Nazım Peker - Eğitimci/Yazar
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Beyaz Evde (White House) Neler Olur?

Beyaz Evde (White House) Neler Olur?

featured
0
Paylaş

Nazım Peker’in bu köşe yazısı, Amerika Birleşik Devletleri başkanlarının resmi ikametgahı olan Beyaz Ev’deki yaşantılarına dair çarpıcı detayları ve finansal sorumlulukları ele almaktadır. Yazar, yaygın bilinenin aksine bu mekânın bir ihtişam merkezi değil, başkanların kişisel harcamalarını, gıda masraflarını ve hizmetli ücretlerini kendi maaşlarıyla karşıladıkları bir yer olduğunu vurgular. Clinton ve Reagan gibi liderlerin deneyimleri üzerinden, devlet imkanlarının şahsi amaçlarla kullanılamayacağı ve demokratik hesap verebilirlik prensipleri anlatılmaktadır. Metin boyunca Beyaz Saray teriminin yanlışlığına değinilerek, buranın aslında halka ait geçici bir hizmet alanı ve müze olduğu hatırlatılır. Sonuç olarak eser, monarşi ile demokrasi arasındaki farkı, halkın kalıcılığı ve yöneticilerin geçiciliği ilkeleri üzerinden mukayese ederek sorgular.

 

Dünyanın tek süper gücü ABD’de, başkanların ikamet ettiği White House-Beyaz Saray’da, yaşam nasıldır hiç düşündünüz mü?

Biraz araştırdım. İlginç bilgilere ulaştım.

1981’de yemin ederek ABD başkanlığı koltuğuna oturan Ronald Reagan ve eşi Nancy, bir ay sonra akşam yemeğini yiyip kahvelerini içerken; hiç beklemedikleri bir sürprizle karşılaşırlar.

Görevli garson, yemeğin hesap faturasını getirir.  Faturada sadece akşam yemeği değil, son bir ayın bütün yemeklerinin, ağırladıkları kişisel misafirlerinin, kullandıkları temizleme hizmetlerinin; diş fırçası, macunu, parfümeri malzemelerine kadar ne kadar kişisel harcama yaptılarsa hepsinin de faturası vardır.

Reagan, hesabın büyüklüğüne şaşırsa da gelen hesabı gülümseyerek alır ve muhasebeye maaşından ödenmesi talimatının verir. Eşi Nancy ise , bize başkanların harcamalarının bizzat başkanlar tarafından ödeneceğini kimse söylememişti diyerek şaşkınlığını ifade eder.

Aslında, ABD kamuoyunun büyük çoğunluğu da pek bilmiyordu. ABD eski Başkanı Bill Clinton’un eşi ve birinci Obama döneminin dışişleri bakanı Hillary Clinton‘ın, bu yıl yayınlanan “Hard Choices” kitabının Haziran ayındaki tanıtım ve imza gezilerinden birinde, Beyaz Saray’dan ayrıldıkları zaman, ‘borç içinde ve beş parasız olduklarını’ söylemesi, sosyal medyada büyük yankı yapmıştı. Borç batağından, Bill Clinton’ın art arda yayınlanan kitaplarının, ücretli konuşmalarının gelirleriyle düzlüğe çıkacaklardı. Son borçlarını da 2004 yılında ödeyerek borçlarını temizleyeceklerdi.

ABD Başkanları Beyaz Saray’a kira ödemez ama onun dışındaki her şey maaşlarından kesilir. Başkan takım elbiselerinin kuru temizleme ücretini kendisi ödemek zorundadır. Kaybolan düğmesinin yerine alınacak yenisinin de ayakkabılarının boya ve cilasının da… Konutun başkan ve ailesinin kaldıkları kısmındaki temizlikçi, garson ve hizmetçilerin çalıştıkları süredeki saat ücretini de başkan öder. Kısacası, kira ve elektrik faturası dışında kendileri için harcanan her kuruşu devlete ödemek zorundadırlar.

Bu ABD’lilerde de hiç İTİBAR yokmuş. Kafanızı kaldırın şöyle bir İslam ülkelerindeki İslami liderlere (!) bakın. Biraz adamlık öğrenin, yatarken ne yediğinizi bir anlatın.

Bunun nedeni nedir bilir misiniz?

