Lütfullah Kaleli
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Alışveriş

Alışveriş

featured
0
Paylaş

Yazar Lütfullah Kaleli, alışveriş kavramını mülkiyet değişiminin ötesinde küresel siyaset ve devletlerin tasfiyesi üzerinden stratejik bir bakış açısıyla ele almaktadır. Metin, hedef seçilen ülkelerin toplumsal yozlaşma, ekonomik çöküş ve dezenformasyon gibi yöntemlerle içeriden çürütülerek dış güçlerin istilasına hazır hale getirildiğini savunmaktadır. Tarihteki Osmanlı ve Doğu Türkistan örnekleri ile günümüzdeki Ukrayna ve İran vakaları arasında paralellikler kurularak, milli birliğin ve stratejik savunmanın hayati önemine dikkat çekilmektedir. Türkiye’nin güçlü güvenlik mimarisi ve askeri kapasitesine vurgu yapılırken, toplumsal bölünmelere yol açan boş tartışmalardan kaçınılması gerektiği ifade edilmektedir. Nihayetinde eser, bir ulusun küresel bir meta haline gelmemesi için kültürel değerlerine sahip çıkması ve ekonomik ile askeri alanlarda dünyanın zirvesini hedeflemesi gerektiğini öğütlemektedir.

 

Almak-satmak: Herhangi bir şeyi, iki veya daha fazla kişi, kurum, devlet veya yapı arasında bir karşılık eşliğinde, mülkiyet veya konum değiştirmesine alışveriş ya da almak satmak denebilir. Alışverişe konu olan nesne canlı veya cansız olduğu gibi herhangi bir tarzdaki yapı, yapılanma, değerlenmiş şey veya şeyler olabilir.

Alışveriş kirlenmeden yapılabildiği gibi; hiçbir kurala tabi olmaksızın, kirli hesap ve eylemler eşliğinde de yapılagelmektedir. Çoğu kere çıkarların takas edilmesi sonucunu da doğurabilir. Ticaretin bu türünde “yamyam mantığı” işletilir.

Hedef devlet veya ulus önce yapısal olarak yozlaştırılır, içeriden çürümesi sağlanır. Ekonomisi bozulur, aile yapısı iflas ettirilir, kolay ve karşılıksız kazanç özendirilir, yağma şekli tesis edilir, dil yapısı yabancı sözcüklerle donatılır, bireyler köklerinden koparılır, zihinler esir edilir, bölme aparatları güçlendirilir, dezenformasyon yoğunlaştırılır. Ve daha birçok yöntem devreye alınır.

Paylaşım için değişik anlaşmalar, belirli çerçeveler oluşturulur. Sahte muhataplar belirlenir. İşbaşına yakın yerlere yerleştirilir. Bunun en son örneği Venezuela’dır. Devletler namuslu ve güvenilir yiğitlerce kurulur, geliştirilir; hainlerce peşkeş çekilir.

Tarihten örnekleme yapalım. Osmanlı Devleti’nin, batılı yamyamlarca kendi aralarında paylaşım esasları belirlendikten sonra, saldırılar başlatılmıştır. Saldırılar başladığında Osmanlı ordusu dünyanın 4. büyük ordusu idi. Buna rağmen mücadele edilmemiş; Sevr Antlaşması kolayca imzalanmıştı (imzalayanlar vardı).

Günümüzde ise: İran, Ukrayna ve diğer ülkeler. Enerji yolları ve boğazlar dikkatleri çekmektedir. Ukrayna ve İran’da benzer yöntemler uygulanmaktadır. Potansiyel ülkeler ise korkuları eşliğinde istenen yola, şekle yönlendirilmektedir. Korkuları tetiklenen ülkeleri örnekler isek; Almanya, Yunanistan, Fransa, İsrail, Kıbrıs Rum Yönetimi ve daha bazı ülkeler!

Son günlerde Çin, İran’ı sattı mı? tartışılıyor. Mal müşteriye satılır; uygun şartlar oluşursa neden alan veya satan olmasın! Çeşitli takas yöntemleri denenmesin. Bunda şaşılacak, tartışılacak ne var! Önemli olan etrafımızdaki olayları inceleyerek, yamyamların bize uygun gördükleri konumları ve sonları belirlemeye çalışmak olmalıdır.

Osmanlı hedef olduğu çağda ulema, aralarında “pırasa yenir mi, yenmez mi?” tartışması yapıyordu. Doğu Türkistan’da ise Çin işgali öncesi; namaz sonrasındaki tesbihi 99’luk tesbihle mi, 33’lük tesbihle mi çekelim tartışması yapılıyordu. Türk dünyası, Rus işgalleri başlamadan önce tarikat mücadelelerine sahne olyordu.

İstanbul ve boğazlar, Anadolu coğrafyası bizde olduğu sürece; hedef konumunda olmamamız mümkün değildir. Anlaşılan belli bir sıra takip ediliyor. Ekonomi, sanayi ve askeri yönden dünyada ilk üçe girmemiz zorunludur. Ukrayna ve İran iyi bir ders konusu oluşturuyor.

Savunması az ya da yanlış düzleme oturmuş olanların; dilde, fikirde, işte, siyasette birliğini sağlayamayanların, kanmaya teşne olanların hedef ülke veya devlet olmaları kaçınılmazdır.

Hava muharebelerinde, kara ve deniz muharebelerinde, bizi hedefe koyma olasılığı bulunan ülkelerin çoğundan daha güçlü durumdayız. Bu ülkeler

Türkiye’nin güvenlik mimarisinin mükemmelin üzerinde olduğunu bilmektedirler. Bu konularda endişelenmeye gerek yoktur. Biz bize yeter de artarız bile! Türkiye’nin güvenlik mimarisi ve etkisini örneklersek; Fransa’nın Atina’da yaptığı açıklamalar güvenlik mimarimize çarpmış, Fransa inkâr yoluna gitmiştir. İsrail ve Avrupa ülkeleri de benzer durumdadırlar ve yutkunuyorlar. Türkiye’ye yanaşma derdindeler.

İçimizde anlamsız tartışmaları harlayanlara dikkat etmek, dünden bugünler için dersler çıkarmak durumundayız. Dün İngiltere, kendisine sipariş edilen gemilerin paralarına çökmüştü. Kıbrıs’ı önce kiralamış, sonra da ilhak etmişti. Bugün ise ABD; F-35’lerin paralarına çökme çabasında!

Hedef ülke konumuna düşmemek için; çok çalışmayı kesintisiz devam ettirmek, anlamsız ve içi boş tartışmalardan uzak durmak, geleceğimizi tehdit eden çıkar hesaplı siyasi tartışmalardan kaçınmak, milli değerlerimize sahip çıkarak onları korumak ve güçlendirmek zorunluluğumuz bulunmaktadır.

Görklü Çalap’ımızın görkemli selamları; ülkemizi ve ulusumuzu alışverişe konu etmemek için çalışan, uğraş veren, kurulan tuzakları bozan ve anlamsız tartışmalardan uzak duranların üzerine olsun. Vesselam.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!