Erol Sunat
  • 601 Yazı
  • 0 Yorum

Erol Sunat - Tüm Yazıları

Müdür…

Müdürlük ne demek? Liyakat… Liyakat ne mi? İncelik, nezaket, taşıdığı görevi mesuliyeti taşıyabilme, sindirebilme hali… Bunun yanı sıra olgunluk, Güleryüz, diliyle insanları ağırlama ve üzerlerinde hoş bir intiba bırakabilme. İşinin gerektirdiği konuları hakkaniyet çerçevesinde çözebilme.Baba dostu Müdür dedi ki; evlat...

Devamını Oku

Sazımdaki tel koptu

Sazımdaki tel koptu… Saz kaybetti neşesini… Aşık küstü…Aşık kırıldı…Aşık incindi… Neden mi? Tavırdan, yaklaşımdan, bakıştan, itici sözden, sevgiyle bakmayan gözden… Aşık, “Boz bulanık sele döndüm/ Düzen tutmaz tele döndüm” demiş vurmuş sazın teline. Dil ağlamış, tel ağlamış, il ağlamış… Sonra...

Devamını Oku

Derinlik…

Uzun zamandır her ne varsa derinlerde yaşıyoruz…Derin enflasyon…Derin yoksulluk…Derin yalnızlık…Bizimkisi bayağı bir garip derinlik…Derin mi derin…Derinden daha derin…Düşen kaybolup gidiyor o derinliklerde… Dibe vurduk çakıldık kaldık…Derinlerde, derinliği meçhul bir yerlerde debelenip duruyoruz. Serinlik ararken, garip bir derinlik karşıladı her birimizi…...

Devamını Oku

Damadın hikayesi

Uzun uzun zaman önce memleketin birinde kendi halinde kimsenin etlisine sütlüsüne karışmayan, yalan bilmeyen, doğru mu doğru insanların yaşadığı bir şehir varmış. Bu şehrin sur civarı mahallelerinden birinde yaşayan bir delikanlı, şehre sonradan gelen bir ailenin kızına sevdalanmış. Bedestende Bedesten...

Devamını Oku

Kül

Bizim siyasilerimiz, bizim mülki ve mahalli yöneticilerimiz, büyüklerimiz bir zamanlar, aramızdaydılar, yanımızdaydılar. Kalplere dokunan sözlerin sahipleriydiler. Kapıları ardına kadar açıktı. Sen-ben yoktu. Sizden-bizden yoktu. Kayırma yoktu. Taraf olmak, taraf tutmak yoktu. Şimdi kapalı kapılar var. Masalar var. Duvarlar var. Surlar...

Devamını Oku

Mandolin

İlkokul üçüncü sınıftan dördüncü sınıfa geçmiştim. Yaz tatiliydi. Kayseri Yenimahalle de oturuyorduk. Rahmetli Babam Kayseri Tren Garındaki karakolun Komiseriydi. Nereden merak sardım bilemiyorum. Babamdan mandolin istedim. Bu istek konusunda en büyük destekçim rahmetli annemdi. Rahmetli o gün eve erken gelmişti....

Devamını Oku

İki kabak yarım kilo bakla

Emeklinin iki kabak kadar…Yarım kilo bakla kadar hükmü yok mu? Keşke olsaydı… Hadi canım o kadarda değildir diyenler, ne zaman dolaşacaklar pazarları? Ne zaman çıkacaklar sırça köşklerinden? Ne zaman kurtulacaklar at gözlüklerinden? Ne zaman vazgeçecekler gurur ve kibirlerinden? Adam biraz...

Devamını Oku

Misafirin hikayesi

Uzun uzun zaman önce memleketin birinde vurdumduymaz, kimseye aldırmaz, yardımcı olmaz, ağlayana bakmaz, dövüşeni ayırmaz, şahit olmaz insanların yaşadığı bir şehir varmış. Şehrin bu hali kendine ziyan olsa da, insanlar bu işin üzerinde fazla durmaz, kafa yormaz, kimseye ne danışır...

Devamını Oku

Gemileri yakan yakana

Kimse Tarık değil, olamazda…Bugünün gemileri yakma işi, lafla mecaz. Makamı hicaz! Gerisi ondan, bundan, şundan biraz! Bulunduğu yerde aradığını bulamayanlar, emellerine nail olamayanlar, dökülmeye başladılar yollara. Dün gelmek için dökülmüşlerdi, bugün gitmek için. Giderken de ses getirsin, duymayan ve görmeyen...

Devamını Oku

Mayıs

1 Mayıs sendromu diye anılan ruh halinden ve psikolojiden çıkılması gerekiyor. Gergin, korkulu ve endişeli bir bayram yaşama beklentisini nasıl ortadan kaldırabiliriz, bunun için ne yapabiliriz sorularına cevap aramada, cevap bulmakta bu kördüğümü çözmekte oldukça geç kalmadık mı? Elimizde hoşgörü...

Devamını Oku
Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!