Kocaeli Kitap Fuarı, Türk dünyasının zengin kültürel mirasını ve ortak hafızasını bir araya getiren kapsamlı bir kültür buluşması olarak hayata geçirilmiştir. Bu büyük organizasyonda TOYŞAD çatısı altında Kazakistan’dan Kırım’a, Özbekistan’dan Doğu Türkistan’a kadar pek çok farklı coğrafyanın temsilcileri yer almıştır. Etkinlik boyunca düzenlenen söyleşiler, folklor gösterileri, belgeseller ve imza günleri sayesinde Türk halklarının ortak geçmişi, gelenekleri ve yaşadıkları tarihî meseleler ele alınmıştır. Fuar, yazarlar ile okurları buluşturmanın ötesinde farklı coğrafyalardan gelen insanları ortak değerler etrafında buluşturan anlamlı bir dayanışma ortamı sunmuştur. Böylece bu devasa organizasyon, milletlerin aidiyet duygusunu güçlendiren ve gönül köprüleri kuran unutulmaz bir kültürel yolculuğa dönüşmüştür.
Kitap fuarları, yazarların okurlarıyla bir araya geldiği, tanışma ve sohbet etme imkânı bulduğu, kitaplar aracılığıyla gönül köprülerinin kurulduğu özel kültür etkinlikleridir. Türkiye’de düzenlenen kitap fuarları arasında kendine özgü bir yere sahip olan Kocaeli Kitap Fuarı, 3-11 Ekim 2026 tarihleri arasında 16. kez kapılarını kitapseverlere açarak binlerce insanı kitapların büyülü dünyasında buluşturdu. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Tahir Büyükakın, 16. Kocaeli Kitap Fuarı dolayısıyla kaleme aldığı yazısında fuarın anlam ve önemini şu sözlerle dile getirmiştir:
“Değerli Kitap Dostları, Kıymetli Hemşehrilerim,
İnsan, varoluş gayesini kelamın mirasıyla anlamaya çalışır. Toplumlar ise tarihsel sürekliliğini, hafıza kayıtlarını ve medeniyet birikimini yazının gücüyle geleceğe taşır. Sözün uçuculuğuna inat kitap; aklın, irfanın ve hikmetin asırlar ötesine uzanan köklü sesidir. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi olarak vatandaşlarımızın hizmetine sunduğumuz Kocaeli Kitap Fuarı, bu mukaddes birikimin ve fikrî derinliğin her yıl yeniden hayat bulduğu devasa bir kültür meydanıdır.
2009 yılında “Kâğıttan Dünyaların Keşfi” idrakiyle başlattığımız ve bugün itibarıyla 9,4 milyonu aşkın kitapseveri ağırlayan bu kutlu yürüyüş, Türkiye’nin en kapsamlı ve en çok ziyaret edilen kültür organizasyonu hâline gelmiştir. 16. Kocaeli Kitap Fuarı’mızda, bu yıl “Romanların ve Hatıratların İzinde” başlığıyla, tarihin katmanlarına edebiyatın ve toplumsal tanıklıkların penceresinden bakıyoruz. “Her Kitap Bir Medeniyeti Yaşatır” anlayışıyla, kurgunun ve yaşanmışlığın insanı kendi kökleriyle buluşturan, idrakini genişleten ve ufkunu aydınlatan gücünü yeniden idrak ediyoruz.”
“Romanların ve Hatıratların İzinde” temasıyla okur ve yazarları buluşturan bu kitap fuarına 515 yayınevi, sahaf ve sivil toplum kuruluşu katılırken fuar kapsamında 1065 etkinlik ve söyleşi düzenlendi. Dokuz gün süren 16. Uluslararası Kocaeli Kitap Fuarı, 1 milyon 59 bin 347 ziyaretçiyi ağırladı. Fuar, aynı zamanda Türk dünyasının farklı coğrafyalarından gelen kültür ve edebiyat insanlarını da bir araya getirdi. Bu buluşmanın en anlamlı adreslerinden biri, hiç kuşkusuz TOYŞAD (Turan Elleri Ozanlar Yazarlar Şairler Aydınlar Derneği) standıydı. TOYŞAD Başkanı Sayın Gökalp Şentürk’ün daveti üzerine bu yıl ikinci kez Kocaeli Kitap Fuarı’na katılma fırsatı buldum. Geçen yılla kıyasladığımda fuarın her geçen yıl daha da geliştiğini ve zenginleştiğini söyleyebilirim.
