Yazar Atsız Burucu, Türk siyasetinde muhalefetten iktidara geçen figürlerin yarattığı etik erozyonu ve seçmen iradesine sadakat konusunu derinlemesine sorgulamaktadır. Siyasetçilerin parti değiştirmesinin hukuki olsa bile siyasi ahlak açısından sorunlu olduğunu belirten metin, halkın oyunun bir kişiye değil, temsil edilen ilkelere ve dünya görüşüne verildiğini vurgular. Dün sertçe eleştirilen isimlerin rozet değişimiyle aniden övülmesini tutarsızlık olarak nitelendiren yazar, siyasetin bir “çamaşır makinesi” gibi geçmişi temizleyemeyeceğini savunur. Gerçek demokratik meşruiyetin ancak dürüstlük ve sandığa duyulan saygıyla korunabileceği, seçmen emanetinin kişisel kariyer planlarına alet edilemeyeceği ifade edilir. Sonuç olarak, değişen siyasi sembollerin milletin asıl hükmünü ve toplumsal hafızadaki gerçekleri örtbas edemeyeceği hatırlatılır.
Son yıllarda Türk siyasetinde en dikkat çekici gelişmelerden biri, muhalefetten iktidara yapılan milletvekili ve belediye başkanı transferleri oldu. Elbette bir siyasetçinin görüş değiştirmesi, farklı bir siyasi hareket içinde yer almak istemesi hukuken mümkündür. Ancak hukuk ile siyasal ahlak aynı şey değildir.
Asıl soru şudur: Seçmen oyunu kime verdi?
Bir kişiye mi?
Yoksa o kişinin temsil ettiğini söylediği siyasi anlayışa, ilkelere ve programa mı?
Demokrasilerde seçmen yalnızca bir ismi seçmez. Aynı zamanda bir partiye, bir dünya görüşüne ve kendisine verilen vaatlere de onay verir. Seçimden kısa süre sonra bu iradenin tam tersine hareket edilmesi, hukuken mümkün olsa bile seçmenin emanetine karşı ciddi bir etik tartışmayı beraberinde getirir.
Daha düşündürücü olan ise siyasal söylemlerde yaşanan ani değişimdir.
Yıllarca muhalefet için “beceriksiz”, “vizyonsuz”, “ülkeye zarar veriyor” denildi. Belediye başkanları ve milletvekilleri ağır ifadelerle eleştirildi. Ardından aynı isimler parti değiştirdi. Bir rozet takıldı. Alkışlar başladı. Dün eleştirilenler bugün övülür oldu. Dün başarısız denilenler bugün “devlet adamı” diye takdim edilmeye başlandı.
İnsan ister istemez soruyor:
Değişen gerçekten insanlar mı?
Yoksa değişen siyasi ölçüler mi?
Eğer dün söylenenler doğruysa, bugün yapılan övgüler nasıl açıklanacaktır?
Eğer bugün yapılan övgüler doğruysa, dün yöneltilen ağır eleştirilerin sorumluluğunu kim üstlenecektir?

Rozet, geçmişi değiştirmez. Bir insanın yönetim anlayışı, liyakati, başarıları ya da başarısızlıkları parti değiştirdiği gün yeniden yazılmaz. Siyasi rozet, bir karakter belgesi değildir.
İşin en acı tarafı ise seçmenin unutulduğunun sanılmasıdır.
Çünkü seçmenin verdiği oy, siyasetçinin kişisel kariyer planlarını gerçekleştirmesi için verilmiş bir açık çek değildir. O oy bir emanettir. O emanetin içinde güven vardır, beklenti vardır, temsil sorumluluğu vardır.
Bu nedenle parti değiştirmek yalnızca bireysel bir tercih olarak görülemez. Seçmenin iradesini doğrudan etkileyen siyasal bir karardır. Eğer bir siyasetçi, seçildiği partinin ilkelerini artık savunamayacak noktaya gelmişse, etik olarak en doğru yol milletin karşısına yeniden çıkmak ve yeni siyasi kimliğiyle tekrar yetki istemektir. Çünkü gerçek meşruiyet, kapalı kapılar ardındaki pazarlıklardan değil, sandıktan doğar.
Türkiye’de siyasetin en güçlü temizleyicisinin parti rozeti olduğu yönündeki eleştiriler de tam bu noktada ortaya çıkıyor. Sanki rozet değişince dün söylenen bütün sözler siliniyor, bütün eleştiriler unutuluyor, bütün kusurlar ortadan kalkıyor.
Oysa siyaset çamaşır makinesi değildir.
Rozet değişince geçmiş yıkanmaz.
Fotoğraf değişince hafıza silinmez.
Alkış artınca gerçekler değişmez.
Demokrasiyi ayakta tutan şey, transferlerin sayısı değil; ilkelere bağlılıktır. Siyasetin gerçek sermayesi koltuk değil, güvendir. Güven ise sloganlarla, törenlerle veya rozetlerle kazanılmaz. Güven; tutarlılıkla, hesap verebilirlikle ve seçmenin iradesine gösterilen saygıyla kazanılır.
Milletin verdiği vekâlet, siyasetçinin şahsi mülkü değildir. O vekâlet, belirli değerlere bağlı kalınması için verilmiş bir emanettir. O emanete sadakat gösterilmediğinde yalnızca parti değiştirilmiş olmaz; seçmenin demokrasiye olan güveni de zedelenir.
Rozetler değişebilir. Siyasi adresler değişebilir. Ancak değişmemesi gereken tek şey, milletin iradesine duyulan saygıdır.
Atsız Burucu (Mehmet Hoca), Camcı Çeşme, İstanbul – 02.07.2026