Çünkü, ABD bir monarşi değil bir cumhuriyettir ve bu konut da bir ‘saray’ değil bir evdir. Ve ABD’liler buraya saray değil ev derler. Türkçeye yanlış şekilde ‘Beyaz Saray’ diye çevrilmiş olsa da aslında İngilizce’deki orijinal adı ‘White House‘ yani ‘Beyaz Ev‘dir. Ve ABD’ye devlet başkanı seçildi diye kimse, devletin parasını keyfince harcayamaz. Sadece bu ev içinde de değil her yerde… ABD Başkanı, şehir dışı tatil masraflarını, hafta sonlarını geçirmek istediğinde Camp David’teki dinlenme evinin haftasonu masraflarını kendi cebinden karşılamak zorunda. Yine örneğin başkan, ABD Başkanlık uçağına, devlet delegasyonundan olmayan tek bir kişi bile bindirecekse, (kardeşi bile olsa), bir ticari yolcu uçağının ‘first class’ uçak bileti miktarınca devlete para ödemek zorundadır.

Devlet başkanı olduklarını bilmiyorlar, ben sandıktan çıktım her şeyi yaparım bilmiyorlar. Etrafınıza bir bakın İTİBAR görün biraz İTİBAR.

Ülkenin First Lady’leri diyor ki; “Ülkenin First Lady’si olarak giyeceğim kıyafetlerin de özel tasarım olması gerektiği şartı vardı ama elbisenin ücretinin yanı sıra bu tasarımların ücreti de yine benden tahsil ediliyordu.”

Bir ilginç bilgi daha: ABD Başkanlarının maaşına en son 1999 yılında zam yapıldı. Buna göre ABD Başkanın çıplak maaşı yıllık 400 bin dolar civarında. 50 bin dolar da görev tazminatı ödenir. Bu her iki ödeme de vergiye dahildir. Başkan bunların gelir vergisini ödemek zorunda. Bunların yanı sıra başkanın gezileri için, vergiden muaf yıllık 100 bin dolar harcırah ödenir. Ancak, Beyaz Saray faturasının yüksekliği göz önüne alındığında bir ABD Başkanı, maaşının neredeyse tamamını aylık giderlerine harcar. Yani ayrıca bir serveti yoksa, Beyaz Saray’da ‘ucu ucuna’ yaşamak durumunda… Belki de bu yüzden Başkan Gerald Ford, Beyaz Evi, ‘Bugüne kadar gördüğüm en lüks sosyal yardım konutu’ diye tanımlamıştır. Örtülü ödenekleri yokmuş.

Beyaz Ev, kompleks bir yapıdır. Aynı anda hem bir konut hem bir müze ve hem de bir devlet dairesidir. ABD dünyanın süper gücü olmasına rağmen, Beyaz Ev, dünyadaki en büyük devlet başkanı sarayı değil, aksine büyük devletler içindeki en küçük devlet başkanlığı konutlarından biridir. Sadece bir katından, dünyanın en büyük devletinin yürütme organı yönetilir.

Öyle milletin malı denilip de, milletin girmek için kırk izin aldığı yerde değildir.

Beyaz Ev, ABD demokrasisinde ‘devamlılığın’ da sembolüdür.  Beyaz Ev, kendi toplumundan izole bir yer de değil. Dünyada, içinde başkan yaşadığı halde halkının ziyaretine açık tek devlet başkanlığı konutudur. Çünkü Amerikan tarihinin en önemli kültür müzesidir. Haftalık ortalama ziyaretçi sayısı 30 bindir.  Başkanın penceresinin birkaç on metre uzağındaki bahçe demirliğinin önü ise ABD’nin en ünlü gösteri ve protesto yeridir.

Sevgili okurlarım! Beyaz Ev, ABD başkanları için ihtişam ve keyif sarayı değil, geçici bir barınma ve ABD halkına hizmet yerleşkesidir.

Bazı ilginç bilgilerde şunlardır:

Başkan Truman’a göre, dışı çok gösterişli bir hapisaneden başka bir şey değildi. Ronald Reagan’a göre ise, buradaki yılları boyunca kendisini sürekli bir akvaryum balığı gibi hissettiğini anlatır. Michelle Obama da geçtiğimiz yıl, ‘’çok iyi dekore edilmiş bir hapishane’’ olarak niteleyecekti. Bu eve kiracı başkanlar, aileleriyle gelir geçer. Mülk sahibi Amerikan halkı ve demokrasisidir. Bu gerçeği, Beyaz Ev’in bir hizmetçisi, Baba George Bush’un eşi Barbara Bush’a şöyle izah eder:

“Buraya her dört yılda bir başkanlar gelir gider… Biz kalıcıyız” Demokrasinin erdemi budur. Başkanlar gelip-geçici halk ise kalıcıdır.

Umarım anlaşılmıştır. Demokrasi ile tek adamlığın ya da Monarşi’nin farkı. Demokrasi hayattır, özgürlüktür, ekmek, iş ve aştır, kula kulluk hiç değildir., adalettir, eşitliktir. Gerçek efendi asil MİLLETTİR.

Esen kalınız.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!