Bu köşe yazısı, Türkiye’nin güncel siyasi atmosferine ve toplumsal yapısına dair sert eleştiriler içeren bir değerlendirmedir. Yazar, etnik temsil adaletsizliği ve kamu yatırımlarının bölgeler arasındaki dağılımı üzerinden Türk kimliğinin ihmal edildiğini savunarak acil bir “Türk açılımı” çağrısı yapmaktadır. Mevcut siyasi aktörlerin ve muhalefet liderlerinin tutumlarını “kripto” faaliyetler olarak nitelendiren eser, iktidar ile ana muhalefet arasındaki ilişkilerin halkı yanılttığını iddia eder. Ayrıca enerji politikaları ve anayasa tartışmaları üzerinden hükümetin samimiyetini sorgularken, milliyetçi kesimin bölünmüşlüğüne dikkat çeker. Toplumun din istismarı ve suni gündemlerle oyalandığını belirten yazar, ülkenin bir beş yıl daha kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulunur.
Sıkıntılı kelimeler üzerindeki çalışmamıza devam edelim mi? “Aynen” kelimesi… Düşünün bir kere, söylediğiniz her cümleden sonra muhatabınız size papağan gibi “Aynen” diyor.
İlk iki cümle arkasına hoşa gitse de, sonraki cümlelerde sıkıntı.
Muhatabın, üretecek ve de katkı sağlayacak hiçbir şeyinin olmadığına dair kapasite ortaya koyumu diye yorumlanacak bir durum… Hepinize merhabalar olsun.
Türkiye birden büyüktür…
Kürt şımarıklığı had safhaya çıktı. Azınlığın çoğunluğa tahakkümü olan durumların nereye kadar gideceği, ucu açık biçimde müphemliğini koruyor… Eşit vatandaşlık (!!!) isteklerinin esas adresi Türkler olmalı diye düşünüyorum… Birkaç örnekle ispata çalışayım.
Şu an itibarıyla TBMM’de 370 civarında Kürt kökenli milletvekili olduğu söyleniyor… Bunun üzerine 30 tane de Çerkez, Gürcü, Arnavut, Arap vs. koy; eder mi 400? Neredeyse Abdülhamit’in Meclis’i, Kabinesi gibi… Asli unsur %80 olan Türkler, bu tablodan çıkan neticeye göre kazançlı mı yoksa mağdur mu? Bölgesel olarak yapılan yatırımlar incelendiğinde; Doğu ve Güneydoğu’ya yapılan yatırımlar, diğer bölgelere yapılanların açık ara önünde… DEM sözcülerinin “Suriye’nin mi yoksa Türkiye’nin mi Dışişleri Bakanı belli değil” diye eleştirdiği Hakan Fidan bir Kürt… Ülke maliyesini, hazinesini, parasını
teslim ettiğimiz kimse de Kürt… Demek ki Kürt olmak için sadece Kürt olmak yetmiyor.
APO itinin peşinden gitmek, terör yanlısı olmak gerekiyor… Bu durumda ortaya çıkan netice şu: Derhal bir Türk açılımına acilen ihtiyaç var… Irak ve Suriye’de Türklerin sayısı Kürtlerden fazla.
Ama onlar hiçbir şekilde bulundukları sisteme isyan etmiyor, teröre bulaşmıyor, boyunlarına tasma taktırıp emperyalizmin paralı askeri olmuyorlar.

Görünen o ki 2027 seçim yılı olacak. İktidar, alternatif sistemleri hazır tutuyor.
