Mehmet Edip Ören tarafından kaleme alınan bu metin, Türkiye’nin güncel sosyo-ekonomik ve politik sorunlarını sert bir dille eleştirmektedir. Yazar, kamu mallarının satılmasını ve tarım arazilerinin ranta açılmasını bir talan düzeni olarak niteleyerek, ülkenin üretim gücünü kaybetmesinden duyduğu derin endişeyi dile getirmektedir. Ekonomik çöküşün yanı sıra demografik yapının yaşlanması ve liyakatsiz yönetim anlayışı, yazıda öne çıkan temel şikayet noktaları arasında yer almaktadır. Mevcut siyasi iktidarı ve yetersiz bulduğu muhalefeti hedef alan yazar, çözümün ancak Atatürkçü ve milliyetçi bir ittifakla mümkün olabileceğini savunmaktadır. Metin genel hatlarıyla, halkın yoksullaşmasına ve milli değerlerin tahrip edilmesine karşı bir uyanış çağrısı niteliği taşımaktadır. Tüm bu olumsuz tablonun geri çevrilebilmesi için radikal önlemlerin ve hukuki düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
Ara sıra, cinnete eş değer durumlarla karşı karşıya kalıyorum. Nasıl başladığını bilmediğim köşe yazarlığına veda edesim geliyor. Niye mi… Ülkedeki olanları, bitenleri bilmek ve ona göre de kendi yaklaşımlarımı oluşturup yazmak zorundayım. Bunun için de haberleri pürdikkat seyretmek gerekiyor. Buraya kadar bir şey yok. Olay, cırtlak sesli bir ihtiyar bunağın çıkıp bu milletin her türlü değerini ayaklar altına almasına kadar da doğal… Ama O yok mu O… O’nu dinlemek, tahammül etmek, her babayiğidin harcı değil… Hepinize merhabalar olsun. Türkiye birden büyüktür…
Ülke, tarihte eşi benzeri olmayan bir talan alanına dönmüş durumda… Devlete ait ne kadar kupon arsa, konut vs. varsa satılıyor… Bilhassa Karadeniz Bölgesi başta olmak üzere, memleketin neredeyse tamamına maden ruhsatı verilmiş durumda. Verimli tarım arazileri betona gömülüyor. Sosyal konut yapacağız yalanlarıyla su havzaları lüks konutlara boğuluyor. En bariz örneğini İstanbul’da yaşadık, baraj havzasının ne hale geldiğini gördünüz. Bu durumda, muhalefetin tamamının, olası bir iktidar değişikliğinde yapılan satış ve ruhsatların tamamının iptal edileceğini açıklaması gerekiyor. Devlette devamlılık, Anayasa vs. gerekçeler, referandum ile aşılabilir. Bu talanın eski hale gelmesi için yapılacak referandumda neticenin ne olacağı şu andan bellidir. Fatih Sultan Mehmet, ormanlardan bir dal kesene ne demişse çağdaş izdüşümü ilan edilmelidir. Mesela, zeytinin dalını koparanın bütün mal varlığı müsadere edilmelidir… İkinci konutum Datça’da, kum zambağını koparmanın 300-500 bin liralık cezası var, yani bu uygulamalar ağırlaştırılarak yaygınlaşabilir. Ancak bu şekilde, süratli geri gidiş durdurulup ileri harekât sağlanabilir. Trakya kadar tarım alanını kaybettiğimiz dikkate alınırsa, derhal bir harita çıkarılıp bundan sonrasında tek bir metrekarenin zayi olmaması sağlanmalıdır. İş sadece zeytin değil… Gidin Finike’ye bakın… Dünyanın en iyi portakallarının yetiştiği yerde, bahçeler sökülüp binalar dikilmekte, bunu sahilden giderken bile görebilirsiniz… Kendi kendine yeten yedi ülkeden biri iken… Zamanında, koyacak yer bulamadığımız için TRT’den herkes mercimek yesin derken şimdi, buzlar ülkesi Kanada’dan ithal