Erol Sunat
  • 589 Yazı
  • 0 Yorum

Erol Sunat - Tüm Yazıları

Yiğit muhtaç olmuş yeşil soğana!

Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana, bilmem söylesem mi, söylemesem mi diyordu ya o güzel türkünün sözleri. Yiğit yeşil soğana da muhtaç. Geçtim muhtaçlıktan hasret.  Bu ülkede yaşayanlar olarak, bu fiyatlara yetişmek emeklinin harcı değil, dar gelirlinin, asgari ücretlinin harcı değil....

Devamını Oku

Beş kuruş indirim ne mi demek?

İndirim olmasa çekilmez bu marketler diyenlerden misiniz, bilmem. Her gün market gezen emekli kardeşlerimiz, nerede iyi bir indirim görseler, sarılıyorlar telefona. Önce hanımlarını, sonra eş, dost ve arkadaşlarını arıyorlar. Beş kuruş indirim ne mi demek? Vebal demek, ihmal demek, kalp...

Devamını Oku

İhsan Ceylan

1969 yılının 9 Şubat’ında kurulan Milliyetçi Hareket Partisinin Konya’daki kurucularından, ilk MHP’lilerden, MHP’nin üç hilalli ambleminin kabulünde büyük hizmeti geçen, MHP camiası tarafından sevilen ve sayılan Avukat İhsan Ceylan Ağabey 24 Şubat 2024 Cumartesi günü 97 yaşında Hakkın rahmetine kavuştu....

Devamını Oku

Bela arayanın hikayesi

Uzun uzun zaman önce memleketin birinde kendi halinde insanların yaşadığı, kimsenin kimseye pek karışmadığı, içine kapanık, gözlerden uzak kalmayı seven ve seçenlerin yaşadığı bir şehir varmış. Bu şehirde öyle bir bela arayan varmış ki, her gün bela arayan işlere bulaşır....

Devamını Oku

Siyasi malzeme!

Emeklinin siyasete malzeme olma konusu kara mizah gibi bir şey…Emeklinin ne halde olduğunu görmek istemeyenlerin edebiyat parçalama yöntemleri siyasi gaflara, çam devirmelere, trajikomik vaziyetlere dönüşmeye başladı. Diyorlar ki, emekli siyasete malzeme olmasın… Olmasında zaten… Siyaset, neredeyse ne ettiysen kendin ettin,...

Devamını Oku

Kalk!

Umutsuzluğa sarılma denmiş… Umutsuzluğa sarılmak demek, daha yolun başında kaybetmek demek. Her şeyden vazgeçmek demek…Umutsuzluğa sarılanların umuda dair, yaşama sevincine dair en küçük bir hayata geri dönme düşüncesi yoktur. Umut yaşatır insanı…Umut döndürür hayata…Yaşamak mücadeleye devam demektir. Ayakta durmaktır. Ayakta...

Devamını Oku

Köprü

Beklemek denen mevzu büyüyor da büyüyor, hicran yarası oluyor, burukluk oluyor, gözler doluyor, gönül yakasına küsüyor. Köprü buluşmak için gözü yollarda bekliyor. Gönüller kendiliğinden çıkıp gelmezse, gönüllerin buluşamadığı o köprüye gönül köprüsü denir mi? Mademki gönül köprüsünde buluşamıyoruz, bari küsmemeyi...

Devamını Oku

Göl şehrinin hikayesi

Uzun uzun zaman önce memleketin birinde büyükçe bir gölün kenarında kurulmuş bir şehir varmış. Göl şehri derlermiş şehre. Göl memleketin en büyük göllerinden biriymiş. Şehrin ahalisinin geçimi balıkçılık üzerineymiş. Balıkçılığı kendine geçim kaynağı olarak kabul edenlerin oldukça ustaca kullandıkları kayıkları...

Devamını Oku

Tarih fi tarihiydi

Fi tarihi. Sevgi dolu insanlar vardı. Adam seçmezlerdi. Hak yemezlerdi. Kul hakkına girmezlerdi. Tüyü bitmedik yetimin hakkına göz dikmezlerdi. Haklıyı-haksızı ayırt ederler, taraf tutmazlar, taraf olmazlardı. Siyaset bile bir başka güzeldi fi tarihinde…Halimizi--hatırımızı soran siyasiler vardı. Kendiliklerinden dolaşırlardı aramızda, onların...

Devamını Oku

Kaç örnek versek, mesele anlaşılır?

Aşık vurmuş sazın teline, “Anlatırım, anlatırım anlamaz” diye sitem etmiş. Bazen yârine, bazen anlayışsız insanlara, bazen Ağalara, Beylere, bazen akrabasına, bazen kardeşine… Ne mi yapmışız? Sitem oklarından rahatsız olmuşuz! Sesin güzel sazın güzel amma keşke bu kadar ileri gitmeseydin be...

Devamını Oku
Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!