Erol Sunat
  • 589 Yazı
  • 0 Yorum

Erol Sunat - Tüm Yazıları

Elli lira

Değil elli lira, pazarlara yirmi lirayla gelen dahi eli boş dönmezdi. Ne istese birer ikişer kilo alabilir, mutfağında pişirecek, sofrasında çocuklarının önüne koyacak bir şeyler alabilirdi insanımız.Şimdi elli lira ne mi? Ya bir kilo sebze ya da meyve…Verdiniz gitti. Hükmü...

Devamını Oku

Bu sabah 26 Ağustos

26 Ağustos 1071 Malazgirt öyle bir zaferdi ki, Kutalmışoğlu Süleyman Şah’ın yolunu açtı. Anadolu’da Türkiye Selçukluları yeni bir devlet kurdu. 26 Ağustos 1922 ile başlayan Başkumandanlık Meydan Savaşı öyle bir zaferdi ki, Mustafa Kemal Paşa ve Türk Milletini esaretten hürriyete...

Devamını Oku

Kemer hikayesi

Uzun uzun zaman önce memleketin birinde beş yolcu bir kervanla bir hana inmişler. İçlerinden biri hem zengin bir tüccar hem de Ağa imiş. Ağanın oldukça iri yarı kapılardan sığmaz bir ortağı varmış. Ortağın belinde oldukça uzun, süslü çok sağlam ve...

Devamını Oku

Hişt hişt, sakin ol

Ne demiştik bu insanlara sakinlik lazım… Şimdi sakin olma zamanı diyenleri dinlemek lazım. Ne diyorlar? Kızma, sinirlenme, sakin ol… Al çayını…Az birazda gülümse… Ne diyordu Sezen Aksu, “Hişt hişt, sakin ol, sinirlerine hâkim ol!” Hepsi bu kadar işte… Yaş gelip...

Devamını Oku

Ormanın çığlığı

Ormanların çığlığını duyan oldu mu diye soruyor insanlar… İki yüz kırk yedi yerde yangın çıktı, iki yüz kırk yedi ayrı çığlık attı ormanlar…Oysa, o ormanlarda kim var, kim yok herkes duydu o çığlığı… Yangın söndü, orman öldü, canlılar öldü. Bir...

Devamını Oku

Yumuşasın artık taş yürekler

Biz ne ara bu kadar taş yürekli olabildik? Ne zaman anlayışımızı ve hoşgörümüzü kaybettik? Haberlerimiz taş yürekli insanların insafsızlığı ve merhametsizliği ile dolu. Günlük hayatta, sokakta, ticarette, siyasette taş yürekliler kimseyi takmıyor, kimseyi dinlemiyor. Bu taşlar baş yarıyor, kalp kırıyor,...

Devamını Oku

Sarrafın hikayesi

Uzun uzun zaman önce memleketin birinde öyle bir şehir varmış ki, eğlencesiz, çalgısız, müziksiz gün geçmezmiş. Şehir öyle eğlenceliymiş ki, şehre gelen kervanlar, şehrin her mahallesinde yaşanan bu şenliklerden dolayı, bir türlü şehirden gitmek istemezlermiş. Şehir bu şekilde hem çok...

Devamını Oku

Rüzgâr dalımızı öyle bir kırdı ki

Ey rüzgarların güzeli meltem! Dalımızı kıran, kalbimizi kıran nice rüzgârlar gördük. Kimi seher yeli diye, kimi akşam yeli diye esti geçti. Her biri geldi, geçti, bir sen gelmedin… Sen gelmediğin içindir ki…Gönlümüz yaralı…Son bir ümit diye bekliyoruz, kapılarda, balkonlarda, sokaklarda…Bu...

Devamını Oku

Ayakta durmak buysa eğer

Kimmiş o Deli Bekir? Sen Bekir, ben Bekir… Hepimiz birer Bekir. Yakası yırtılsa da ayakta durmalı, ayakta kalmalı Bekir. Bekir ayakta kalmalı lakin; Cep delik cepken delik…Yakası yırtık…Kolu kanadı kırık…Yine de bir yerlere tutunup ayağa kalkıyor…Yıkılmadım ayaktayım dercesine… Ayakta durmak...

Devamını Oku

Prensesin hikayesi

Uzun uzun zaman önce memleketin birinde Sultanın güzeller güzeli bir kızı varmış. Kız güzel olduğu kadar zeki, entrikacı, hırçın ve kindarmış. Babası Sultanın gözbebeği imiş. Bu kızı bir davette gören komşu memleketin Şehzadesi kıza âşık olmuş. Kızın babası, öteden beri...

Devamını Oku
Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!