Prof. Dr. Harun Demirkaya
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Emeklilerin Sorunları ve Çözümleri (5)

Emeklilerin Sorunları ve Çözümleri (5)

featured
0
Paylaş

Bu makale, Türkiye’deki emeklilik sisteminin kronikleşmiş sorunlarını analiz ederek bu darboğazdan çıkış için somut çözüm önerileri sunmaktadır. Yazar, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) verimliliğini artırmak adına şeffaf ve liyakatli bir yönetim modelinin benimsenmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Özellikle kayıt dışı istihdam, sığınmacıların yarattığı ekonomik yük ve kamu harcamalarındaki israfın engellenmesi, emeklilerin refah seviyesini yükseltecek temel kaynaklar olarak gösterilmektedir. Ayrıca, kamu-özel iş birliği projelerindeki maliyetler ve gereksiz lüks harcamaların kısıtlanmasıyla elde edilecek tasarrufun sosyal devleti güçlendireceği belirtilmektedir. Sonuç olarak, Türkiye’nin mevcut kaynaklarının doğru bir planlama ve adaletli paylaşım ile emeklilerin tüm sorunlarını çözecek kapasitede olduğu ifade edilmektedir. Tüm bu iyileşmelerin gerçekleşmesi ise ancak kapsamlı bir sosyal güvenlik reformu ve siyasi iradenin önceliklerini toplum yararına değiştirmesiyle mümkün görülmektedir.

 

Birinci, ikinci makalede mevcut durum, Emekli Derneğinin talepleri ve Türkiye’de emeklilerin sorunları ortaya konulmuştu.

Üçüncü ve dördüncü makalede emeklileri refaha kavuşturacak çözümler üretilmişti. Bu dizinin son makalesinde ise emeklilerin sorunlarını çözmek için gerekli olan kaynaklar üzerinde durulacak ve çalışma bir sonuç bölümü ile sonlandırılacaktır.

 

KAYNAKLAR

Esas olarak SGK fonlarının basiretli bir tüccar gibi yönetilmesi zorunludur.

Yönetim zafiyeti olmayan bazı bankaların sandıklarının ve OYAK gibi kuruluşların emeklilerine çok daha düşük primlerle çok daha yüksek maaş ve diğer sosyal destekleri sağladığı bilinmektedir.

Bu nedenle SGK’nın etkin ve verimli yönetilmesi en önemli hedef olmalıdır.

Daha önce de vurgulandığı gibi; açık, şeffaf, hesap verebilir bir yönetim çok şeyi olumluya çevirecektir.

Bunun yanında; en başta SGK sisteminin etkinliği için kayıt dışı istihdamın engellenmesi zorunludur. Kayıt dışı istihdam önlenebilir.

Bunun için giderek etkinliği azaltılan denetim birimlerinin yetkilerinin artırılması, ülke çapında yaygınlaştırılması ve denetim işlevlerini yerine getirmelerinin kolaylaştırılması gerekmektedir.

Öte yandan ülke istihdamı ve SGK prim gelirleri açısından önemli bir tehdit unsuru da geçici sığınmacılar ve ülkemize kaçak giriş yaparak iş hayatına katılanlardır.

Bunların çok büyük bir çoğunluğunun gayri resmi, yani kaçak çalıştığı da bilinmektedir.

Kaçak eleman çalıştırılması hem ülke iş gücü açısından haksız bir rekabete yol açmakta hem işini doğru dürüst yapan işverenler için haksız rekabet oluşturmakta hem de devletin vergi gelirlerini olumsuz etkilemektedir.

Bunun yanında en büyük zararı da prim kayıp ve kaçakları nedeniyle SGK’ya olmaktadır.

En başta ekonomik sorunlar olmak üzere; konut sorununda, kira bedellerinin yükselmesinde, uyuşturucu ve bağımlılığın yaygınlaşmasında, istihbarat ve ulusal güvenlik risklerinin artmasında, nüfus dengesinin bozulmasında, sağlık ve eğitim sisteminin yükünün artmasında, sosyal yapı ve kültürel bozulma gibi bütün sorunlarda geçici sığınmacı ve kaçakların olumsuz etkisi vardır.

Sayıları birçok Avrupa ülkesinin nüfusundan fazla olan bu geçici sığınmacı ve kaçak yükünden kurtulmadıkça sorunların çözülmesi zorlaşmaktadır.

Üstelik hızla artan yabancı nüfusu nedeniyle sorunlar giderek daha karmaşık hale gelme eğilimindedir.

Bu sorunların SGK sistemine etkisi ise aktüeryal dengelerin daha da kötüleşmesi şeklinde olacaktır.

Bu nedenle ülkemiz; Batılı ülkelerin ve bazı Arap ülkelerinin yaptığı gibi, makul ve entegre edilebilir düzeyde bir sığınmacı dışındakileri derhal ülkelerine göndermek için harekete geçmelidir.

Bunun hem yasal zemini hem de moral zemini vardır; zira sığınmacı olmalarını gerektiren koşullar normale dönmüş, ülkemiz de yıllardır kendi yurttaşlarından daha üstün bir hizmeti sığınmacılara sunarak konukseverliğini, cömertliğini ve yüce gönüllülüğünü göstermiştir.

Geçici sığınmacı ve kaçaklar yükünün dışında da alınacak önlemler vardır. Bunların başında kamu israfının azaltılması gelmektedir.

Basına yansıdığı kadarıyla Türkiye’de özellikle Kamu-Özel İşbirliği (Yap-İşlet-Devret; Yap-İşlet; İşletme Hakkı Devri, Yap-Kirala-Devret) yatırımları, dünyadaki emsallerinden bazen 10 katına varan bedellerle yapılmaktadır.

