Taranay Tarananay

featured

Yazar Erol Sunat, resmi verilere göre düşüş gösterdiği iddia edilen enflasyon ile halkın günlük yaşamında hissettiği ekonomik gerçeklik arasındaki derin çelişkiyi ele almaktadır. Kâğıt üzerindeki oranlar ile cüzdanlardaki alım gücü uyuşmazken, faturalar ve ev kiraları karşısında ezilen halk ironik bir şekilde müzikal ritimler eşliğinde bu durumu protesto etmektedir. Resmi istatistiklerin aksine mutfakta ve pazarda giderek ağırlaşan yaşam şartları, halkın ekonomik krizin matematiğini zorunlu olarak öğrenmesine yol açmıştır. Yetkililerin verileri düşüyor gibi gösterme çabasına rağmen, sokaktaki hayat pahalılığı tüm şiddetiyle devam etmektedir. Toplumun yaşadığı bu çaresizlik ve ekonomik çıkmaz, neşeli nakaratlar ve halk şarkıları eşliğinde acı bir tebessümle eleştirilmektedir.

 

Demek ki neymiş?

Enflasyon iki rakamını aşabiliyormuş.

Düşer gibi yapsa da düşemiyormuş…

Taranay tarananay… Ya da rahmetli Melih Cevdet Anday’ın “Şinanay” şiirini besteleyen, “Ada vapuru yandan çarklı…” diye dillerde gezdiren Sezen Aksu’nun şarkıya nakarat olarak eklediği, “Şinanay da şinanay hopa şinanay…”

Neymiş?

Taranay tarananay, şinanay da şinanay hopa şinanay…

Mesele enflasyonla ilgili; son iki veri ne olacak bilemeyiz amma, “düştüm” diye avazı çıktığı kadar bağıran o enflasyon, yüzde üç kapılarından dönmüş olarak mosmor…

Suratı karmakarışık…

Yanlış bir şeyler söylememek için kendini zorladığı her halinden belli…

Karadeniz’de gemileri batmış, adı yalan, kendi yalan enflasyonun.

Yelkenlisinin yelkeni yırtılmış, direği kırılmış.

“Beter ol inşallah” diyenlerin bedduası tutmuş diye anlatanlar, taranay tarananay diye ritim tutuyorlar sokakta.

Biz; kalp ritmi, hayat ritmi, geçim ritmi alabora olmuş insanlarız.

Enflasyonun şu haline ritim tutmayalım mı?

Taranay tarananay demeyelim mi?

Ya da “Ada vapuru yandan çarklı, enflasyon kimden farklı” diye takılmayalım mı?

*****

Sokaktaki insanlar; son iki veri her zaman olduğu gibi “sıfır virgül…” diye başlarsa, yanına varılmaz bu enflasyonun, “sıfır işte, sıfır işte” diye diye yine halay çeker mi çeker sokaklarımızda diyorlar…

Ekim rakamları, kasım ayında enflasyon iki virgül bilmem kaç olabiliyormuş dedirtti.

Bu rakam sokakta yaşadığımız rakam mı?

Değil elbet.

Orası da ayrı bir hicran yarası.

Enflasyonun bize taranay tarananay, şinanay şinanay dediği mevzu sokakta…

Gerçeğin ta kendisinde…

Yaşadıklarımızda, hissettiklerimizde…

Cebimizde var olan paranın alım gücünde.

Bir ev kirası etmeyen, kiraya yetmeyen…

Doğalgaz karşısında ter ve sıkıntı basan…

Su ve elektrik faturaları karşısında bunalan, bocalayan…

Pazarlardan neredeyse eli boş dönen…

Mutfağa giremeyen…

Sofrayla göz göze gelmekten kaçınan…

Bizden başkası değil…

Daha nasıl anlatalım ki halimizi…

*****

Enflasyon hiç düşmedi…

Düşer gibi yaptı hep…

“Düştüm” dedi, üstüne basa basa yalan yere hakikatin…

Rakamların enflasyonu başka…

Sokakların başka…

Ceplerin, cüzdanların yaşadığı enflasyon daha bir başka…

Zam gelmiş aşka…

Güncelleme kalkmış şaha…

Çok şey var anlatacak, anlatsak bitmez sabaha…

Enflasyon böyle oldukça, fiyatlara dokunuldukça; işin ucu dönüp dolaşıp bizi buluyor, içimize dokunuyor, halimiz yüzümüzden okunuyor.

