Mehmet Edip Ören
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Kum Saati Akarken: “Kibritçi Kız” Sendromu

Kum Saati Akarken: “Kibritçi Kız” Sendromu

featured

Yazar Mehmet Edip Ören, Türkiye’nin mevcut sosyo-politik durumunu “Kibritçi Kız” metaforu üzerinden analiz ederek halkı geçici ekonomik vaatlere karşı uyarır. Metinde, seçim öncesi sunulan küçük yardımların toplumda sahte bir refah algısı yarattığı ve bunun aslında daha büyük bir yoksullaşma süreci olduğu savunulur. Siyasi aktörlerin stratejik hataları ve muhalefetin yetersizliği eleştirilirken, ülkenin yönetim biçiminin otoriterleşmeye doğru evrildiği öne sürülür. Toplumun küçük bir azınlığın zenginleştiği, geri kalan çoğunluğun ise açlık sınırında yaşadığı Hindistan Modeli’ne sürüklendiği iddia edilir. Yazar, halkın bu tehlikeli gidişatı fark etmesi gerektiğini vurgulayarak kalıcı bir toplumsal çöküş riskine dikkat çeker. Geri dönüşü olmayan bir zaman dilimine girildiğini belirten metin, okuyucuyu gelecek nesiller adına uyanık olmaya davet eder.

 

Kum saati hızla akıyor. Alt haznesi hemen hemen dolu olanlar, sanki yeni dolmaya başlamış gibi davranıyor. Tek bilinmeyen, üst taraftaki miktar. Bir gün son taneler de birdenbire tükenecek. Yapılanların ne kadar boş olduğu anlaşılacak ama geri dönüş yok. İnsanoğlu, Cenab-ı Allah’ın huzurunda bile, “Allah’ım, beni bir daha dünyaya yolla, sana nasıl ibadet edeceğimi gör” diyecek ama geri geliş maalesef yok ve de eldeki mevcut davranışların hesabı görülecek… Herkese merhabalar olsun. Türkiye birden büyüktür…

İlk başta bir ipucu vereyim ki, hafızalarınızı yoklayın. Olayımın adı “Kibritçi Kız” Sendromu… Bu nereden çıktı diyenleriniz çıkacağı gibi, küçüklüğümden böyle bir şey hatırlıyorum, diyenleriniz de mutlaka vardır. İşte, ben, o hatırlayanların hatırladıklarından hareket edeceğim… Bilenler, bilmeyenlere anlatsın kolaylığına kaçmadan, kısaca özet geçelim… Evini kibrit satarak geçindiren bir kızın hikayesi… Soğuk yılbaşı gecesi satış yapamaz, dolayısıyla hasta annesine götürecek bir şey de alamamıştır… Zayıf kıyafetiyle çok üşüdüğü için, bir kibrit yakar ve onun aleviyle 1-2 saniye sıcaklık hisseder. Bu duygu ona bütün kibritleri teker teker yaktırır. Her yakışta, çok güzel hayallere dalar… Yılbaşı gecesini geçirenler, sabaha karşı evlerine giderken, yüzündeki tatlı tebessümüyle, donmuş kızın cesediyle karşılaşırlar… Bu bir kenarda dursun. Bütün veriler, baskın seçimden yana. Bu yüzden “Servet Affı” çıktı. Bu ve buna benzer şeylerle, para toplanması, onun da seçimde kullanılması planlanıyor. Dönelim hikayemize… Emekliler, asgari ücretliler, dullar, yetimler, yaşlı maaşı alanlar; bir kibrit çakılacak. Geçici sıcaklığa aldanırsanız, sonunuz daha kötü durumlar, yani ölümdür… Kolunun altına sıkıştırılacak iki paket makarna, kafana fırlatılacak çay ve artırılan ücretler, seçimden sonraki ilk ayda misliyle geri alınacaktır… Bunu bil…

Allah, hepimizi etrafındaki akılsızlardan korusun. İnanın, en zor şey bir akılsıza tahammül etmek. Bu durumdan, gazeteciler muaf mı, asla hayır… Seçilip TBMM’ye gönderilenlerin en süzmeleri bile incelemeye değer… Bütün ihtimalleri, kendi ikbali için kullanan RT’ye “Yaptığınız konuşma, veda mıydı?” diye soran gerizekalılar, RT’yi bile güldürdü… Adam, ikbali için, dünya demokrasi tarihinde olmayacak şeyleri gözünü kırpmadan yapıyor, hâlâ, “Veda mı ettiniz?” diyen akıl fukarası ordumuz var…

Ben baştan söyler, sonradan ah-vah etmem. Sadık okurlarım yazdıklarımı gözden geçirsin veya hatırlasın, daha da olmaz ise arşive başvursun. Bu yüzden olanlar beklediğim şeyler olduğundan fazla değinmeyeceğim… Bütün her şeyin özeti niteliğinde birkaç hatırlatmayla devam edeceğim… İşin baş aktörü Vural Savaş kim… Eski Hatay Büyükşehir Bld. Başkanı. Tekrar aday oldu. Küçük Kripto “Halkın istemediğini aday yapmam” dedi, reddetti… Sonra ne olduysa geri dönüşle aday ilan etti… Hatay’da milletvekili çıkaracak gücü olan TİP, “Başka kimi yaparsan yap senin adayını desteklerim” demesine rağmen, inat edildi, sonuç: AKP aldı… Ben dahil, aklı başındaki kimseler, “Cumhurbaşkanı adayını erkenden açıklama, felaket olur” dediler, dinlemedi, açıkladı. Hem aday içeride, hem de parti elden gitti… Yerel seçim sonrası, hemen erken seçim hamlesi yap dendi, o “yumuşama-normalleşme” süreci başlattı… 19 Mayıs Anıtkabir yürüyüşünde, sağında Mansur Başkan varken, “Yaşlılar çekilsin, gençlere yol açsınlar” dedi… Sizce, olanlardan sadece Kart Kripto mu sorumlu… Esas suçlu, Küçük Kripto olmasın… Ben bunları ve de daha detayını gören ve yazan kişiyim. Bu yüzden, gerçekleşen her dediğime, balıklama atlamıyorum… Bu olayla ilgili son yaklaşımımı paylaşayım… Mutlak butlan değil, mutlakiyetin, çok yakından gelen ayak sesleri…

Epey önceki bir yazımda bahsetmiştim ama şimdi kesin eminlik durumundayım. Türkiye, trafiği dahil Hindistan Modeli’ne doğru koşarak gidiyor. Peki Hindistan modelini özetleyelim mi… %10-20 arasındaki kesim her şeye sahiptir. Tıpkı bir [elit] gibi… Teknoloji, atom bombası yapacak kadar en üst seviyededir… Aşağı yukarı bizim gibi. Kaan’ı yapıyoruz, uzun menzilli balistik füzeler, SİHA’lar vs. vs… Geri kalan halk (kast sınıfı) çok fakir, açlık sınırının altında, modern köle ve ucuz iş gücüdür. Tıpkı bizim gibi. Toplumun %80’i fakirlikte eşitlendi, iki paket makarnaya oyunu satacak duruma geldi… Bu yüzden, medyadaki arkadaşlar ikide bir, çöp karıştıranları ekrana getirmesin, zaten istenen o… Nasıl, siz ne dersiniz… Sadece altımızda çivili tahtamız ve önümüzde dans ettirdiğimiz yılanımız yok.

Hepinizi Yaradan’a emanet ediyorum. Hoşça kalınız…

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!