Üstelik kamu kaynakları ile 3-5 yılda kendini amorti edecek yatırımlarla, 20-30 yıl gibi sürelerle halkımız borçlandırılabilmektedir.

Bu yatırımların öncelikle kamu kaynakları ile yapılması ve her türlü ihale süreçlerinin şeffaflaşması son derece önemlidir.

Bu başarılabilirse kamu kaynaklarında çok büyük tasarrufa olanak verecektir. Bu durum SGK desteği dahil, sosyal devletin yapması gereken görevlerde rahatlama sağlayacaktır.

Kamuda yaygınlaşan çoklu maaş sistemi bir başka kayıp-kaçak nedenidir. Prime esas kazanç kapsamına girmediğinden burada da SGK prim kayıpları söz konusudur.

Esasen çoklu maaş sistemi kamuda adaleti ve eşitliği bozması nedeniyle de sakıncalıdır. Derhal son verilmelidir.

Yine kamuda, gelişmiş ülkelerde olmayan ölçüde bir araç saltanatı vardır. 2025 yılı rakamlarına göre Türkiye’de makam aracı sayısı 130.000’dir.

Almanya, Fransa, Japonya gibi gelişmiş ülkelerde araç sayısı bu rakamın onda birinden daha azdır.

Üstelik hizmet araçları ile değerlendirildiğinde kamudaki araç savurganlığı net olarak ortaya çıkmaktadır. Çoğu döviz ile satın alınan bu araçlardan vazgeçilmelidir.

Kamu araçları Türkiye’de üretilen araçlar olmalıdır. Kaldı ki Türkiye’de mevcut Taşıt Kanunu’na göre resmi araç tahsis edilecek makam sayısı oldukça sınırlıdır.

Yasaya uymak bile yeterli tasarrufu getirecektir. Özetle kamuda israfın önlenmesi, başta SGK olmak üzere bütün kurumları önemli ölçüde rahatlatacaktır.

Bütün dünyada olduğu gibi, SGK’ya mali destek yapılması Sosyal Devlet İlkesi gereğidir.

Hollanda’da zorunlu ek emeklilik fonu, Almanya’da yaşlı yoksulluğuna karşı Temel Emeklilik Desteği, İskandinav ülkelerinde uygulanan dul ve yetimlere eğitim ve sosyal destek temelli modellere değinme gereği duymuyorum.

Ayrıca son zamanlarda gündeme gelen ek emeklilik de çok anlamlı değil; çünkü bizde primler çok yüksektir.

Sorun prim değil, primlerin toplanması ve etkin değerlendirilmesi sorunudur. Bunlar iyi yapıldığında yukarıda belirtilen fonlara ve ek emekliliğe ihtiyaç kalmayacaktır.

 

SONUÇ

Kıymetli okuyucu; benim bir sloganım, mottom ya da Türkçesiyle özlü sözüm var:

“Bir yerde sorun varsa, sorumlusu yönetimdir.” Tabii bunun tersi de söz konusudur.

Başarı varsa o da yönetime mal edilir ki öyle olması gerekir.

Ülkemizde ekonomi başta olmak üzere birçok şey gibi emeklilik sistemi de her geçen gün kötüye gidiyor. Bunun sorumlusu yönetimdir.

Yönetenlerin öncelikleridir. Çünkü Harold Lasswell’in basitçe ifade ettiği gibi; “kimin neyi, ne zaman, nasıl alacağı” siyaset kurumunun aktörlerince belirleniyor.

O halde emekli refahtan yeterince pay alamıyor, hatta giderek yoksulluk ve açlık sınırında yaşama mecbur ediliyorsa bu emeklinin suçu değildir.

Esasen ülkede temiz siyaset, dürüst siyaset, toplum yararına siyaset, özetle başarılı siyaset dediğimiz zaman sürekli büyütülen ve adil bölüştürülen bir pasta aklımıza gelmelidir.

Yani pastayı büyütüp adil bölüştürmek başarı; pastayı büyütmemek ve paylaşımı da üretenlerin aleyhine daha da kötüleştirmek başarısızlık göstergesidir.

Öte yandan adil, kapsayıcı, açık, şeffaf, denetlenebilir, hesap verebilir ve sürdürülebilir bir SGK için mevcut yasalarda güncelleme yapmak, geçmişte olduğu gibi her sandığı ayırarak özerk yapıya kavuşturmak gerekir.

Bu anlamda Sosyal Güvenlik Reformu ve buna bağlı olarak Emeklilik Reformu yapılması önceliklidir.

Hedefimiz, sosyal uzlaşma ve barış içinde; sosyal adalet, İKY ve sosyal güvenlik felsefesi gereği olan mutlu, ekonomik güvencesi tam, yarın ne olurum kaygısı taşımayan, özgüvenli bir toplum yaratmak olmalıdır.

Bu çok zor değildir; biz bunu geçmişte, üstelik hiçbir şeyimiz yokken başardık. Şimdi her şeyimiz var.

Çok daha kolay ve hızlı başarabiliriz. Doğru planlama, adaletli bir kaynak dağıtımı ve etkili ve bilgili bir yönetim ile geleceğin mutlu ve müreffeh Türkiye’sini kurabiliriz.

Türkiye çok güçlü ve zengin ama kötü yönetilen bir ülkedir.

Liyakatli ve dürüst bir yönetim bütün taşları yerine oturtabilir; emeklilerinki dâhil, bütün sorunları çözebilir.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!