Gören hâlâ yok…

Bilen sessiz…

Duyan, duyduk deyip geçiyor.

Bizi de enflasyonun “ne de güzel düşmüştü” denen ancak bir türlü düşemeyen hali gülümsetiyor.

Haklı çıktığımızı rakamlar sonunda kabul etti diye taranay tarananay diye tutturduk bir nakarat; teselliden nasibimiz yoksa da söyleyip geçiyoruz işte…

Taranay tarananay, ritmik, eğlenceli türkülerde, nağmelerde geçen neşeli nakarat kelimeleri.

Ne dersiniz, az biraz neşelenmişiz çok mu?

*****

Mesele ritim tutmak, tempoyu artırmak, coşkuyu yansıtmak olunca…

Taranay tarananay, şinanay şinanay misali bir ritim şekli…

Can sıkıntısına birebir…

Efkâr dağıtmaya da…

Biz buralara enflasyondan geldik.

Orhan Veli’nin, “Beni bu havalar mahvetti…” dediği gibi…

Bizi de bu enflasyon mahvetti…

Yok düştü…

Yok çıktı…

Yok şöyle…

Yok böyle…

Doğruyu söyle…

Enflasyon ve doğru…

Hani deveye sormuşlar, “Neden boynun eğri?” diye…

Garibim deve, “Nerem doğru ki?” demiş ya…

Rakamların şımarık çocuğu, şımarık enstrümanı enflasyon da, “Benim nerem doğru ki?” diyor aslında.

Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az demişler mi, demişler.

“Aman desinler desinler, şeker yesinler…” gibi neşeli mısralara sahip olan türkümüz, şeker niyetine dinlenir mi dinlenir; nakarat diye de taranay tarananay eklenir.

*****

Mesele veri olunca kâğıt kalem alınıyor ele; rakamlar, veriler toplanıyor, toparlanıyor.

Gerçi bizim matematikle aramız pek yoktur.

Bizim nesil matematikten bütünlemeye kala kala, eylüle gele gele duman olmuştu.

Lâkin, matematikle aramızı yaşadığımız ekonomik krizlerle az biraz toparladık.

Ekonominin matematiğini çözmeye çalıştık.

Neden mi?

Ayakta kalmak için, ayakta durabilmek için.

Bir de hayırlısıyla verilerin matematiğini çözebilseydik…

Neticede 2026’nın sonu, 2027’nin başı…

Yılbaşına kaldı iki veri…

2026 yılının ikinci yarısındaki enflasyon artışının ilk üç aylık bölümü; temmuzda yüzde 1,78, ağustosta yüzde 1,84 ve eylülde yüzde 1,84 olarak gerçekleşmişti.

Veriler iki rakamına erişememişti…

Ekim ayı enflasyonu ise yüzde 2,58 olarak açıklandı.

“Düştüm” diye mangalda kül bırakmayan enflasyon süklüm püklüm.

Ağzını bıçak açmıyor…

Kapatmış kendini efkârından bir odaya; ben bu hallere düşmez idim, ne oldu da düştüm diye kara yaslar bağlamış durumda…

Aralık ne olur, ocak ne olur?

Dileriz cümle dertler son bulur…

*****

Ne olup olmayacağını bilemeyiz amma…

“Söyleyemem derdimi kimseye…” şarkısını bilirsiniz.

“Aşkımız bitecek böyle giderse…” şarkısını da…

Şarkılar bizi söyler, bizden söyler; türküler yanıktır, dinleyenin ta içine işler…

İnim inim inler ortalık sazdan, telden, besteden, güfteden, nağmeden, ritimden…

Taranay tarananay olur…

Şinanay şinanay hopa şinanay olur…

Düm teka düm tek olur…

Yalalel yalelel yalelellim olur…

Mesele ritim meselesi…

Ritim düzelirse ne âlâ…

Düzelmezse, “Aşkımız bitecek böyle giderse…” şarkısına devam…

Bizim ritimler arızalı…

Saz kırık dökük, tel kopuk, mızrap da yara bere; söz hükümsüz, söz çaresiz, ulaşmaz hiçbir yere…

O ay, bu ay, şu ay…

Taranay tarananay…

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!