Av Özcan Pehlivanoğlu
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Siyaset İnsan Üzerinden Yapılır!

Siyaset İnsan Üzerinden Yapılır!

featured
0
Paylaş

Yazar Özcan Pehlivanoğlu, Türk siyasetindeki tıkanıklığın temel sebebinin sistemden ziyade insan faktörü olduğunu ileri sürmektedir. Siyasi partilerdeki tutarsızlıkları ve liyakat eksikliğini eleştiren metin, karakterli ve ahlaklı bireyler olmadan doğru politikalar üretilemeyeceğini savunur. Toplumun ve aydınların siyasetçileri şahsi nitelikleri üzerinden değerlendirmekten kaçınmasını büyük bir hata olarak gören yazar, yanlış insanlarla doğru işler yapılamayacağının altını çizer. Türkiye’nin feodal yapılar ve niteliksiz kadrolar nedeniyle bir siyasi açmaz içinde olduğu, başarısızlığın sorumlularının ise isim bazında sorgulanması gerektiği belirtilir. Sonuç olarak, siyasetteki yozlaşmanın sona ermesi için sistem tartışmalarından önce insan kalitesine ve şahsiyete odaklanılması çağrısı yapılmaktadır.

 

Son günlerde Türk siyasetinde bence “Türkiyeli” olan siyasetçiler tarafından halkın kafasını allak bullak eden söylemler ifade ediliyor.

Örneğin Ali Babacan’ın CHP için söyledikleri, Meral Akşener’in sözünden çıkmayacağı söylenilen Ersin Beyaz’ın İYİ Parti’den istifası, CHP’ye geçen Ümit Dikbayır ile Cemal Enginyurt’un sessizlikleri ve nihayetinde fikriyatı ile hiç uyuşmayacak bir şekilde Devlet Bahçeli’nin terör örgütü ve katil bölücü hain lehine açıklamaları bence olağan olsa da halk nezdinde hayret ve şaşkınlık uyandıracak şeylerdir.

Böyle olunca yıllardır “siyaset insan üzerinden edilir” tezim yine aklıma geldi!

Türkiye’de siyaset ve politikacılar hakkında düşünülenler açısından temel yanlışlıklar vardır. Halkın ve de aydınların, bunların varlığından haberi bile yoktur.

Hatta politikacılar bile neyin ne olduğunun farkında değil; çünkü onların birçoğu “koltuk” peşine düşmüş insanlar…

O zaman politikayı nasıl yapacak ve siyaseti nasıl oluşturacağız?

Politikayı yapan insandır. Bu sebeple siyaseti insan faktörü oluşturur. Fikirler ve buna ilişkin eylemler hep insan(lar) tarafından ortaya konulur.

İnsan bu konuda iyi (niyetli) değilse nasıl iyi bir siyaset izlesin? Hangi fikri ortaya koysun? Eylemleri ile hedefe ne şekilde ulaşsın?

Burada insanın iyiliğinden kastımız; karakterli, kişilikli, şahsiyetli, erdemli, ahlaklı, bilgili, tecrübeli, vatansever, objektif, liyakat ve ehliyet sahibi, milliyetsever hususların topyekûn bünyede barındırılmasını ifade eder.

İnsanda bunlar yok ise nasıl politika yapacak?

Bana diyorlar ki; “Eleştirilerini ve görüş açıklamalarını insanlar üzerinden yapma!” Nasıl yapacağız o zaman?

Yanlış insanla doğru iş olmaz!

Fikirler yanlış! Politikalar yanlış! Ortaya konulan siyaset yanlış! Uygulamalar yanlış! Ama bunları yapan insanlar doğru, öyle mi?

Türkiye’de siyaset açısından bir yanlışı düzeltelim o zaman; eğer bir iş “doğru insan”lar tarafından yapılmıyorsa netice almak imkânsızdır.

Bunun örnekleri günümüzde olduğu gibi istemediğimiz kadar çoktur.

O zaman hatayı; fikirden önce bunu ortaya koyan ve uygulamayı gerçekleştirenlerde aramak gerekir.

Herkes üzerine düşeni yaptı ise Türkiye niye siyasi bir açmazdadır?

Bunun sebebi insan faktöründe yatmaktadır.

Yanlış adamlarla doğru işler yapılamaz!

Türkiye hâlen bir Orta Çağ karanlığındadır. Aşiret anlayışına dayalı feodal yapılar hüküm sürmektedir.

Sosyolojik gerçeklerin ve eğitimsizliğin ortaya çıkardığı insan tipi endişe verici boyuttadır.

Türkiye; bırakın dış güçleri, iç güçler tarafından bile bir türlü paylaşılamayan ve bu nedenle güç savaşlarının acımasızca yaşandığı bir ülkedir.

Hal böyle olunca bu siyasete yansımaktadır. Bir de buna yanlış adamların birlikteliği ya da koalisyonu eklenince iş siyasette ülke için büyük bir başarısızlığa gitmektedir.

Belki bu, siyaset yapan politikacılarla ya da ülkeyi dizayn etmeye çalışan “nizam” ile ilgili bir husus olabilir.

Ancak politikacı dediğimiz kişilerdeki yanlışlığı görmeden ve bunları isimlendirmeden doğru analizler yapmak mümkün değildir.

Siyasette eleştiriler kişiler üzerinden yapılmalıdır. Başarı ödüllendirilmeli, başarısızlık ise cezalandırılmalıdır.

İşin içine vefa, dostluk, arkadaşlık, hemşirelik, menfaatler ve bilhassa nefis girerse gidilecek bir hedef yok demektir.

Israrla kişileri konuşmaktan ve tartışmaktan kaçınanlara bir tavsiyem olur ki;

elde ettiğiniz kısmi başarıların geçici olduğunu biliniz… Gerçekle bir an önce yüzleşmezseniz yarınlarda hüsran, kaçınılmaz olacaktır…

“Kişileri konuşmayalım, sistemi ve yapılanları konuşalım” diyenler bir an önce anlasın ki;

o sistemi ortaya koyan ve eyleme dönüştüren, neticeyi alan ya da alamayan insanlardır. Bunu sorgulamazsanız başarı gelmez.

Ancak Türk siyasetinde ilk düğmeleri hep yanlış bağlayıp sonra da mükemmel başarılar beklemek tedavi gerektiren bir hastalık haline dönüşmüştür.

Teşhisi doğru yapalım ve ona göre tedavi uygulayalım. Bunu yaparsak ülkeye hizmet etmiş oluruz.

Aksi halde tarihin yazdığı “siyaset mezarlığı”nda yerimizi pek iyi bir şekilde almayız.

Bu fikirlerimi ifade etmeye başladığımdan bu yana birçok lider ve onların sözde sadık adamları çoktan siyaset mezarlığına gitti.

Diğerleri de gitmek üzere yola çıktı!

Dost acı söyler!

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!