Erol Sunat
  • 612 Yazı
  • 0 Yorum

Erol Sunat - Tüm Yazıları

Ölüm Kalesinin Hikayesi

Uzun uzun zaman önce memleketin birinde ırak mı ırak, doğru düzgün yolu olmayan, zor gidilen, gidenin kılavuz olmadan geri dönemediği bir şehir varmış. Bu şehre gidenin akıbeti bilinmediği ve merak edilmediği için sürgünün daniskasıymış. Kim gözden düştü, kim isyana kalktı,...

Devamını Oku

Darmaduman

Ekonomi, enflasyon darmaduman! Deniyor ki, vatandaşımızı enflasyona ezdirmedik, ezdirmeyeceğiz. Doğruları ne zaman söyleyeceğiz? Ölüm döşeğinde mi? Enflasyon bizi öyle böyle ezmedi. Yamyassı etti. Yapıştırdı asfalta. Enflasyonun ezdiklerini görmek isteyen, çarşı-pazarı, marketleri dolaşsın, insanları dinlesin yeter. Mesele görme, bakma ve dinleme...

Devamını Oku

Kadirşinaslık ve biz!

Aşkın kapısı Konya’ da aşıklara kapalı kapı yoktur. Bu şehrin kapısı gönül kapısıdır. Gönül kapısına da çalmadan girilir. Kapı geleni bilir. Gelen de kapıyı…Kapıyı benim sanan, açmayan da kendi bilir… Adları bu şehirle özdeşleşen sanatçılara, müzisyenlere, sanatkarlara hiç mi bir...

Devamını Oku

Laf barışa yakışır

Laf barışa yakışacak, yakışmasına da yakışmasını isteyen var mı önce ona bakmak gibi bir gerçek ortaya çıkıyor. Ancak bu gerçekle yüzleşmeye tahammülümüz yok. Barışı ister görünmenin bile en talihsiz yalanlardan biri olduğunu en acı bir şekilde görüyor ve ödüyor dünyamız....

Devamını Oku

Dağ fare doğurmak zorunda mı?

Emeklinin zammı, enflasyonu, emeklinin tansiyonu gibi…Hatta, kalbi, şekeri, kronik başka ne derdi varsa tamamı… Emekli tekliyor, yollarda sağa sola çekiyor. İki adım atsa yoruluyor. Derdi, gamı, kederi, hayal kırıklığını ve enflasyonu sırtlandı, attı kendini sokaklara…Hali ahvali Temmuz sıcağından daha berbat!...

Devamını Oku

Ben konuşuyorum ben!

Konuşmak, gerçek anlamda bir sanat. Ancak “ben konuşuyorum, ben” diye ortaya çıkanların nasıl bir sanat icra ettiklerini var mı söyleyebilecek olan? Küfretmek, küfürlü konuşmak ne zaman sanat oldu? Atalar, tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır dememişler mi? Yunus Emre, söz ola...

Devamını Oku

Bir hazin eşik

Ağlayanın, inleyenin, feryat edenin halini seyretme, parmağını bile kıpırdatmama hali ise umursamazların, görmezden gelenlerin, duymamayı marifet sayanların geldiği oldukça kritik ve hazin bir eşik olarak gözler önünde… Ve o eşik, çoktan beşik gibi sallanmaya başladı… Hazin bir eşiğin tam önündeyiz....

Devamını Oku

Vezir kızının hikayesi

Uzun uzun zaman önce memleketin birinde zalim bir Beyin hüküm sürdüğü bir şehir varmış. Beyin adamları da en az kendi kadar zulmetmeyi seven insanlarmış. Şehir ahalisi babası da zalim olan bu Beyden illallah diyormuş. Şehir ahalisinin feryadını, çığlıklarını duyan yokmuş....

Devamını Oku

Biz asılız ya hani

Bir rüzgâr eser de emeklinin, dar gelirlinin yüzünü güldürür, rahatlatır mı? Öyle olduğunda, siz bizim yüzümüzü güldürdünüz, Allah’ da sizin yüzünüzü, güldürsün demez mi insanlar? Der demesine de ne biz o kadar artış yapalım, ne de siz bize dua edin...

Devamını Oku

Kırma insan kalbini

Konuşarak çözülebilecek birçok mevzuyu içinden çıkılamayacak hale getiriyoruz. Miraslar, aile içi meseleler, akrabalarla olan ilişkiler, iş dünyasındaki rekabetler, üstünlük mücadeleleri kördüğüme dönüyor. Küfür ve hakaret sınırları zorluyor. Hatta bendini ve haddini aşmaktan çekinmiyor. Kırılan, dağılan, parçalanan, savrulan kalpler bir daha...

Devamını Oku
Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!