ediyoruz… Yunan’dan pirinç, Meksika’dan nohut, saymakla bitmez… Peki sorayım… Koroyu oluşturun, yaparsa kim yapar… Taş taş üstüne koymadılar yalanını söyleyip, sata sata bitiremedi ileri hâlâ mevcut. Kendileri taşı taş üstüne koyarken, esasında bizi dibe itiyorlar. YİD Projeleriyle yapılanları senelerce, torunlarla birlikte ödeyeceğiz. Milletin yapıp sahip oldukları ise tekrar millete satılma arifesinde. Vergilerimizle yapılan mevcut otoyol ve köprüler de elden çıkmak üzere. Üretici canından bezmiş, kazanamadığı gibi elindeki aleti edevatı, traktörü de hacizli. Besici isyanda, sütünü maliyetine satamıyor, anaç hayvanını kesime yolluyor. Meyve ve sebze ateş pahası. Asırlık hikâye gene vizyonda. Tarlada beş lira olan şey, markette yüz lira… Ekonomi “Faiz sebep, enflasyon sonuç” zırvasından sonra belini doğrultamadı ama isim babası hâlâ umut olarak lanse ediliyor. Üç çocuk masalından sonra, Türk aile ortalaması üç sayısına düştü. Bir zamanlar doğum kontrolleri yapılırken şimdi ne yapılırsa yapılsın, nüfus geriye gitmeye başladı…

Avrupa’nın en genç nüfusuna sahipken, her türlü sıçramaya gücümüz varken o dönem heba edildi, yaşlı nüfusa sahip bir ülke olduk… Halkı, makarna-bulgur-halk ekmek şeytan üçgenine hapsettiniz. Ülkenin %80’i açlık-yoksulluk sınırının altında… Elmalar depoda çürür, narenciye dalında kalmışken elma ve portakal ithal ettiniz… Kardak için canımızı vermeye hazırdık ama ondan çok çok büyük on sekiz ada Yunanlılarca işgal edildi, bir müzik notası bile veremedik… Hükümetin henüz tutan bir tahmini yok ama bütün ücretler ona göre düzenleniyor. Kaynağı belli olmayan (kara para) gelsin diye kırmızı halılar döşeniyor. Kürt asıllı İngiliz Memoş, her şeyin sırtına yüklenip kovulacağı günü beklerken hâlâ kuyruğu dik tutuyor… Bana tek iyi bir şey gösterecek kimse var mı?… Evet evet haklısınız… Dolar milyonerleri, milyarderlerimiz artıyor. Bu sahiplere vergi afları ve indirimleri yapılıyor… Koro ayrılmadan lütfen tekrar: Yaparsa kim yapar… “Ama abi bunlar müslüman”cılar ve beyinsiz Türkmen, sana sormuyorum… Koltuk altına iki paket makarna sıkıştırılıp kafasına da çay fırlatılanlar, siz de bir kenarda durun, sizlere de sormuyorum. Şimdilik sesinizi boşa harcamayın, seçim sonrası “ellerim kırılsaydı” klasik korosunu tekrar oluşturursunuz…
Çeşitlemeler: Düşünün bir kere. Belediyelerin müfettişleri, Mülkiye (İçişleri Bakanlığı) müfettişleri, Sayıştay müfettişleri, Cumhurbaşkanlığı Denetleme Kurulunun müfettişleri didik didik edecekler, bir şey bulamayacaklar ama bir savcı her şeyi ortaya çıkaracak, bu da tek partinin başkanlarıyla alakalı olacak… Kargaların sesini duyuyor musunuz… İtirafçı (!) olanlara bakın. Bunlar milletvekilliği yapan, belediye başkanlığı yapan CHP’nin kalburüstü adamları. Son ana kadar “CHP kırmızı çizgimiz” diyenler… Peki şu an aynı lafları edenlere ne gözle bakabiliriz. Bakmayı bırakın, bu CHP’den ülkeye nasıl bir fayda bekleyebiliriz… Eyyy CHP seçmeni aklınızı başınıza alın. Siz akıllı hale gelene kadar 15-20 senemiz daha heba olmasın… Tek çare olan ATATÜRKçü Milliyetçi İttifak’a dahil olun…
Hepinizi, Allah’a emanet ediyorum. Hoşça kalınız…