Mehmet Edip Ören
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Baskın Seçim Telaşı ve Toplumsal Çeşitlemeler

Baskın Seçim Telaşı ve Toplumsal Çeşitlemeler

featured

Yazar Mehmet Edip Ören, erken seçim ihtimalini ve Türkiye’nin mevcut siyasi atmosferini sert bir dille eleştirmektedir. Metinde, baraj altında kalma korkusu yaşayan küçük partilerin iktidara yanaşma çabaları ve muhalefet içindeki stratejik hatalar geniş bir yer tutar. Yazar, ekonomik sıkıntıların gölgesinde toplumun farklı kesimlerinin yaşadığı sosyal adaletsizliklere ve terörle mücadeledeki siyasal risklere dikkat çeker. Ayrıca, günlük yaşamda karşılaşılan trafik terörü ve kurumsal düzeydeki operatör usulsüzlükleri gibi toplumsal sorunlar üzerinden bir kaos tablosu çizilir. Sonuç olarak, vatanseverlerin ve milliyetçilerin ortak bir paydada birleşmesi gerektiğini savunan yazar, halkı yaklaşan tehlikelere karşı uyanık olmaya davet eder.

 

Yazın, Haziran’ın, bir de bunlar deniz ve sahille birleşince ayrı bir tadı oluyor… Kış tatsız mı, onun da kendisine göre artıları yok mu, elbette var ama bu hali vakti yerinde olanlar için. Çoğunluğu, fakirlik sınırının altındaki kişiler için hiçbir şeyin tadı olamaz. Yaz onlar için, üşümedikleri ve de daha ucuza beslenebildikleri (!) bir zaman diliminden başka bir şey ifade etmez… Hepinize merhabalar olsun. Türkiye birden büyüktür.

Seçim tarihi yaklaştıkça, küsurat partilerini telaş aldı. Bir önceki seçim için, “sizin seçmeniniz zaten oyunu bana verir, siz gidin CHP listelerinden seçilin” denen altılı masa artıkları, ana karalarına ulaşmak için çok çaba sarf ediyorlar. Bir TBMM toplantısında, Devitoğlu ve Bebecan’ın, Reyis’lerinin diz dibini kapma telaşelerini seyretmişsinizdir. RT bütün bu olanlara, fazla istekli görünmeyerek ihtiyatlı bir yaklaşım sergiliyor. Amiyane tabirle “Kapıda Meletiyor”. MHP ise bu “kilit” olma heveslilerinin, isteklerini kursaklarına hapsediyor. Bu arada bazen MHP’ye de ayar çekiliyor. Kızım sana söylüyorum kategorisinden, bayram değil seyran değil, bizim evin kızı Meral’le niye tokalaşma resimleri servis ediliyor, takdiri sizlere bırakıyorum… Dedim ya seçim yaklaştıkça, hele hele “baskın seçim” gündeme gelmişken, telaş son noktaya geldi… Bebecan, CHP’ye verdi veriştirdi. Bir zamanlar, muhalefete muhalefet edilmez yaklaşımını unutarak, paniğini sergiledi. Biliyor ki, üçlü ittifakta tek başına alacağı oy, küsurat hükmündedir. Tek çare, Reyis’e yamanmak… Biliyor ki, Memoş, her türlü pislik üstüne yüklenerek, affedilecek ve yeni ekonomi yönetimine ihtiyaç oluşacak.

Artık şu anlaşıldı… Size demiştik. Bunlar gözünü kararttı. Aklınıza gelmeyecek şeyleri bile, koltuğu bırakmamak için, gözlerini kırpmadan yaparlar demiştik… CHP ya kapatılacak veya daha beteri Kart Kripto’ya teslim edilecek… Eyyy ATATÜRK’çü CHP’liler! Bıçağı bekleyen kurbanlık rolünü bırakın. Geç olmadan, ülkenin 15-20 yılına veya bütün zamanlarına şamil olacak durumlara sebebiyet vermeden, henüz yarım yamalak da olsa demokrasi varken, duruma el koy, aklını başına al. Sonunda “şunu yaptılar, bunu yaptılar, Anayasayı çiğnediler, Allah belalarını versin vs. vs.” laflarının hiçbir faydası olmaz. Allah, onların değil bizim belamızı verir. Yaradan, verdiği aklı kullanmayanlara, burnunun dikine gidenlere yardım etmez, biline… Fanatizm spor sahalarında bile olmamalı… Bütün milliyetçiler tek çatı altında birleşmeli, diğer ATATÜRK’çüler de buraya dahil olma fikrine kendilerini alıştırmalıdır…

Silahlı propaganda ve harekete girişen terör örgütlerinin nihai hedefi, siyasal kazanımlar elde etmektir. Bu küresel gerçekten sonra içeri gelelim… PKK, başarılı olmuş mudur? Silahlı mücadele sonucu, masada konuşulan uygulamalara giden siyasal kazanımlar var mıdır? Var olduğu çok açık ve de net olarak görünmektedir… Demek ki örgüt, misyonunu tamamlamış ve de doğal olarak kendisini feshetmiştir. Bunu ulusal bir başarı olarak değerlendirmemiz bu sebepten mümkün değildir… Peki tükenmek üzere olan bu sistemi tekrar kim harlamıştır? O’na da bir ihtiyar bunak yeterli olmuştur. İhanetin mazereti olmaz ama er veya geç, bir gün cezası olur, hesabı sorulur… Bu vakit gelmeden, “Allah zaten canımı alır” diyebilirsiniz. Peki, yırtınırcasına ayakta alkışlayanlar ne olur… Bekleyip görelim…

Çeşitlemeleri başlatabiliriz… Motor ve motokurye sayısı ve terörü, geri dönülemez, ıslah edilemez bir noktaya geldi. Toplam araçlar içindeki sayıları %21 olmasına karşılık, karıştıkları kaza %47’dir. Hızla, Hindistan gibi olmak üzereyiz. Yayalar için yollar, kaldırımlardan daha emniyetli hale geldi. Otobüs veya dolmuştan inmeden önce, etrafımıza bakmak; bir motokurye sıyırarak adım atacağımız yerden geçer mi diye dikkat etmemiz gerekiyor… Bu devirde herkes cin olduğundan, çarpılacak adam karaborsada… Geçtiğimiz günlerde Turkcell’den bir mesaj aldım. Daha doğrusu herkese yollanmışlardan… BTK kararı gereğince 55 TL bir alacağımız oluşmuş. Yönlendirdiği linki açtım, bir sürü dolandırdıktan sonra IBAN istedi. Parayı oraya yatıracakmış… Sırf tezgahı bozmak için gereğini yaptım ama uzun zamandır hesabıma yatan para yok… Bu operatörü kullananların en az yarısının ne IBAN’ı vardır, var olan da sistemi çalıştıramaz. Bu da paranın büyük kısmının içeride kalacağı demektir. Niyet kötü olmasa, iyi olsa, ilk faturadan mahsup yapılır iş biter… Ama ne gezer, işin içinde cinlik var… Beyler, medyada bir tabir vardır; “Reklamın kötüsü olmaz” derler… Yahu niye bu Kart Kripto’nun reklamını yapmaya uğraşıyorsunuz? Evinin önünde bir ekip, bürosunda ayrı bir ekip, Parti önünde sürekli ekip. Bırakınız, yok sayınız. Nedir bu? “Bugün burnunu kaşıdı, dün kulağını ellediydi.” Bana göre yok hükmünde biridir, sizler için de yok hükmünde olsun…

Hepiniz Allah’a emanetsiniz. Hoşça kalınız…

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!