Dokuz gün boyunca Türk dünyasının zengin kültürel mirasını tanıtan TOYŞAD, Kazakistan’dan Kırım’a, Özbekistan’dan Kırgızistan’a, Doğu Türkistan’dan Tataristan’a kadar uzanan geniş Türk coğrafyasının temsilcilerini aynı çatı altında buluşturdu. İsmail Gaspıralı’nın (1851-1914) “Dilde, fikirde, işte birlik” şiarından hareketle düzenlenen etkinliklerde, Türk halklarının ortak tarihine, kültürüne ve manevi değerlerine vurgu yapıldı. Coğrafi uzaklıklara rağmen gönüllerde yaşatılan birlik duygusu, bu buluşmada bir kez daha kendini gösterdi. Ortak tarih, ortak kültür, kuşaktan kuşağa aktarılan gelenekler, yüreklerde taşınan vatan hasreti ve millet sevgisi; bazen türkülerin ezgilerinde, bazen dans figürlerinde, bazen şiir dizelerinde, bazen geleneksel yemeklerin tatlarında, bazen gösterimi yapılan belgesellerde, bazen millî takı, toka ve kemer gibi süs eşyalarında, bazen millî kıyafetlerde ve bu kıyafetleri süsleyen nakış ve desenlerde, bazen de kitapların sayfalarında hayat buldu. Farklı coğrafyalardan gelen bu kültürel zenginlikler, aslında aynı kökten beslenen büyük bir medeniyetin birbirini tamamlayan parçalarıydı. TOYŞAD standı da dokuz gün boyunca yalnızca kitapların sergilendiği bir alan değil, Türk dünyasının ortak hafızasının, kardeşliğinin ve kültürel birliğinin yaşatıldığı anlamlı bir buluşma noktası oldu.

TOYŞAD, kitap fuarının kapılarını açtığı ilk günden itibaren Türk dünyasının kültürel zenginliklerini ziyaretçilerle buluşturmaya başladı. 3 Ekim’de Uluslararası TOMRİS HATUN Derneği, muhteşem dans gösterileri ve seslendirdiği türkülerle katılımcılara unutulmaz anlar yaşattı. 4 Ekim Pazar günü ise Kocaeli Kırım Kültür Derneği, TOYŞAD standında Kırım Tatar Türklerine özgü geleneksel süs eşyaları ile Kırım Tatarları hakkında kaleme alınmış kitapları sergileyerek ziyaretçilerin beğenisine ve satışa sundu. Ayrıca Kırım Tatar kökenli Güler Başaran, sahibi olduğu Koranta Tatar Lezzetleri restoranından Çiğ Börek ve Kırım Tatlısı (Tatar Baklavası) getirerek bu kültürel buluşmaya ayrı bir lezzet kattı. Standı ziyaret edenlere ikram edilen geleneksel yemekler, Kırım Tatar mutfak kültürünün tanıtılmasına da önemli katkı sağladı. Eskişehir’den gelen folklor ekibinin müzik ve dans eşliğinde sunduğu gösteriler, izleyiciler tarafından büyük beğeniyle karşılandı. Neşeli ezgilerin ve renkli dansların ardından gösterimi yapılan 1944 Kırım Sürgünü konulu belgesel ise katılımcılara duygu dolu anlar yaşattı. Belgesel, Kırım Tatar Türklerinin geçmişte yaşadığı acıların aradan geçen uzun yıllara rağmen unutulmadığını bir kez daha gözler önüne serdi. İzleyiciler, sürgünün acı hatıralarına tanıklık ederken gözyaşlarını tutamadılar. Ancak bütün bu acıların ve zorlukların ötesinde değişmeyen bir gerçek vardı: Kırım Tatar Türkleri, dünyanın neresinde yaşarlarsa yaşasınlar, millî kimliklerini korumaya, gelenek ve göreneklerini yaşatmaya, tarih bilincini gelecek kuşaklara aktarmaya devam ediyorlardı. Yaşanan onca acıya rağmen kültürlerine ve köklerine sahip çıkmaları, onların güçlü millî hafızasının ve sarsılmaz vatan sevgisinin en anlamlı göstergesiydi.
