Prof. Dr. Harun Demirkaya
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Emeklilerin Sorunları ve Çözümleri (1)

Emeklilerin Sorunları ve Çözümleri (1)

featured
0
Paylaş

Bu makale, Prof. Dr. Harun Demirkaya tarafından kaleme alınan ve Türkiye’deki emeklilerin karşılaştığı ekonomik zorlukları kapsamlı bir şekilde inceleyen yazı dizisinin ilk bölümüdür. Makale, Ocak 2026 verileri ışığında emekli maaşlarının açlık ve yoksulluk sınırının altında kaldığını vurgulayarak mevcut gelir adaletsizliğini gözler önüne sermektedir. Özellikle memur emeklilerine verilmeyen seyyanen zamlar ve düşük aylık bağlama oranları gibi sistemsel sorunlar, devletin emeklisine olan borcu olarak nitelendirilmektedir. Emekli derneklerinin intibak yasası, sağlıkta muafiyet ve kira desteği gibi taleplerine de yer verilen metinde, toplumsal refahın ancak emeklilerin yaşam kalitesinin artırılmasıyla mümkün olacağı savunulmaktadır. Yazar, sosyal güvenlik sisteminin modern standartlara ulaştırılması gerektiğini belirterek, emeklilerin insan onuruna yaraşır bir hayat sürmesinin devletin asli görevi olduğunu hatırlatmaktadır. Sonuç olarak çalışma, emeklilerin yaşadığı derin yoksulluğa dikkat çekerek bu sorunların çözümü için adil bir sistem ve acil yasal düzenlemeler öneren bir rehber niteliği taşımaktadır.

 

Bu yazı dizisinin amacı, toplumun büyük kesimini oluşturan emeklilerimizin sorunlarını ve muhtemel çözümlerini ortaya koymaktır. Makale kapsamında Emekliler Derneği Genel Başkanlığının ve emeklilikle ilgili diğer STK’ların beklentileri, SGK uygulamaları ve hükümet politikalarının ortaya koyduğu sonuçlar dikkate alınarak; emeklilerimizin mevcut ve muhtemel sorunları irdelenecek, bu sorunların kaynağı ve nasıl çözülebileceği konusunda bir öneri paketi hazırlanmaya çalışılacaktır. Bu ilk makalede mevcut durum ve emekli derneğinin talepleri ortaya konulacaktır.

 

MEVCUT DURUM:

Ocak 2026 itibarıyla normal emekliler için en düşük işçi emeklisi aylığı 20.000 TL yapılmış; en düşük Bağ-Kur (normal) emeklisi aylığı ise 20.000 TL’ye tamamlanmıştır. Ocak 2026 tarihi itibarıyla en düşük memur emeklisi aylığı ise 27.887 TL olmuştur. 2026 yılı için belirlenen asgari ücret 28.075 TL, Koop-İş’in açıkladığı Aralık 2025 ayı açlık ve yoksulluk sınırına gelince; dört kişilik ailenin aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 30.143 TL, gıda ile birlikte diğer tüm temel harcamalar için haneye girmesi gereken toplam gelir tutarı yani yoksulluk sınırı ise 98.188 TL’dir. Bekâr bir çalışanın aylık yaşama maliyeti ise 39.123 TL’dir. Bu durumda yılın ilk ayından itibaren asgari ücret açlık sınırının altında kalmıştır. Asgari ücretle birlikte bütün emekli maaşları da açlık sınırının altında kalmıştır.

Memur emeklileri için ikinci bir haksızlık söz konusudur. Temmuz 2023 tarihinde memurlara verilen 8.075 TL seyyanen zam, yasalara aykırı olarak memur emeklilerine yansıtılmamıştır. Yasal enflasyon rakamlarıyla bile hesaplansa memur emeklisine verilmesi gereken seyyanen zammın bugünkü (Ocak 2026 sonu itibarıyla) değeri yaklaşık 21.000 TL’dir. En erken şubat ayında ödense bile 30 ay fark ödenmesi de gerekir. Bu rakam da maaş bağlama oranına göre değişmekle birlikte bir memur için 630.000 TL’ye ulaşabilmektedir. Yani devletimiz her emekli memuruna (%75 maaş bağlama oranı dikkate alınırsa) Ocak 2026 tarihi itibarıyla en az 470.000 TL borçludur. Ödenmediği sürece de her ay bu rakam, enflasyon oranında artarak katlanacaktır.

