Erol Sunat
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Düşen Bir Yaprak Görürsen

Düşen Bir Yaprak Görürsen

featured
0
Paylaş

Erol Sunat’ın bu yazısı, dalından kopan bir yaprağı insan yaşamının geçiciliği ve kaçınılmaz sonuyla özdeşleştiren derin bir tefekkür sunmaktadır. Yazara göre yaprakların yere inişi sadece fiziksel bir ölümü değil, aynı zamanda yıkılan hayalleri, kopan bağları ve hüzünlü ayrılıkları simgelemektedir. İnsanların da hayat rüzgârıyla savrulan birer yaprak olduğu vurgulanırken, bu dökülmenin artık belirli bir mevsimle sınırlı kalmadığı ve yaşamın her anına yayıldığı ifade edilmektedir. Metin, kayıpların yarattığı kederi edebi bir dille harmanlayarak okuyucuyu evrensel bir kader ortaklığı üzerine düşünmeye davet etmektedir. Sonuç olarak eser, doğa olayları ile insan ruhu arasındaki sarsılmaz paralelliği duygusal bir farkındalık çerçevesinde ele almaktadır.

 

Yapraklar düşmeye görsün. Kader ağlarını örmeye görsün

Düşen bir yaprak görürsen…” diye başlıyordu o şarkı…

Düşen sarı yaprakları görenlerdeniz elbet…

Sadece onları mı?

Allah’a ısmarladık diyenleri…

Hadi bana eyvallah diyenleri…

Elveda diyenleri…

Hiçbir şey demeden söylemeden, sessizce, aniden çekip gidenleri…

Yaprakların düşmesi sadece ölümü çağrıştırmıyor…

Yıkılan hayallerimize… Kırılan kalplerimize… Tutulmayan ellerimize… Sorulmayan hallerimize… Duyulmayan feryatlarımıza… Tercüman düşen yapraklar

***

Yaprakların düşmesi, ümitlerin suya düşmesi gibi

Ayrılık gibi…

Unutulmak gibi…

Avutulmak gibi…

Uyutulmak gibi…

Düşen bir yaprak meselesi bayağı bir derin… Görmek var, görmemek var, görememek var, gördüğü halde görmedim, göremedim demek var…

Değişik bir farkındalık…

Yaprak düşerken paldır küldür mü düşüyor? Yoksa her şeyi seyrede seyrede mi? Yaprak, dalından kopup yere ininceye kadar yaşadığı süreç üzerine söylenecek çok şey var.

Arada rüzgâr faktörü var…

Rüzgâr ve yaprak…

O rüzgâr ki, o yaprağı kim bilir alıp nerelere götürür?

Sanki ömrü uzar yaprağın…

Dalından düşüp, yere ininceye kadar yaprağın yaşadıklarını nasıl anlatacak âşıklar, şairler, türkü yakanlar, bestekârlar?

Yaprağın hikâyesi denecek belki…

Belki de

Düşmez idi düştü yaprak, ol bağrına bastı toprak” diye benzer teselli cümleleri sıralanacak…

***

Dalından kopan, düşen, hayat denen o rüzgârın alıp götürdüğü, savurduğu yapraklar değil miyiz her birimiz?

Kimimizin uçtuğu, kimimizin bir yerlere konduğu, hiç olmayacak köşelere savrulduğu, ateşlere atılıp kavrulduğu…

Aslında her bir anlatım ayrı bir yaprak düşme hadisesi değil mi sizce de?

Orhan Baba, “Sevenin halinden sevenler anlar…” demiş demesine de…

Düşenin halinden de bırakın düşenler anlasın…

Düşmek mihenk taşı gibi bir şey…

Belki görünmez bir eşik…

Belki şansın, talihin yaver gittiği, bazen tersine döndüğü o düşme anına düşme denen kavramdan bir nişane…

Belki düşme, savrulma bahane…

***

Sene 2026 yorum üzerine yorum her tarafta…

Gözün kör olmasın Merkür…

Düşmeyi, şaşmayı, engel aşmayı, taşmayı, ona buna sataşmayı sana yüklemiş yorumcular…

Arada Uranüs var, Jüpiter var…

Garibim burçlar, sizlere de söylenmiş, yüklenmiş lehte, aleyhte onca laf…

Her gününüz dolu…

Açık olsun Merkür’ün yolu…

Yapraklar düşer, günler geçer, hatta aylar yıllar.

Tahminler ne dakikalara sığar ne günlere ne haftalara ne aylara…

Merak edilen ne? Gelecek… Diyorlar ki, şu ayda, bu ayda bir ya da daha fazla yaprak düşecek

Rahmetli Yıldırım Gürses demişti ya…

Yine mevsimler geçecek, yine yapraklar düşecek…

Daha çok lafımız var söylenecek, dillendirilecek…

Ömür biter, laf bitmez” diyelim de laf ortaya düşsün.

***

Ölmedik amma başımıza gelmeyen kalmadı diye sıralanan cümleleri bilirsiniz…

Düşen bir yaprak görürsen değil artık…

Düşen bir yaprak duyarsan diye bir cümle daha ekleyin o anlatıma…

Bizler duygu sağanaklarıyla sırılsıklam ıslanmışlarız…

Hem de defalarca…

Hüzün elini omzumuza atmış… Elem kolumuza girmiş… Keder bizimle ağlamış… Hatırlayacak çok şey var aslında…

Acı ve tatlı karışık, bir küs bir barışık.

Değiliz bu kadar çok yaprak düşmesine alışık…

Beni bu havalar mahvetti diyor ya Orhan Veli…

Bizi de bu yaprakların düşmesi ve yaprak dökümleri mahvetti… Sokaklar, yürüdüğümüz caddeler, haber aldığımız şehirler, ilçeler, köyler düşen yaprakların haberleriyle dolu.

Ya bir yaprak daha düşmüş ya komada ya entübe edilmiş yatıyor.

Yakınları hastamız dua bekliyor diye yazmışlar.

Yaprak ya düşmek üzere

Ya düştü düşecek

Ya da varsa daha yaşayacak ömrü, hayata dönecek

***

Düşen yapraklar kaybettiklerimizi, bir daha geri gelemeyen sevdiklerimizi çağrıştırır hep.

Onların arasında yandıklarımız var, gözyaşlarımıza engel olamadıklarımız var, çok sevdiklerimiz var, çok…

Herkes için ayrı bir anlam ifade eder yaprakların düşmesi.

Bizzat şahit olduklarımız var.

Bir yaprak daha düştü diye bize haber verilenleri var, çok sonraları duyduklarımız var.

Neticede birer ikişer düşüyor yapraklar.

Onlar düşerken tutamadığına yanıyor, ağlıyor belki dallar, ağaçlar.

Sözüm ona güz mevsiminde düşerdi yapraklar…

Öyle bilirdik…

Öyle anlatılmıştı, öyle yazılmıştı…

Şiirler, hikâyeler, romanlar güz demişti hep bir ağızdan…

Koca bir yalanmış meğer… Görmediyseniz görün işte…

Mevsimler karıştı gitti birbirine…

Bahar hangisi güz hangisi belli değil…

Düşen yapraklar düşmeye başladı mı, istese de duramıyor dalında…

Mevsimin ne önemi var, giden gittikten sonra, yapraklar düşmeye başladıktan sonra…

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!