5 Ekim tarihinde TOYŞAD’ın özel bir davetlisi vardı: Cesur Melek. Ellerini kullanamamasına rağmen karşılaştığı güçlüklerin hayallerinin önüne geçmesine izin vermeyen Cesur, eğitim hayatında ve edebiyat alanında önemli başarılara imza atmış bir yazardır. Cesur Melek, “Ben Hayatta En Çok Engelimi Sevdim” adlı kitabıyla fuara katılarak gençlere cesaret ve ilham verdi. Onun hayat hikâyesi, insanın kendisine bir amaç belirlediğinde ve bu amaç uğruna azimle mücadele ettiğinde pek çok güçlüğün üstesinden gelebileceğinin en güzel örneklerinden biridir. Çünkü engel, her zaman engel değildir; bazen insanın içindeki gücü keşfetmesine, hayata daha sıkı sarılmasına ve başkalarına yol göstermesine vesile olur. Cesur Melek de bunun yaşayan örneklerinden biridir. O, yapamadıklarıyla değil, başardıklarıyla anılmayı hak eden; kalemiyle hayata tutunan, azmiyle çevresindekilere umut veren bir yazardır. Cesur Melek, engellerin hayallerin önüne geçmek zorunda olmadığını bir kez daha göstererek katılımcıların kalbinde özel bir yer edindi.
TOYŞAD standında ilerleyen günlerde de Türk dünyasının farklı coğrafyalarını, tarihini ve kültürel zenginliklerini tanıtan etkinlikler devam etti. 6 Ekim’de Özbekistan Fahri Kültür Elçisi Çokay Kaçar, “Özbekistan Kültürü” başlıklı sunumuyla Özbek Türklerinin kültürel mirasını katılımcılarla paylaştı. Ayrıca Özbekistan’a özgü süs eşyaları sergilenerek satışa sunuldu. 7 Ekim’de Harun Özdemir, “Oğuz Çepni Türkleri” başlıklı sunumuyla Türk tarihinin ve kültürünün önemli unsurlarından biri olan Çepnileri tanıttı. 8 Ekim’de ise Yasemin Meydan, “Türk Dünyası Masalları” başlıklı sunumuyla Türklerin ortak kültürel hafızasında önemli bir yere sahip olan masalları gündeme taşıdı. Program kapsamında masal kitapları da satışa sunuldu.
9 Ekim’de ben, Roza Kurban, “Doğumunun 140. Yıl Dönümünde Kazan Tatar Türklerinin Bayraktarı Gabdulla Tukay ve Kazan Tatarları” başlıklı sunumumu gerçekleştirdim. Sunumda Kazan Tatarlarının millî ve edebî hayatında önemli bir yere sahip olan Gabdulla Tukay’ı ve onun şahsında Kazan Tatarlarının kültürel mirasını tanıtma fırsatı buldum. Ardından dört ciltten oluşan “İdil-Ural Aydınları” ve “İdil-Ural Kurultayı” adlı kitaplarımı imzaladım. Türk dünyasının ortak kültürünü yaşatmayı amaçlayan böyle bir etkinlikte kendi çalışmalarımı okurlarla buluşturmak benim için anlamlı ve mutluluk verici bir deneyimdi.