Emekli maaşlarının genel seviyesine ve haksız uygulamalara ilişkin sorun çok ciddi boyutlara ulaşmıştır ve giderek daha da artma eğilimindedir. Bu kötüye gidiş ülkemiz için yaşamsal bir sorundur. Ülkesine, ülkesinin SG sistemine güvenmeyen insanların çalışma barışına hizmet etmesi beklenemez. Kaldı ki çağdaş ülkelerde olduğu gibi güvenli bir emeklilik yaşamı her çalışanın hakkıdır. Böylesi bir düzeni kurmak da her çağdaş devletin ödevidir.

Bu çalışmada emeklilerin maaş sorunları ile birlikte maaş dışındaki sorunlarına da değinilecek; sorunların kısa, orta ve uzun vadeli çözümü için alternatif öneriler sunulacaktır.

EMEKLİLER DERNEĞİNİN TESPİT ETTİĞİ SORUNLAR VE TALEPLER:

  • İntibak sorunları,
  • En düşük emekli aylığının asgari ücretin altına düşmesi,
  • Refah payının emekli maaşına yansıtılması,
  • Seyyanen verilen zammın memur emeklisine aynen yansıtılması,
  • Aylık bağlama oranlarının en az %70 olarak yeniden düzenlenmesi,
  • Emeklinin ek ödeme oranlarının yükseltilmesi,
  • Emekliye sağlıkta katkı payı muafiyeti getirilmesi,
  • Bayram ikramiyelerinin en düşük emekli aylığına endekslenmesi,
  • Emeklilerin banka promosyonlarının iyileştirilmesi,
  • Emeklilere sendika hakkı tanınması,
  • EYT düzenlemesinin kapsamının genişletilmesi,
  • 3600 ek göstergenin tüm meslek gruplarını kapsaması,
  • SGDP sisteminin yeniden düzenlenmesi,
  • Emeklilerin kredi borçlarına kolaylık sağlanması,
  • Emekliye aile yardımı yapılması,
  • Emekliye konut alımı ve kira desteği sağlanması,
  • Ölüm aylıklarındaki farklılıkların giderilmesi,
  • Emekliye yakacak ve gıda yardımı yapılması,
  • Emekliye özel enflasyon sepeti yapılması,
  • Emekli faturalarından vergi alınmaması,
  • Yerel yönetimlerce emekli meclisleri oluşturulması,
  • Çeyiz yardımlarında eşitlik sağlanması,
  • Cenaze yardımlarının eşitlenmesi,
  • Yaşlı bakım modelinin yürürlüğe konulması.

Esasen bu sorunların büyük çoğunluğu maaşlara endekslidir. Maaşlarda olması gereken düzeyde bir iyileştirme yapılarak, adil bir sistem hayata geçirilse bu sorunların çoğu ortadan kalkacaktır. Bu nedenle makalemizin bundan sonrasında emeklilerin sorunları ve çözüm önerileri ön plana çıkarılacaktır.

Emekliler konusu açıldığında aklımdan çıkmayan güzel bir söz var: “Mazide muktedirken bütün gücüyle çalışmış olanlara karşı minnet hissi duymayan bir milletin istikbale güvenle bakmaya hakkı yoktur.” Yüce Atatürk’ün bu sözü emeklilerimize davranışımız için yol gösterici olmalıdır. Rahmetli Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel; “Devletin itibarı binaların ihtişamıyla değil, emekli yurttaşlarının refah düzeyiyle ölçülür.” demektedir. Yani; emeklisi, dul ve yetimi mutlu olmayan bir ülkenin itibarı da yoktur. İtibar, emeklinin yaşam koşullarıyla doğru orantılıdır.

Emeklinin yaşam koşulları ise iyi bir Sosyal Güvenlik Sistemine bağlıdır. Sosyal ve ekonomik belirsizlikler karşısında bireylerin ve ailelerin yaşam düzeylerini ve yaşam kalitelerini geliştirmektir; Dünya Çalışma Örgütü böyle diyor. Ancak ülkemizdeki emekliler, yaşam kalitesini geliştirmek bir yana, her geçen yıl yoksullaşmaktadır.

 

Devam edecek…

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!