Yazar Mehmet Özkendirci tarafından kaleme alınan bu metin, Devlet Bahçeli ve mevcut siyasi yönetimin politikalarındaki keskin değişimleri sert bir dille eleştirmektedir. Yazar, özellikle terör örgütü liderinin Meclis’e davet edilmesi ve geçmişteki söylemlerle çelişen kararlar alınması üzerinden siyasetçilerin zihinsel yeterliliklerinin sorgulanması gerektiğini savunmaktadır. Mustafa Kemal Atatürk’ün askerî dehası ve tarihî başkomutanlık sıfatı ile güncel siyasi unvanlar arasında bir karşılaştırma yapılarak, Cumhuriyet değerlerinin aşındırıldığı vurgulanmaktadır. Metinde, sıradan vatandaşlardan istenen akıl sağlığı raporu gibi belgelerin, ülkenin kaderini belirleyen liderler ve milletvekilleri için de zorunlu hale getirilmesi talep edilmektedir. Son olarak yazar, ordudaki ihraçlar ve bayrağa yönelik saldırılar üzerinden Türkiye’nin bir bölünme sürecine sürüklendiği konusundaki endişelerini dile getirmektedir.
Kargadan başka kuş, Akaretler’den başka yokuş bilmeyen Bahçeli, artık Recep’ten başka isim bilmiyor. Reşat Nuri Güntekin’i Recep Nuri Güntekin yaptı.
Birilerinin “bilge lider” dediği Devlet Bahçeli, Pandora’nın kapağını açarak; 40.000’den fazla kişinin katilini “TBMM’ye gelsin konuşsun, Umut Hakkı’ndan yararlansın” diyerek açmıştı. Hem de dün “asalım” dediğine bugün “affedelim” diyecek kadar Apo sevdalısı sözde Türkmen Beyi Bahçeli… AK Parti iktidarı sayesinde milletimizin U dönüşlerden başı döndü. Telekızlık yapan dünün delikanlılarının; “Ayol biz sadece bir kez döndük, bunlar her gün dönüyor” dedikleri siyasi dönmeleri hayret ve ibretle izliyoruz.
Pazardan armut gibi alınan vekiller yağcılıkta sınır tanımıyor. Son armut, pardon vekil; “İki Başkomutan var; biri Atatürk, diğeri Sayın Erdoğan” diyor.
Buraya bir not düşelim: Atatürk, Yunan’a karşı Dumlupınar Meydan Muharebesi’nde bizzat başkomutanlık ettiği için bu sıfatı aldı; Cumhurbaşkanı olduğu için değil.

Sayın Erdoğan Cumhurbaşkanı olarak Başkomutan oluyorsa, diğer Cumhurbaşkanları “BOŞkomutan” mı?
Atatürk, Mareşallik rütbesi almış, ömrünün büyük bölümü cephelerde geçmiş bir askerdi. Benim gibi düşünenlerin aklına Başkomutan denince Atatürk gelir. Cumhurbaşkanı otomatik olarak Başkomutan oluyorsa o başka konu, benim aklım ermez. Konu epey dağıldı biliyorum, Devlet Bahçeli’den söz ediyordum. Sayın Bahçeli’nin birçok konuşması mizah dünyamıza renk kattı. Örneğin: “Her top yuvarlaktır ama her yuvarlak top değildir.” “Hans, Toni, Coni alayı bir araya gelse Sayın Erdoğan’ı…” (Yazmaktan utanıyorum, ben desem hücrede çürürüm.) 2009 hesabındaki:
“2’nin sağındaki 0’ı atın, sonra 9’un önündeki 0’ı atın. Geriye 2 ve 9 kalıyor. Toplayın 11 eder…” Bu sayı bizim… Burasını unuttum ama MHP için önemli olduğunu biliyorum. Hele o assolistlik sesiyle söylediği “İki Keklik Bir Ovada Ötüyor” türküsü var ki, kime ne mesaj gönderdiği belli değil… Bahçeli benden iki yaş büyük. T.C. devleti benden alım-satım işlemleri için akıl sağlığımın yerinde olup olmadığını belirten, bir günlük geçerli akıl sağlığı raporu istiyor. Ben Bahçeli gibi öyle bilge lider değilim; öyküler, şiirler yazan bir ressam ve karikatüristim haddim olmayarak. Acaba benden istenen bu sağlık raporu, Bahçeli ve benzeri vekil ve parti liderleri için neden istenmez? Onlar yüz yıl yaşasalar bile zihinleri pırıl pırıl mı oluyor? Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği hakkında yüzde beşlik oyu varken Bahçeli nasıl dün dediğinin bugün tam tersini söyler? Ülkenin kaderi Bahçeli ve benzeri siyasilerin elindeyken; bugün Nusaybin’de aziz bayrağımız bir yığın bölücü hainin ayakları altında çiğnenip yakılırken acaba gerçek suçlu ve suçlular kim? Gözlerimiz Nusaybin’de, Kıbrıs’ta Türk bayrağını direkten indirmeye çalışan Rumu boynundan vuran Türk askerimizi aradı.
“Atatürk’ün askerleriyiz” dedikleri için ordudan disiplinsizlik suçlamasıyla, ilk kez dönem birincisi olan bir kızımız ve dört teğmen ordudan atıldı. Mustafa Kemal’in askerleri değil de kimin askerleri olacaktılar? Elbette Mustafa Kemal’in askerleri! Millî Savunma Bakanlığı koltuğunda oturan kişi acaba kimin askeri? Evet, ülkemiz hızla bölünme sürecine girerken Bahçeli hangi sağlık raporuyla “analar ağlamasın” diye sözde barış sürecini başlattı? Her gün yenilenmesi gereken akıl ve ruh sağlığı raporu onun dokunulmazlık zırhı içinde mi? Evet, analar ağlamasın ama bu cani başının ayağına gitmekle olmaz. Hangi şehit ve gazi ailesine sordu, milletin her gün anası ağlarken? Bu rapor, ağzından çıkan söz kulağına gitmeden unutulan başta siyasiler olmak üzere herkese uygulanmalı.