10 Ekim’de ise Türk dünyasının en hassas meselelerinden biri olan Doğu Türkistan konusu ele alındı. Uzun yıllardır Doğu Türkistan davası için mücadele veren Hamit Bey ve eşi Nurala Göktürk Hanım, “Tanrı’dan Erciyes’in Eteklerine: Göç Hikâyesi” başlıklı sunumlarıyla Doğu Türkistan’dan Anadolu’ya uzanan göç hikâyesini ve bu süreçte yaşanan zorlukları katılımcılarla paylaştılar. Uzun yıllardır Çin yönetiminin baskıları altında yaşayan Uygur Türklerinin yaşadığı acılar, vatanlarından uzak düşen insanların özlemlerini, kimliklerini ve kültürlerini koruma mücadelelerini bir kez daha gündeme getirdi. Uygur Türkleri, bugün Türk dünyasının kanayan yaralarından biridir. Onların yaşadıkları, yalnızca bir coğrafyanın değil, ortak tarih ve kültür bağlarıyla birbirine bağlı bütün Türk dünyasının meselesidir. Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen folklor gösterisi de Uygur Türklerinin zengin kültürel mirasını, geleneklerini ve bu değerleri yaşatma kararlılığını yansıttı.

Fuarın son gününde TOYŞAD Başkanı Gökalp Şentürk, “TOYŞAD Derneği Faaliyetleri ve Türk Dünyası Üzerine” başlıklı söyleşisiyle derneğin çalışmalarını ve Türk dünyasının kültürel birliğini güçlendirmeye yönelik faaliyetlerini anlattı. Böylece dokuz gün boyunca farklı Türk topluluklarının tarihini, edebiyatını, geleneklerini ve yaşadığı sorunları gündeme taşıyan etkinlikler sona erdi. Kocaeli Kitap Fuarı’ndaki bu buluşmalar, Türk dünyasının farklı coğrafyalarında yaşayan milletlerin birbirlerini daha yakından tanımalarına imkân sağladı. Kitaplar, şiirler, türküler, masallar, folklor gösterileri ve tarihî anlatılar aracılığıyla ortak kültürün izleri bir kez daha ortaya kondu. Farklı ülkelerden ve bölgelerden gelen katılımcılar, İsmail Gaspıralı’nın “Dilde, fikirde, işte birlik” ülküsünü hatırlatan bir atmosferde, ortak geçmişin ve kültürel değerlerin etrafında buluştu.
16. Kocaeli Kitap Fuarı’nda Türk dünyasının zengin kültürünü tanıtan bu anlamlı buluşmanın bir parçası olmamı sağlayan, davetiyle beni onurlandıran TOYŞAD Başkanı Sayın Gökalp Şentürk’e gönülden teşekkür ediyorum. Organizasyon sürecindeki katkıları ve içtenliğiyle desteğini esirgemeyen, derneğin genel sekreteri ve Gökalp Şentürk’ün kıymetli eşi Sayın Sevda Şentürk’e de sonsuz şükranlarımı sunuyorum.
Fuar boyunca yanımda olan, destekleriyle bana güç ve moral veren kurucusu olduğum Zafer Partisi Kocaeli İl Başkanı Sayın Ender Oğuz’a ve ekibine; Tataristan temsilcisi olduğum TURKKON ailesinin Kocaeli İl Başkanı Sayın Çağrı Andaç’a ve ekibine; Alperen Ocakları Kocaeli İl Başkanı Sayın Emrah Tüysüz’e ve Sayın Volkan Karakaya’ya içtenlikle teşekkür ediyorum.
Böylesine anlamlı bir kültür etkinliğinde yalnız olmadığımı hissettiren, varlıklarıyla bana güç veren ve desteğini esirgemeyen herkese gönülden minnettarım. Dostluğun, dayanışmanın ve gönül birliğinin değerini bir kez daha hissettiğim bu güzel buluşma, benim için yalnızca bir kitap fuarı deneyimi değil, aynı zamanda unutulmayacak hatıralarla dolu özel bir yolculuk oldu.

