçimde bastırması durumunda bu iki grubun “Hayır” diyemeyeceklerini, zorla da olsa kara harekâtına katılmak zorunda kalacaklarını düşünüyorum.
PKK, silahlı teröristlerini eskiden beri Türkiye-Irak-İran üçgeninde ülkeden ülkeye transfer etmekte iken buna dördüncü olarak Suriye eklenmiştir. PKK, halen silahlı teröristlerini çok büyük oranda İran’da PJAK’ın kontrolündeki bölgeye sevk etmiştir.
Eskiden beri söylediğimiz gibi PKK’nın hiçbir silahlı unsurunun silah bırakması söz konusu değildir. Hele hele ABD-İsrail İttifakı’nın bu kadar desteğe ihtiyaç duyduğu bir dönemde PKK, kendisi silah bırakmak istese dahi patronu olan ABD-İsrail İttifakı silah bıraktırmayacaktır.
Medyada Kuzey Irak Kürt Yönetimi’nin Türkiye ile dost olduğuna dair yalan haberler yer alsa da ne Barzani ne de Talabani grupları hiçbir zaman Türkiye’ye dost olmamışlardır. Aksine, PKK’ya her zaman gizli destek vermişlerdir. PKK’nın onlarca yıldır Kuzey Irak’tan sökülüp atılamamış olmasının en büyük sebebi Barzani ve Talabani’nin PKK’ya verdiği destektir.

PKK, göstermelik olarak silah bırakmış olsa dahi militanları yakalanıp mahkûm edilmedikçe her an için tekrar silahlanması mümkündür. Hiç temenni etmesem de İran’ın yenilmesi, bölünmesi halinde sıra Türkiye’ye gelecektir. İşte o zaman ABD-İsrail İttifakı, ülkemizi yıkmak, bölmek için PKK’nın tüm uzantılarını, Kuzey Irak’taki Barzani ve Talabani gruplarını silahlandırarak Türkiye’ye karşı harekete geçirecektir.
Yaşadığımız bu olaylardan mutlaka ders çıkarmalıyız. ABD-İsrail İttifakı’nın ilerideki dönemde ülkemize karşı harekete geçmeyeceği iddia edilemez. Durum bu kadar net iken ABD-İsrail İttifakı’nın tam güdümünde olan PKK’nın silah bırakacağı iddiası hiç inandırıcı değildir.
Bu sebeplerle, Terörsüz Türkiye Projesi diye propaganda edilen, aslında Türk milletini kandırma projesi olan İKİNCİ AÇILIM SÜRECİ DERHAL SONLANDIRILMALIDIR.