ZİYAN ZEBİL

featured

Pandemiden bu yana derinleşen ekonomik kriz ve yoksulluk, geniş halk kesimlerini çaresizlik ve tükenmişlik içinde bırakmıştır. Artan hayat pahalılığı, düşük ücretler, barınma ve geçim sıkıntıları nedeniyle moral değerleri çöken insanlar, adeta kaderine terk edilmiştir. Emeklilerden asgari ücretlilere kadar toplumun her kesimi derin bir umutsuzlukyaşarken, sorunlarına duyarsız kalınmasından yakınmaktadır. Sokalardaki ve parklardaki manzaralar, temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamayan kimsesiz bırakılmış bireylerin acı tablosunu gözler önüne sermektedir. Yaşanan bu trajik tablo, devlete yüklenen “kimsesizlerin kimsesi olma”misyonunun ve toplumsal dayanışmanın önemini bir kez daha hatırlatmaktadır.

 

Yıkılıp kalmak denen hal ve ahval, Pandemiden bu yana yakamızdan düşmez oldu. Bizi yıkıp geçen, ziyan zebil eden o kadar çok şey var ki…

Adeta, kalkma ayağa, yıkılıp kaldığın yerde öylece kal diyor felek…

Bana gelme…

Kapımı çalma…

Bir şey isteme…

Sen hatta bayağı bir gözüme gözükme…

Bak başının çaresine…

Baktık bakmasına başımızın çaresine de…

Tıkandık…Tükendik…Yıkıldık…Bunaldık…

Bizden buraya kadar dedik…

Ziyan zebil bir haldeyiz, işin içinden çıkamıyoruz, hiçbir işin ucundan tutamıyoruz daha ne diyelim,ne anlatalım, halimiz ortada dedik.

Biliyoruz dediler, farkındayız dediler…

Ne yaptı o insanlar?

Ümitle beklediler…

O beklenenler gelmediler…

Aş yok, iş yok gibi açmazlar bunalttı insanları.

Asgari ücretin ülkenin maaş çizgisi gibi kabul görme eğilimi, asgari ücretinde altında ücretlere çalışanlar, çalıştırılanlar dengeleri alt üst etti.

 

*****

Kazandığınız ne geçinmenize ne kiranıza ne ayakta durabilmenize yetmiyorsa, yetişmiyorsa ne olur?

Kendinizi toparlayamazsınız.

Moral değerleriniz iflas eder.

Hayata küsersiniz.

Şarkı ve türkü sözleri için, bana yazılmış, beni ancak bu kadar anlatabilirdi demeye başlarsınız.

Güftesi Halit Çelikoğlu’na, bestesi Ali İhsan Kısaç’a ait olan, “Hayat sen ne çabuk harcadın beni”şarkısının sözleri birçok insanın hislerine tercüman olmuştu.

Şarkının ilk dörtlüğü şöyleydi;

“Dünyada ne günler yaşadım gördüm / Bir bahar gibiydim kışlara döndüm / Artık her arzumu kalbime gömdüm / Hayat sen ne çabuk harcadın beni”

Mesele hayatın bizi duymaması, duymak istememesi…

Hayat bize hiç bu kadar yabancılaşmamıştı…

Hiç bu kadar bize soğuk durmamış davranmamıştı.

Ben ne yaptım hayat sana diye soranlarla dolu her yer.

Hayat sana güzel diyenleri bilirsiniz.

Hayat kimine güzel hoş, kimine kaldır bir kenara at babından bir şey.

Lakin, onsuz da olmuyor.

 

*****

Hayat insanı harcayıp geçtiği gibi, bazılarını da alıyor sırtına, bir ömür boyu taşıyor.

Ha hayat, ha felek…

Ellerinde kocaman bir elek…

Elenen biz, eşiklerde bekleyen biz, yüzüne kapılar kapanan biz, sorduğu sorulara cevap alamayan biz, sınıfta kalan biz, yoldan çekilen biz, yok denilen biz, az daha bekle denen biz.

Kim o biz?

