Mehmet Edip Ören
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Akılları Başına Devşirme Vakti

Akılları Başına Devşirme Vakti

featured

Mehmet Edip Ören’in kaleme aldığı bu metin, Türkiye’nin güncel siyasi ve toplumsal meselelerine yönelik sert bir eleştiri sunmaktadır. Yazar, iktidarın oy toplamak amacıyla başörtüsü ve mağduriyet edebiyatını yeniden gündeme getirdiğini savunarak toplumsal kutuplaşmaya dikkat çekmektedir. Milli Takım’ın futbol başarısızlığı ve sporcular üzerinden yürütülen rant iddiaları, metindeki bir diğer önemli eleştiri odağını oluşturmaktadır. Siyasi figürlerin tutarsızlıkları ve terörle ilişkilendirilen söylemler üzerinden milli değerlerin istismar edildiği vurgulanmaktadır. Ekonomik darboğazda emekli ve memura bütçe ayrılmazken, saray harcamaları ve sığınmacılara aktarılan kaynaklar adaletsizlik olarak nitelendirilmektedir. Sonuç olarak yazar, Türk halkını yaşanan bu manipülasyonlara karşı bilinçli olmaya ve aklını başına devşirmeye davet etmektedir.

 

Aklıma nereden takıldıysa takıldı bilemiyorum ama bugüne, eskiden çok sevdiğim bir deyimle başlamak istiyorum… Ey koca Türk, devşirmeler seni devşirmeden, sen aklını başına devşir… Hepinize merhabalar olsun. Türkiye birden büyüktür…

Bugün, artık gına gelen, riya kokan istismar şampiyonu bir konunun tekrar vizyona girdiğini görüyoruz. Evet, “Başörtüsü” olayı gene ortaya çıktı. İktidarın, savunacağı hiçbir konu kalmayınca, çaresizlikten tekrar temcit pilavı önümüze geliyor… Başörtülü bir Bacı’mıza, Kabataş Meydanı’nda saldırı ve taciz de olursa hiç şaşırmayın… Bir bakarsınız Cami’de çilingir sofraları bile ortaya çıkabilir… Kurgu olduğu buram buram kokan, önden iyi hazırlanmış fragmanları seyrettik… Bir markette, yaşlıca birisi, kapalı iki bayana “Terlemiyor musunuz” gibi sorular soruyor, çalışılmış cevap-metin söyleniyor… Mersin’de bir plaja, tesettürlü kimseler girmek istiyor, alınmıyorlar… Gene mağdur yaratma senaryoları… Yahu bıktık ki ne bıktık… Bir zamanlar kuş kadar beyni olmayan, omuzu kalabalık, 28 Şubatçıların mevcut sistemi getirmek için oluşturdukları altyapının neticesi, başımıza kalan istismar madeni, hâlâ çalıştırılmaya devam ediyor. Sol partilerin bile yönetimlerinde kapalı hanımlarımız var. Artık bu işten elinizi ayağınızı çekin. En fanatik kesimler bile duruma alıştı, en azından hoşgörü sahibi oldular… Yüce Yaradan’ın emirleri sizlerin oy kaynağı olamayacak kadar dokunulmazdır…

Milli Takım turistik turunu tamamlayıp geldi. Oynanan futboldan çok başka şeyler konuşuldu. Oyuncularımızın saç modelleri, Avrupalı modacılardan tam not aldı. Kerem Aktürkoğlu takımdan alınınca, on kişi oynamaya başladık. Bu sebepten, grup liderini ülkesinde yenebildik. Eğer ayaklarıyla değil eliyle koluyla ite kaka oynayan Barış Efendi de alınsaydı on bir kişiye ulaşacaktık… Ne derler, Türkçesiyle söyleyeyim… Basra harap olduktan sonra veya Bayram geçtikten sonra, kınayı kafana sür… Dedik ya futboldan başka her şey gündemde idi. Beş bin tane yapılacağı söylenen, işin içinde Ali Ağaoğlu ve Futbol Federasyonu Başkanı Hacıosmanoğlu’nun da bulunduğu sistem, işin başında futbolculara birer villa (!) hediye etti. Bu villa arsa yerlerinin sıkıntılı olduğu, futbolcular üzerinden meşruiyet kazanılmak istendiği konuşuldu. Yaşadıklarım ve tecrübelerime binaen sizlerle bir şeyler paylaşmak istiyorum… Bu tip kuruluşlar, işe girişmeden, reklam safhasında, sanat veya siyaset hayatından meşhur kimselere bilaücret konut verir. Bu bir nevi reklam harcaması gibi düşünülür… Siz evi alırken o artiste veya Bakan’a komşu olacağınızı zannedersiniz. Herhalde anlatabildim…

DEM’leş başkanlarından bir mahluk, TC’yi direkt olarak tehdit etti. “Umut hakkı olmaz ise barış olmaz” dedi. ABD tasmalısı gücünü nereden alıyor… Hatırlayın, bu lafı ilk önce kim gündeme getirdi… Evet bildiniz, ihtiyar bunak Ca-Ce getirdi. Peki Ca-Ce bu tip lafları veya davranışları sık sık yapıyor mu… Elhak evet. “Kimse gitmez ise ben iki arkadaşımı alır giderim” diyerek Apo sevgisini alenen haykırdı… Haliç’i, Momo Mersil, Mariel vs. doldurur, RT’yi oraya atsam gene temizlenmez dedikten sonra, “bizi bırakma” diye yalvaran kim… “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diyen teğmenlere AKP bir şey demezken bu Türk milliyetçisi (!!!) karşı çıkarak, bu evlatlarımızın TSK’dan atılmalarına sebep olmuştur. Türk milliyetçilerinin önündeki en büyük tehlikenin kim olduğunu anlatmak için yazacak çok da, şimdilik yeter… Daha fazla bilgi sahibi olmak isteyenler, meşhur CIA ajanı Ruzi Nazar’ın dediklerini incelesin…

Emekli ve memur zamları belli oldu. Yirmi beş senelik iktidar yönetiminde hâlâ, “Kaynaklar kısıtlı” deniyor. Peki bu kaynaklar kime kısıtlı değil… YİD projeleriyle garanti verilen sistemlere kısıtlama yok… İtibardan kaynaklı harcamalara kısıtlama yok… NATO toplantısı için, yeni havaalanı bile yapılırken herhangi bir kısıtlama yok… Savaş ve asker kaçağı Suriyelilere yapılan harcamalara, onlara Suriye’de yapılan konutlara, hastanelere vs. kısıtlama yok, ayıca giden de yok… İlk iki maçta, sadece Haiti’yle birlikte, elendiği belli olan Futbol Milli Takımı’na, biriken kuaför masrafları için, eksiksiz ödenen primlerde kısıtlama yok… Yok da yok, yok da yok… Peki tek kısıtlama kime… Açlık sınırı 35.000 iken 20.000 TL ile geçinmek zorunda olan “Yaşam Şampiyonlarına” kısıtlama var… Bir tek ücretli gündeme geldiğinde, bütçe imkânları müsait olmuyor…

En son futboldan bahsettik, aldığım son haberi de paylaşıp, veda edeyim… Ekvador Milli Takımı Teknik Direktörü, TC Adalet Bakanlığına başvurarak, Ekvador’un Milli Takım maçlarının dev ekranda verilmesi için CHP’li belediyelere rüşvet verdiğini açıklayıp, etkin pişmanlık başvurusu yapmış… Ben sadece duyduğumu söylüyorum, yorum size ait…

Hepiniz Allah’a emanet olun. Hoşça kalın…

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!