Yazar Nazım Peker, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Kürt Dil Organizasyonu kapsamında alınan kararları ve bu süreçte MHP ile Devlet Bahçeli’nin sergilediği sessiz tutumu sert bir dille eleştirmektedir. Metinde, Kürtçenin farklı lehçelere bölünmüş yapısı nedeniyle ortak bir dil olmadığı savunulurken, bu tür faaliyetlerin dış güçlerin ve BOP projesinin bir parçası olduğu iddia edilmektedir. Yazar, resmi dilin Türkçe olduğunu hatırlatarak, yerel yönetimlerin Kürtçeyi birincil dil yapma girişimlerini anayasal düzene ve ülkenin milli birliğine bir tehdit olarak nitelendirmektedir. İktidar bloğunun bu gelişmelere göz yumması, Türkiye’nin üniter yapısını bozmaya yönelik tehlikeli bir adım ve gelecekteki bir parçalanmanın zemini olarak tasvir edilmektedir. Sonuç olarak kaynak, milliyetçilik iddiasındaki siyasi yapıların, dil üzerinden yürütülen bu “homojenleştirme” çabalarına karşı neden tepkisiz kaldığını sorgulayan eleştirel bir perspektif sunmaktadır.
Sevgili takipçilerim, değerli okurlarım.
Bugün sizlerle Sn. Önkibar’ın bir yazısından da alıntılar yaparak; “Ülkücülük MHP’de yapılır” diyenlerin neden suspus olduklarını irdelemeye çalışacağım.
Geçtiğimiz günlerde Diyarbakır Belediyesinin organizasyonunda iki gün “Kürt Dil Organizasyonu” yapıldı.
Yapıldıysa yapıldı, ne var bunda diyebilir misiniz?
ABD’de yetmiş iki millet ve 72 dil var ama resmî dil: İngilizce. Mevcut Başkan Trump, Alman kökenlidir ama Almanca dili olsun demiyor.

Bu organizasyonda alınan kararlara bir bakalım mı?
* Kürtçe bilmeyen personel, zorunlu dil kursuna katılacak,
* Kurum, kuruluş, sokak, cadde, park adları Kürtçeleştirilecek,
* Kürtçenin kurum içi yazışmalarda esas dil olması sağlanacak,
* Kurum ve kuruluşların dil çalışmaları için bütçeden özel pay ayrılacak,
* Kurumların resmî internet sitesi, sosyal medya hesapları ve basın açıklamalarında Kürtçe birinci dil olarak kullanılacak,
Kreşler, çocuk merkezleri, oyun odaları ve anaokulları gibi alanlarda Kürtçe etkin ve hâkim dil kılınacak. (Sn. Önkibar’dan)
1800’lerden bu yana İngiliz-Rus ortak yapımı Kürt ırkı (!) ortak bir dil olamamışken ve kendilerini Kürt sanan bu insanlar birbirleriyle ortak bir dil ile konuşamazlarken; BOP gereği bir dil ve ırk oluşturma çabasına; “Ülkücülük de milliyetçilik de MHP’de olur” diyenler neden sessiz ve sağırlar?
Dış güçlerin, Türkiye ve bölge üzerindeki çıkarları için Suriye, Irak, İran ve Türkiye’deki bu unsurları ortak dilde anlaştırmaya çalışmalarına ve Anayasamızda “Devletin resmî dili Türkçe’dir” demesine karşın, “Kürtçe birinci dil olmalı” diyorlar. Buna MHP ve Sn. Bahçeli neden suskunlar? Suskun kalmalarının nedeni nedir acaba?
Anadolu’da çeşitli dönemlerde onca beylik kurulurken bu Kürt diyen unsurlar neden bir beylik kurmamışlar ya da kuramamışlar? Çünkü ortak bir dilleri yok.
Diyarbakır Belediyesi böyle bir organizasyon yapmış ve “Kürtçe Eğitim” deniliyor da hangi Kürtçe?
Kurmançça mı, Zazaca mı, Soranice mi? Bölgedeki üç ana lehçeyi yazdım.
Pardon, hangi Kürtçeden bahsediliyor?
Çok değerli ve saygın okurlarım ile değerli takipçilerim:
AKP + MHP iktidarı ve diğer yancıları; onlarca parçaya bölünmüş, A köyündekinin B köyündekinin Kürtçesini anlamadığı binlerce parçaya bölünmüş sözde Kürtleri KURMANÇÇA ekseninde birleştirme ve homojen hâle getirme çaba ve isteklerindeler.
Ülkenin birlik ve beraberliği, iç cephenin pekiştirilmesi gayretimizdeki facianın ve parçalanmaya giden yolun adı da budur.
Şimdiye kadar parçalı dilli devletler ne yazık ki huzur bulamamışlar, birlik sağlayamamışlardır.
Benim ve Sn. Sabahattin Önkibar’ın iddiası; dili ve birliği olmayan Kürt denilen unsurları tek dilde birleştirerek geleceğin emperyal güçlerinin ve BOP’un gelişmesine ve gerçekleşmesine zemin sağlamaktır.
Günümüzde herkes mahallî dilini özgürce konuşmakta, zılgıtını çekmektedir.
Sonuç olarak, bu parçalı grupları bizzat Devlet Bahçeli ve AKP iktidarı birleştirmeye çalışıyor deniliyor.
Kaldı ki Rus Bilimler Akademisi’nin son raporuna göre; tarihsel bir Kürtçe dilinin de ırkının da olamadığı yönündedir.
Esen kalınız.