Kocaeli Kitap Fuarı süresince birçok okur ile tanışma fırsatı buldum. Kırım Tatar ailesi mensubu Güler Başaran da yeni tanıdığım birisiydi. Güler Hanım’a kitaplarımı imzaladım, sonraki gün sosyal medyada benimle ilgili şu satırları yazmıştı: “Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği 16. Uluslararası Kitap Fuarı’nda, Qırım Ailesi etkinliği, Kazan Türkleri söyleşisi ve imza gününde tanıma fırsatı bulduğum Roza Kurban Hanımefendi, benim için özel bir karşılaşmanın adı oldu. Tataristan’ın Kazan Tatarları köklerinden beslenen araştırmacı, yazar ve çevirmen kimliğinin yanı sıra; vakur duruşu, güçlü kadın kimliği, zarafeti, birleştirici ruhu ve kültürel hafızamıza duyduğu derin sorumlulukla gönlümde özel bir yer edindi. Kazan Tatarlarını ve Kırım Tatarlarını anlatırken gözlerinin boncuk boncuk doluşunda yalnızca bir insanın duygusunu değil; bir milletin tarihini, hasretini, acılarını ve tükenmeyen aidiyetini gördüm. Çünkü tarih yalnızca kitaplarda yazmaz; onu yüreğinde taşıyan insanların gözlerinde, sesinde ve gözyaşında da yaşar. Birlikte geçirdiğimiz zaman kısacıktı; oysa konuşulacak ne kadar çok şey, paylaşılacak ne kadar çok duygu vardı… Keşke daha uzun vakit geçirebilseydik. Şimdiden özledim bile… İyi ki tanıdım sizi Roza Hanım. Siz bende yalnızca güzel bir hatıra değil, ortak tarihimize, kültürümüze ve geleceğe taşımamız gereken değerlere dair derin bir iz bıraktınız. Hayatıma, Kalbime ve Bilincime yerleşen Roza Kurban… Yeniden buluşmak dileğiyle; saygıyla, sevgiyle ve gönülden…” Güler Başaran’ın bu içten sözleri beni derinden duygulandırdı. Bir yazar için eserlerinin bir okurun eline ulaşması kadar, onun kalbine ve düşünce dünyasına dokunabilmesi de büyük bir mutluluk; bu satırlar, yazdıklarımın bir gönülde karşılık bulduğunu hissettirdi.
16. Uluslararası Kocaeli Kitap Fuarı, benim için kitapların ve yazarların buluştuğu bir etkinlik olmanın çok ötesinde, Türk dünyasının ortak tarihini, kültürünü ve hafızasını yeniden hissettiğim anlamlı bir buluşma oldu. TOYŞAD’ın öncülüğünde farklı coğrafyalardan gelen insanların aynı çatı altında bir araya gelmesi, kültürel değerlerimizin yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılması bakımından büyük önem taşıyordu. Kırım Tatarlarının yaşadığı tarihî acıları, sürgünün hafızamızda bıraktığı derin izleri ve kültürümüzü yaşatma mücadelesini paylaşırken ortak geçmişimizin yalnızca hatırlanması değil, anlaşılması ve gelecek için bir bilinç oluşturması gerektiğini bir kez daha düşündüm. Fuar boyunca kurduğum dostluklar, gerçekleştirdiğim söyleşiler ve okurlarımla yaşadığım içten karşılaşmalar, bu buluşmanın en kıymetli hatıraları arasında yerini aldı. Güler Başaran’ın sözlerinde olduğu gibi, bir insanın kalbine dokunabilmek, ortak tarihimizin ve kültürümüzün başka gönüllerde de yaşadığını görmek, bütün emeklerimi anlamlı kıldı. Dileğim, Türk dünyasının farklı renklerini ve seslerini bir araya getiren bu tür buluşmaların çoğalması; dilimizin, kültürümüzün ve ortak değerlerimizin sınırları aşarak gönüller arasında köprüler kurmaya devam etmesidir. Çünkü bizi birbirimize bağlayan yalnızca geçmişimiz değil, birlikte yaşatacağımız kültürümüz ve geleceğe dair ortak umutlarımızdır.










