Yazar Mehmet Özkendirci, Türkiye’deki hukuk sistemini ve siyasi söylemler ile pratikler arasındaki çelişkileri sert bir dille eleştirmektedir. Metinde, Adalet Bakanı’nın eşitlik vurgusu yapan sözlerine karşın, toplumsal ve dini değerlere hakaret eden kişilere yönelik çifte standartlı uygulamalar örneklerle anlatılmaktadır. Özellikle iktidara yakın isimlerin korunması ile muhalif kesimlerin cezalandırılması arasındaki adaletsizlik, güncel olaylar ve dini istismar eden figürler üzerinden sorgulanmaktadır. Yazar, devletin temeli olan adalet duygusunun sarsıldığını savunarak, yetkilileri samimiyete ve tarafsızlığa davet etmektedir. Toplumdaki adalet güveninin azalması, metnin ana eksenini oluşturan temel toplumsal eleştiri konusudur.
Emel Sayın’ın söylediği çok güzel bir şarkının sözleriydi yukarıdaki başlık ismi… Bir kuplesi şöyle olacaktı: Rüyalar gerçek olsa seni her gün görürdüm / O incecik beline sarılarak yürürdüm / Sabah olmasın diye güneşi durdururdum / Yanardağlarda tüten ateşi söndürürdüm / Rüyalar rüyalar aaah rüyalar gerçek olsa…
Hatta “teyzemin sakalları olsa dayım olurdu” diye bir sözümüz bile var.
Lafı fazla dolandırmadan sadede gelecek olursam bu başlığı neden seçtim söyleyeyim. Adalet Bakanımız Sayın Gürlek, anlattığı bir fıkra ile Kürt kadınlarına hakaret ettiği için 95 yaşındaki Rahmi Koç için şu sözleri söyledi: “Adalet terazisi kimsenin servetine, unvanına veya statüsüne göre tartmaz; daima insan onurunu ve hukukunu korur…” Bu sözler Japonya ve benzeri ülkelerde söylense normal karşılanmalı. Maalesef isminde Adalet ve Kalkınma yazan bir partinin uygulamalarında, Sayın Gürlek’in görüşlerine kuşkuyla bakanlardanım. Aynı günlerde Atatürk’ün Kurtuluş Mücadelesi için ilk adımı attığı Samsun’un AK Partili Terme Belediyesi meclis üyelerinden genç ve güzel Rümeysa Eker, Atatürk ve solculara hakaret ettikten sonra terbiyeden yoksun şu sözleri söyledi: “Kemalistler pezevenktir…” Merakımdan soruyorum hiçbir art niyetim olmadan: Acaba Rümeysa Hanım kaç pezevenk tanıdı? Böyle iddialı sözler ettiğine göre bayağı liste kabarık olmalı.

Tabii meclis üyeliğinden istifa ettirildi. Hakkında soruşturma açıldı ve yurt dışına çıkma yasağı konup salınıverildi… Yakında daha üst makamlarda görmeyiz inşallah.
Daha önceleri İslam diniyle alay eden, “her gün bir ayet uydururum” diyen Egemen Bağış, ödül olarak Avrupa’da Büyükelçilikle ödüllendirildi. Oysa bir söyleşide iki genç şaka yaparken dini değerimize hakaret yaptılar diye haklarında hapis cezası verilmişti… Her gün sarıklı, cübbeli, çember sakallı onlarca “tarikat ve cemaat mensubuyuz” diyenler, İslam için şeytana pabucunu ters giydirme yarışındalar ve haklarında hiçbir soruşturma yok. Birkaç örnek verecek olursam: “Peygamberler mezarda kalkıp namaz kılıp eşleriyle olurlar… Falan zat edebinden annesinin karnından 9 ay değil, daha sonraki bir ayda doğmuş…” Bir diğer yerden bitme cüce, cennetteki seks hayatından bahsederken ağzı sulanıyor. Bu akla ziyan fanteziler için neden “dindar nesiller yetiştireceğiz” diyen yetkililer suskun?
İslam’da “devletin dini adalettir” derken herhalde bugün yaşanan İslam dininden bahsetmemiştir. Adalet sana göre, bana göre olursa milletin adalete olan güveninin %20’lerde olması normal. Sayın Gürlek acaba söyledikleri adalet vurgusunun neresinde? Onlarca tapu iddialarının bedelini iki tapu çalışanına yüklemesi halkın büyük çoğunluğunca kabul edilmedi. Çuvaldızı başkalarına batırmadan önce iğneyi kendimize batıralım lütfen.