Azerbaycanlı yazarımız Mehseti Şerif, Azerbaycan’ın dış politikası üzerinden yürütülen dezenformasyon faaliyetlerini ve Türkiye ile olan stratejik bağlarını zayıflatma girişimlerini ele almaktadır. Yazar, Bakü yönetiminin kararlarını duygusal tepkiler yerine devlet aklı ve pragmatizm çerçevesinde, bölgesel dengeleri gözeterek aldığını vurgulamaktadır. Özellikle İsrail ve İran ile olan ilişkiler üzerinden üretilen olumsuz algı operasyonlarının, iki kardeş ülke arasındaki sarsılmaz güveni hedef aldığı ifade edilmektedir. Azerbaycan’ın hem Türkiye ile müttefik kalıp hem de Filistin davasını destekleyerek çok yönlü bir diplomasi yürüttüğü savunulmaktadır. Sonuç olarak, Azerbaycan’a yönelik yüzeysel eleştirilerin arkasında yatan asıl amacın manipülasyon ve siyasi yıpratma olduğu sonucuna varılmaktadır.
Son zamanlarda Türkiye’de bazı çevrelerin Azerbaycan üzerine adeta tetikte beklediğini görmek zor değil. Herhangi bir gelişme olduğunda, olayın bütününü anlamaya çalışmadan Azerbaycan’a yönelik eleştiriler ve suçlamalar hızla ortaya atılıyor. Üstelik bu yorumların bir kısmı kendisini akademisyen, analist veya siyaset yorumcusu olarak tanıtan kişilerden geliyor. Ancak çoğu zaman bu değerlendirmeler ne bölgenin tarihini ne de jeopolitik gerçekleri dikkate alıyor. Oysa meseleye biraz yakından bakıldığında, bu tartışmaların önemli bir bölümünün aslında bilgiye değil algı üretimine dayandığı görülüyor. Hedef ise çoğu zaman iki kardeş ülke olan Türkiye ile Azerbaycan arasında soru işaretleri oluşturmak.
AZERBAYCAN’IN DIŞ POLİTİKASI: DUYGULAR DEĞİL, DEVLET AKLIDIR!
Azerbaycan’ın bulunduğu coğrafya son derece hassas bir bölgedir. Bir yanda İran, diğer yanda Rusya, Güney Kafkasya’daki kırılgan dengeler, enerji hatları ve Orta Doğu’daki krizler… Bu ortamda Bakü yönetiminin yürüttüğü dış politika ideolojik değil, denge ve pragmatizm üzerine kuruludur. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev yönetimindeki Azerbaycan aynı anda farklı güç merkezleriyle ilişkilerini yürütmek zorundadır. Bu nedenle Azerbaycan:
- Türkiye ile stratejik müttefiktir
- İsrail ile teknoloji ve savunma alanında işbirliği yapmaktadır
- İran ile komşuluk ilişkilerini sürdürmeye çalışmaktadır
- Filistin halkının haklarını desteklemektedir
Bu tabloyu tek bir başlık üzerinden okumaya çalışanlar ya konuyu bilmiyor ya da bilerek çarpıtıyor.

“AZERBAYCAN İSRAİL YANLISI” SÖYLEMİ: BİR ALGI İNŞASI
Türkiye’de bazı çevreler Azerbaycan’ı İsrail yanlısı olmakla suçluyor. Ancak bu iddia gerçeğin sadece küçük bir kısmını alıp büyütmekten ibaret. Evet, Azerbaycan ile İsrail arasında enerji ve savunma alanında işbirliği vardır. Bu ilişki özellikle güvenlik ve teknoloji alanlarında şekillenmiştir. Ancak bu durum Azerbaycan’ın Filistin politikasını değiştirmiş değildir. Azerbaycan uluslararası platformlarda Filistin halkının haklarını desteklemekte, insani yardımlar göndermekte ve iki devletli çözümü savunmaktadır. Yani Azerbaycan’ın politikası ideolojik bir tarafgirlik değil, çok yönlü diplomasidir. Buna rağmen bazı yorumcular sürekli aynı cümleyi tekrarlıyor: “Azerbaycan İsrail yanlısı.” Bu söylem artık bir analiz değil, bilinçli bir propaganda kalıbı haline gelmiştir.
İRAN İLE İLİŞKİLER VE GERÇEKLER
Azerbaycan’ın komşusu olan İran ile ilişkileri her zaman karmaşık olmuştur. Zaman zaman diplomatik temaslar yapılırken, zaman zaman da ciddi gerilimler yaşanabilmektedir. Nitekim yakın zamanda yaşanan Nahçıvan çevresindeki olaylar bu gerilimlerin ne kadar hassas bir noktaya ulaşabileceğini göstermiştir. Azerbaycan topraklarına yönelik saldırılar sonrasında İran tarafında bazı açıklamalar yapılmış, Devrim Muhafızları bağlantılı unsurların sorumluluğu tartışılmıştır. Bu gelişmeler karşısında Azerbaycan’ın verdiği diplomatik tepkiler bazı çevreler tarafından eleştirildi. Oysa devletler arası krizlerde diplomasi çoğu zaman dışarıdan görüldüğünden çok daha karmaşık yürütülür. Bazıları Azerbaycan’dan adeta farklı bir davranış bekliyor: ya tamamen sessiz kalmasını ya da doğrudan bir çatışmaya girmesini. Gerçek dünyada devletler böyle hareket etmez.
DEZENFORMASYONUN ASIL AMACI
Burada asıl dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Azerbaycan’a yönelik bu eleştiriler çoğu zaman tek bir hedefe hizmet etmektedir. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki güveni zedelemek. Bu söylemler özellikle sosyal medyada hızla yayılıyor. Olayların arka planını bilmeyen insanlar bu iddiaları gerçek zannedebiliyor. Ancak gerçek çok daha açık. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki bağ sadece diplomatik bir ortaklık değil; tarih, kültür ve ortak mücadeleyle şekillenmiş bir kardeşliktir. Bu ilişki Karabağ savaşında da açıkça görülmüştür. Bu nedenle iki ülke arasındaki ilişkilere zarar vermeyi hedefleyen algı operasyonları zaman zaman ortaya çıksa da, bu girişimlerin başarılı olması oldukça zordur. Azerbaycan’ın dış politikası sloganlarla değil, devlet aklıyla yürütülmektedir. İlham Aliyev yönetimi Türkiye ile stratejik ittifakı sürdürürken aynı zamanda bölgesel dengeleri gözeten çok yönlü bir diplomasi yürütmektedir. Bu gerçeği görmezden gelerek Azerbaycan’ı tek boyutlu bir politikaya indirgemek analitik bir değerlendirme değil, siyasi bir manipülasyondur. Bugün Azerbaycan’ı eleştiren bazı çevrelerin gerçekten Türkiye’nin çıkarlarını mı düşündüğü, yoksa iki kardeş ülke arasındaki güveni zedeleyen bir söylemi mi beslediği sorusu ise hâlâ cevap beklemektedir.