Av Özcan Pehlivanoğlu
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Milli Egemenlik

Milli Egemenlik

featured
0
Paylaş

Bu metin, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluş yıl dönümü vesilesiyle Türk milletinin kağıt üzerindeki egemenlik hakları ile mevcut toplumsal gerçeklikler arasındaki derin uçurumu ele almaktadır. Yazar, anayasal bir ilke olan milli egemenliğin günümüzde ekonomik bağımlılıklar, yabancılara mülk satışı ve liyakatsiz bürokrasi nedeniyle fiilen zayıfladığını savunmaktadır. Milli kaynakların yönetimi ve ekonomik bağımsızlık konularında ciddi eleştiriler getirilerek, egemenliğin sadece hukuki bir metin olmaktan çıkarılıp hayata geçirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Metnin temel amacı, halkı Türklük bilinci etrafında birleşmeye ve ülkenin geleceği üzerinde gerçek anlamda söz sahibi olmaya davet etmektir. Sonuç olarak, bayram kutlamalarının ötesine geçilerek, siyaset ve sermayenin millileşmesi zorunluluğu üzerinde durulmaktadır.

“Türk’ün adının tartışılmaya başlandığı bu günlerde Türk milletine bazı hatırlatmalar!”

Türkiye bugün, Türk milleti adına hareket etmek üzere kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’nin açılışının 106. yılını kutlayacak. Türkiye Cumhuriyeti devleti, TBMM’nin açılışını bir bayrama dönüştürmüş ve adını “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” olarak koymuştur.

“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” sözü, Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’ndan bu yana Türkiye anayasasında yer alan ve Türk milleti adına Türkiye’nin kuruluşunu ilan eden TBMM’nin temel dayanağını oluşturan ilkedir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 6. maddesi de bu cümle ile başlamaktadır.

Yani egemenlik kayıtsız şartsız milletindir (Türk milleti)… Türk milleti egemenliğini, Anayasa’nın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır. Egemenliğin kullanılması hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz…

ğıt üzerinde ne güzel yazılmış! Zannediyorsunuz ki; Türk milleti her şeye egemen… Peki, öyle mi?

Günümüzde gelişen olaylara bakarsak Türk milletinin ülke sınırları içinde egemen olduğunu söylemek çok zor, hatta imkânsız.

Bugün siyaset ve bürokrasi, bununla bağlı olarak da ekonomi; Türklüğü hissetmeyen ve Türklüğe inanmayanlarca işgal edilmiş! Ortalık her şeyin bol miktarda “kriptosundan” geçilmiyor. Anladık imparatorluk bakiyesiyiz ama bu kadar da olmaz! TBMM’de olan bitene (kavgalara ve bilhassa menfaat içerenlerine) bakın, ne demek istediğimi anlarsınız!

Yabancılara yapılan özelleştirmeler, gayrimenkul satışları, borçlanmalar, petrol arama, su kaynakları, baraj gibi enerji kaynakları ile maden arama ve işletme ruhsatlarının verilmesi, finans kuruluşlarının satışı, ithalata dayalı bir ekonomi anlayışı ve Gümrük Birliği gibi ticari bağımlılık olayları; Türk milletinin egemenliğini ortadan kaldırmış gibi gözükmektedir. Yani hülasa; bayrak Türk’ündür ama “ya ekonomi kimindir?” sorusunu sorma zamanı çoktan geçmiştir.

Salda Gölü’nün kumlarını bile koruyamaz haldeyiz. Ya Suriyeliler için harcanan ama ihtiyaç halinde halktan esirgenen paralar için ne demeli? Son virüs salgını da ekonomimizin ne kadar zayıf olduğunu bize bir kez daha gösterdi. Dünyanın güçlü devletleri, bırakın kendi vatandaşlarından yardım istemeyi; bütçelerinden parası olana olmayana, talep etmeksizin yardımda bulundular. Türk milleti bu çağda günlük kazanıp günlük yer haldedir. Fakir, yoksul ve borçlu durumdadır.

Halbuki Türkiye‘deki her şey kayıtsız şartsız (kâğıt üzerinde) Türk milletine aittir. Türkiye için birileri her ne kadar kaynakları kıt bir ülke dese de, burası çok zengin bir ülkedir. Bu zenginlik şüphe yok ki; Türk milletinindir. Öyle ise nerede bu zenginlik?

Türk milleti reel anlamda bu topraklar üzerinde fiili egemenliğini yitirmiştir. İş şimdi hukuki egemenliğini yitirmeye gelmiştir. Onun için birçok karanlık mahfil, onlarca yıldır yeni anayasalar hazırlayıp duruyorlar.

TBMM’nin açılışının yüz altıncı yılı vesilesiyle Türk milleti, bu topraklar üzerindeki egemenliğini yeniden hatırlamalı ve üzerinde düşünmelidir. Kâğıt üzerinde yazılı egemenlik Türk milleti için yeterli gelmez. Bu egemenlik anlayışının mutlaka fiiliyata geçmesi gerekir. Yani siyaset, bürokrasi ve sermaye Türkleşmeli ve millileşmelidir. Egemenliğimiz bu şekilde bir anlam kazanır.

Başımıza gelen bütün olumsuzlukların temelinde bu sorun yatmaktadır. Bu vesileyle bu topraklarda binlerce yıldır süren Türk egemenliğinin, TBMM eliyle bir kez daha ilan edilişinin 106. yılını kutluyor, hepinizi bu konu üzerinde düşünmeye davet ediyorum.

Dünya çocuklarını da gözlerinden öpüyorum… Güzel yarınlar onların olsun!

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!