Bilo’nun her ihtimale karşı yedekte durması ve ısınmış olması gerekiyor… Bu durum çok açık ve net biçimde ortada dururken muhalefet ne halde? Küçük Kripto, “Bizim Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu” diyerek, aday olamayacağını, adaylık şartlarının ortadan kalktığını bilerek oyununu oynuyor… Yerel seçimlerde tek temayül yoklamasına ihtiyaç duyulmayan aday Çerçi, şu an AKP’de… Bu iş için “İnisiyatif alıyorum” dediği, “Başka aday göster, ona oy vereceğiz” diyen partiler (TİP) olmasına rağmen, Hatay’da şaibeli adayın arkasında duran ki, o kimse seçilemediği bir yana CHP’yi mahkemelerde süründürüyor… Seçim hezimetinden grogi
durumda çıkan RT’ye el uzatan, diyalog kuran, partide ağırlayan, toparlanmasına fırsat veren, kırmızı kart olayı gibi birçok soytarılığı uygulayan, Ekrem İmamoğlu’nu aday ilan edip başını koparttıran Küçük Kripto Özgür de, Kart Kripto Kemal gibi şansını denemeye kararlı görünüyor.
Bu vatandaş için kayıp bir beş sene daha demektir. Muhtemel bir hanedanın oluşması anlamına da gelir… Ana muhalefetin durumu bu… Peki kağıt üzerinde olmasa da beyinlerde ana muhalefet, hatta iktidar olanlar; yani Türk milliyetçileri, gerçek Atatürkçüler ne yapıyor? Onlar da gereğini yapıyorlar; iyisi-kötüsü, anahtarı-tornavidası, büyüğü-küçüğü birleşeceklerine moleküllere ayrılmaya uğraşıyorlar…
Gelelim hâlâ çözemediğim, bir türlü aklımın ermediği şeye… Gözde damadımızı hepiniz bilirsiniz.
Hani, cennetten çıkmayı çok sevenden bahsediyorum.
Ne demişti? “Artık doğal gaz ihracatçısı olduk…” Peki ağası ne demişti?
“Açın kapıları, açın pencereleri, açın kombileri…” Aylarca bulduğumuz (!!!) gazı bedava tüketip seçime girmiştik ya… Hatırladınız mı? O kadar da balık hafızalı olmadığınızı biliyordum… Peki, Temel gibi sorayım: Noldi?
Bir dahaki seçimi de çıkarsın diye “Ufak tefek olayları çözüyoruz, yakında vereceğiz” deniyor ya.
Beyinsizin bile inanması zor. Ancak “Ama abi bunlar Müslümancılar” inanabilir… Doğru kabul edelim, öyle ise ABD ile niye 2045 yılına kadar gaz anlaşması yaptınız? Rahmetli M. Şükrü dayım olsaydı “Tamam, sen bizi eşek yerine koydun” derdi… Ne dersiniz, bizler ne yerine konuyoruz?
Din istismarı yapanlar, bunu alenen yapıyor. Onlara fazla bir diyeceğim yok.
Peki bu çabalara mesnet hazırlayanlara ne demeli? İYİ Parti’den bir dingil, kıyafetinden dolayı bir hanım başkana densizlikler yaptı.
Hoşa gitmeyen sözler söyledi… RT pası aldı, hemen gole çevirdi, tam doksana taktı… Bayan’ı grup toplantısına kadar çağırdı… Önce telefonla aradı.
Görüşmede kadın başkanımız da tek eksiğimiz olan “Yeni Anayasa”yı istedi.
Ertesi güne TBMM’ye aynı kıyafetleri giymiş bir sürü bindirilmiş kıta geldi.
Tezgahı, kurguyu görüyor musunuz? Gel de “Savaş içindeki gaflet, hıyanete eş değerdir” diyen rahmetli Başbuğ’u anma… Bu Küçük Kripto (Özgür) görevini çok iyi yapıyor.
Artık sık sık tekrarlayacağım: CHP’ye verilen her oy, er geç AKP’ye gider.
Yılın ilk anketi de AKP’yi birinci sıraya çıkardı. Seçim yılı emekliye 3-5 bin işi çözer.
Küçük Kripto da vazifesini tamamlamanın gururuyla aday olup kazanamayarak kriptolar çöplüğündeki yerini alırken, olan bizim en az beş yılımıza daha mal olur.
Ayrıyeten bu sefer beş yılla kurtaracağımız da belli değil…
Hepiniz Yaradan’ıma emanetsiniz. Hoşça kalınız…