Uyuşuğun Hikayesi
Uzun uzun zaman önce memleketin birinin bir şehrinde tembel, miskin, uyuşuk mu uyuşuk bir adam yaşarmış....
Mod seçin, deneyimini kişiselleştirin.
Uzun uzun zaman önce memleketin birinin bir şehrinde tembel, miskin, uyuşuk mu uyuşuk bir adam yaşarmış....
“Ne demiştin niçin caydın sözünden…” diye serzenişte bulunan kim? Refah payı diye, ara zam diye, seyyanen diye...
Dinleme özürlü, vakit ayırma özürlü, gönül alma özürlü olduk çıktık…Bazıları da vakit dedin ya diyor, iki...
Kim ne derse desin, kim ne sanırsa sansın, kim laflarıyla kendini bağlasın, kendini aldatsın, laf ne...
Uzun uzun zaman önce memleketin birinin bir şehrinde herkesin korktuğu, çekindiği, kendi haline bıraktığı, sataşmadığı dalaşmadığı...
Her şehrin ruhu vardır. O ruhu herkes okuyamaz, şehrin dilini, şifresini de çözemez. Kim gönül verdi...
Gelin bugün tarihte bir zaman yolculuğu yapalım. Tahta çıkmak için yetiştirilen Şehzadelerin, taht oyunları sayfasını şöyle...
Rahmetli Gazi Mustafa Kemal Paşa, “Ne mutlu Türk’üm Diyene” derken, ufuk zenginliğinin ne demek olduğunu ortaya...
Uzun uzun zaman önce memleketin birinin bir şehrinde saçı sakalı birbirine karışmış, üstü başı dökük, perişan...
Kime kalmış ki bu alem? Çin’e, İsrail’e kalacak… Mazlumların feryatları, gözyaşları arşı tutmuşken, dünya vahşeti ve kan gölüne...
Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!