Sen, ben, öteki, beriki hepimiz…

Emekli, asgari ücretli, maaşını alamayan, işini kaybeden, işten çıkarılan, iş arayan, bulamayan, atanamayan, atama bekleyen, barınma meselesini aşamadığı için eğitimini askıya alan …

Hasılı derdine çare bulamadığı için kendini sokağa atanların genci, orta yaşlısı, 65 yaş ve üstü yani cümlesi…

Hayat sen ne çabuk harcadın beni şarkısını mırıldananlar.

Bizimkisi boşa harcanmış bir hayat diye içlerini dökenler, dökemeyenler.

 

*****

Moralimiz fena halde bozuk…

Ziyan zebil olmak derler ya hani…

Bizim halimiz öyle…

Ne mi oldu bize böyle?

Yıllardır derdimizi anlatmaya çalışırız.

Bazılarımıza göre beyhude çaba…

Bazılarımıza göre en baştan beri nafile…

Yokluk, yoksulluk içindeyiz…

Açlık ve yoksulluk sınırlarının altında hayat mücadelesine sürekli yenik düşen bizden başkası değil.

Geçinemiyoruz demekten sesleri kısıldı insanların… Dönüp de bakan yok…

Haliniz nicedir diye soran yok…

Kollarına giren, iki kelime eden yok…

Yalandan bile olsa gönlümüzü alan yok.

Ziyan zebil olmanın daniskası böyle bir şey işte…

 

*****

Umudunu yitirmek nedir bilir misiniz?

Ya da bir yerlerde, çıkmaz sokaklarda kaderine terk edilmek?

Çıkış yolu yok…

İnsanlar evde kalsalar hafakanlar basıyor,

Sokağa kendini atsalar, sokağın hali malum…

O eski tanıdıklarımız yok…

Kimi terki dünya etmiş…

Kimi çekip gitmiş…

Sokağın o eski havası neşesi çoktan bitmiş.

Bizim sokak tarihe karışmış.

Kumrular, güvercinler dahi küsmüşler ne sesleri var ne kanat çırpmaları…

Akşama kadar sorun durun biz bu hale nasıl geldik, neden geldik, niçin geldik diye kendi kendinize.

Belki bulursunuz aradığınız cevabı…

 

*****

Soluklanmak için önünden geçtiğiniz o küçük parkın bankına oturun.

Şöyle bir göz gezdirin etrafınıza.

Size benzer birçok insan.

Kendini atmış dışarı.

Arpacı kumrusu misali düşünüyor.

Kimi kirasını verememiş…

Kimi pazara gidememiş.

Kiminin çayı bitmiş, bir bardak çay içememiş.

Kimi halk ekmek kuyruğunda…

Kimi kendi kendine konuşuyor, ne konuştuğundan habersiz,

Kiminin gözü yaşlı.

Kimi açmış penceresini, gözü sabit bir noktada takılı.

Kimi yaslanmış bir duvara, başı önde…

Kimi oturmuş kaldırım taşına dalgın mı dalgın…

Çaresiz dertlere düşmüş kalmış insanlar…

Bu hal ne mi?

Ziyan zebil olmuşların, görmezden gelinen hali…

 

*****

Bu garip ve içinden çıkılamayan hayata yakıştırılan olsa olsa ne olabilir?

Mukadderat…

İnsanı yaşatamamak, onu kendi haline terk etmek, sonra da alın yazısı, kader gibi kavramları ardı ardına sıralamak.

Kader böyle imiş ne söylesem boş der gibi…

İnsanların elinden tutulacaktı da tutma diyen mi oldu, yapma etme, diye karşı koyan duran mı oldu?

Ne demiştik, mukadderat…

Kelime soğuk…

Anlamı soğuk…

Teşbihte hata olmasın kış havası sanki, buz gibi…

Ziyan olan, ziyan edilen insanların başında heyula gibi duruyor.

Ne yapsın ziyan zebil olanlar, edilenler…

Hayat denen mücadelenin her cephesinde kaybeden, kaybetmekle yüz yüze gelen, desteği ve arkası olmayan, dayanağı kalmayan ne yapar?

Bizim Cumhuriyetimiz, Türkiye Cumhuriyeti…

Gazi Mustafa Kemal Paşa, “Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir” dememiş miydi?

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!