Yazar Mehmet Özkendirci, komedyen Deniz Göktaş’ın “Ölüdeniz” isimli gösterisi nedeniyle hakaret ve dini değerleri aşağılama suçlamalarıyla tutuklanmasını sert bir dille eleştirmektedir. Metinde, geçmiş dönem siyasetçilerinin mizaha karşı hoşgörülü tutumu ile günümüzdeki hukuki baskılar ve ters kelepçe uygulaması kıyaslanarak mevcut durumun çelişkileri vurgulanmaktadır. Sanatçının cennetle ilgili ifadeleri üzerinden cezalandırılması, siyasi figürlerin ve bazı dini grupların çok daha ağır söylemlerinin cezasız kalmasıyla örneklendirilerek bir çifte standart eleştirisi sunulmaktadır. Kaynak, mizahın toplumdaki aksaklıkları yansıtan doğal bir araç olduğunu savunurken, bu tür davaların dünya literatürüne birer kara mizah örneği olarak geçeceğini iddia etmektedir. Sonuç olarak yazı, ifade özgürlüğünün kısıtlanmasını ve adalet sistemindeki eşitsizlikleri Deniz Göktaş olayı üzerinden toplumsal bir perspektifle tartışmaya açmaktadır.
Son yıllarda özlemini çektiğimiz entelektüel birikimli bir gösteri sanatçımız vardı; adı Deniz Göktaş. Ölüdeniz isimli gösterisinde Erdoğan’a hakaret ve dini değerlerimizi aşağılama suçlaması gerekçesiyle polisler tarafından ters kelepçeyle adliyeye gönderildi. Normalde ters kelepçe kaçma ve tehdit şüphesi olanlar için uygulanması gerekirken, yurt dışı gezisini yarıda bırakıp ifade vermek için gelen kişiye neden uygulanıyor?
Erdoğan, kendinden önceki liderlerin bin katından fazla hakaret davası açtı. Demirel, Ecevit, Erbakan’ın mayolu karikatürlerini çizen Bedri Koraman için kimse dava açmadı. Aksine, Bedri Koraman’ın kendisiyle ilgili çizimlerini biriktiren liderlerimiz bile vardı. Demirel, gittiği Levent Kırca’nın gösterisinde “Artık benimle ilgili az espri yapıyorsun” diye sitem etmişti.
Deniz Göktaş beklenildiği gibi tutuklandı. İçeride tutuklulara gösteri yapmasın diye tek kişilik hücreye konulması muhtemel. 10 günde 9,5 milyon kişinin izlediği bu gösteri, ulaşılması imkânsız bir rekora sahip oldu. Tabii milletin asık yüzünü güldürürken topluma hakaret içermeyen mesajlar vermenin de bir bedeli olmalı ki cezası anında kesildi.

Beyler; mizah, toplumun bazı aksaklıklarını biraz abartarak yazılı ve sözlü olarak aktarmaktır. CİMER’e yapılan ihbarlar nedeniyle açılan dava, kara mizah örneği olarak dünya literatürüne geçecek nitelikte. Dini değerlere hakaretin ağababasını, AK Parti eski vekillerinden Egemen Bağış uçakta kafa çekerken “Her cuma bir ayet sallarım (yani uydururum)” diyerek yapmadı mı? Erdoğan için “Son peygamber” ve “Allah’ın tüm vasıflarını taşıyor” diyenler İslam’a hakaret etmiş olmuyor mu? Ya da sarıklı, çember sakallı kişiler cenneti anlatırken ağızları sulanarak huriler arasındaki fantezileri için nasıl “tak tak vuracaklarını” söylerken, yer cücesi molla çektiği videolarla “top sektireceğiz” diyordu. Bunlar dine hakaret olmuyor, Kur’an kurslarında çocuklara tecavüz edenler İslam’ın yüz karası olmuyor, dini değerlerimize zarar vermiyorlar değil mi? Tecavüz ettiği kurs öğrencisi için “Rızası var” diyen molla bozuntusu gibiler dini değerlere hakaret olmuyor değil mi? Deniz Göktaş cennetle ilgili iki cümlelik espri yaptığı için “dini değerleri aşağılamaktan” tutuklandı. Söz konusu konuşmada bir genç, “Ben hurilerin, içkilerin olduğu cennette yaşamak istemem” demişti, benim gibi. Benim cennetim; sevdiklerimle, sevdiğim işleri yapmak.
