Mehmet Edip Ören
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Bu ülkede en çok prim yapan şeyler, ihanet ve adam satmaktır

Bu ülkede en çok prim yapan şeyler, ihanet ve adam satmaktır

featured
0
Paylaş

Bu makale, Türkiye’nin mevcut sosyo-ekonomik ve siyasi krizlerini sert bir dille eleştiren toplumsal bir yergi niteliği taşımaktadır. Yazar, toplumdaki entelektüel sığlığı ve dini değerlerin siyasi çıkarlar uğruna istismar edilmesini temel sorunlar olarak merkeze almaktadır. Ülkedeki yoksulluğun derinleştiği ve resmi enflasyon verilerinin halkın gerçekleriyle örtüşmediği vurgulanırken, liyakatsizliğin ödüllendirilmesi eleştirilmektedir. Devlet kurumlarındaki yozlaşma ve adalet sistemindeki güven kaybı üzerinden geleceğe dair karamsar bir tablo çizilmektedir. Sonuç olarak kaynak, halkı uyanışa davet ederek sadakat ve ihanet kavramlarının toplumdaki karşılığını sorgulatmaktadır.

 

Hepsi, muhtelif ünlü insanın sarfettiği lafları, sana bana pazarlayarak toplumda öne çıkma çabası gösterirler… Falanın dediği gibi, filanın dediği gibi, cümlelerini çokça kullananlara dikkat edin, daha doğrusu, bu tip insanlardan kaçının… Müstakil fikirlere önem verin.

Düşünürlerin kelamları önemlidir ama, kendi beyin süzgecinizden geçip, yorumlanmadıkça, size sadece “Papağan” payesi verir… Herkese merhabalar olsun. Türkiye birden büyüktür…

Herkese hayırlı uğurlu olsun. Türkiye’de yoksulluk bile ulaşılamaz bir hal aldı, lüks oldu… Geçtiğimiz yıllarda TBMM’de, hatibe sataşarak, “Kuru ekmek yiyorlarsa aç değildirler” diyen AKP Denizli Milletvekilinin, sırf sataşma için değil, esasında beklentiyi haykırdığını nereden bilebilirdik ki… Başımızsa ki, çulun yenmediğini anladığımız da iş işten geçmişti… Bir Afrika ülkesinin yöneticisi ne demişti… “Batılılar geldiğinde ellerinde din vardı, bütün kaynaklar, zenginlikler bize aitti… Şimdi, din bizim elimizde, bütün kaynaklar onların.

İçerde de aynısı oldu… Bu iktidar geldiğinde, elinde sadece din (!!!) vardı.

Halk, iyi kötü refah içinde idi… Şu an din elimizde patladı, Ülke başkalarının oldu… Akılsız Türkmen ve “Ama, Abi, bunlar Müslümancılar” rahata erdiniz mi.

Bir metre karelik bez için, ülkeyi getirdiğiniz hal hoşunuza gitti mi… Şunu da demeden geçemeyeceğim.

Özellikle yeni okurum olanlara yazıyorum. Ben Elhamdülillah Müslümanım. Allah kabul ederse gereğini de yerine getiriyorum. Söylediklerim, ustismarcılara, seccade madrabazlarına…

Çok konuştunuz, konu olarak hepinizi kurtardı. Şimdi biz, bir iki kelam edelim.

Devletin resmi hırsızı, elini cebinizden çıkaracağına, daha derinlere daldırdı. TÜİK, Aralık Ayı enflasyonunu da çok güzel ayarlayarak hem tahmini tutturmuş oldu hem de komadaki emekliyi entübe hale getirdi… Oynanmış, gerçek olmayan, %30 enflasyon, asrın başarısı olarak lanse edildi.

Bizler de Alamut Kalesi’ndeki Hasan Sabbah’ın tebaası gibi sevindirik olduk… Kürt asıllı İngiliz Memoş, sanki İstanbul’u fethetmiş gibi, kahraman edalarında ahkam keser oldu.

Geçen seneleri unutup, klasik lafını etti… “Zoru geride kaldı” bu cümleleri seçimlere kadar sık sık duyacaksınız.

Seçim öncesi ise, klasikleşen, iki paket makarna formülüyle geçici rahatlama ve mutluluk hissederek gönül huzuruyla, oylarınızı vereceksiniz… Sonrası malûm… “Ellerim kırılsaydı…” Bu durumda bizlerden destek beklemeyin.

Yapacağımız söz: şey “Keşke” demek olacaktır, biline… Son söz : Zoru geride değil, elimizde kaldı… İlk defa asgari ücret ilan edildiğinde açlık sınırının altında idi… Ve bir yıl, bu makas süratle açılacak… Zoru geride kalmış mı, kalmamış mı?

Yandaş basında, her kes Reyis’e güvense de gene bir rahatsızlık var… Ya seçim hüsran olursa, ne yaparız düşüncesi bazılarının rüyasına, karabasan oluyor.

Korkunun ecele faydası yoktur ama, arada bir iç tenkit (!) yapılarak, muhalefete, muhtemel iktidara göz kırpmaktan da bir zarar gelmez… Millet olarak, yıllarca, her şeyi göze alarak mücadele edenleri unutup, dönmelere kucak açmamız, onları baş tacı etmemiz bilinmektedir.

İleride, eğer olursa gene böyle olacağı da kesindir. Bir de bakarsınız ki, Hande bir yere, Ahmet bir yere gelmiş.

Bedel ödeyenler ise bir kenara istiflenir… Bu ülkede en çok prim yapan şeyler, ihanet ve adam satmaktır.

Eğer böyle bir durumu yakaladıysanız, sırtınız yere gelmez, el üstünde tutulursunuz.

TRT’deyken değerli bir dostumun lafıdır… Bu ülkeye hizmet etmenin cezasını bir gün mutlaka çekersiniz…

Uyanma vakti. İş işten geçti ama, zararın neresinden dönerseniz kardır… Bu sistem halkın el üstünde tuttuğu bütün değerleri yerle bir etti.

Düşünün bir kere Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Başkanı olmuş, Milli Savunma Bakamayanına, hainin biri TBMM’de gözünün içine bakarak “TSK işgalci, ve tecavüzcü” diyebiliyor… Adalet, siyasetin ağzına bakar olmuş, Halkın güvenirliğini yüzde sıfırlara indirmiştir… Dini ve ahlaki açıdan, müstesna insanlar yetiştirmek için kurulan İmam Hatip Okulları, kucak gezginlerinin teşhircilerin, deistlerin, uyuşturucu müptelalarının membaı haline gelmiştir… Devlet yetkililerinin veya kurumlarının söylediği rakamlara, yandaş bile olsa inanan var mı… Yetkililer, bugün söylediklerini, yarın tam ters olarak değiştirmiyor mu… Bu durumda denilen ve denileceklerin bir hükmü kalır mı… Bütün bunlar olurken, o çulu başına örtsen ne örtmesen ne…

Haftaya İnşallah… Yaradan’ıma emanetsiniz. Hoşça kalınız…

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!