Beyler Burası Türkiye

featured

Yazar Mehmet Özkendirci, Türkiye’nin güncel siyasi atmosferini eleştirerek şehit yakınları ve gazilerin hak mahrumiyetlerini iktidarın terör odaklarıyla yürüttüğü süreçlerle kıyaslamaktadır. Metinde, muhalif belediye başkanlarına yönelik hukuki baskılar ve görevden almaların adaletsizliği, geçmişteki seçim sonuçları hatırlatılarak vurgulanmaktadır. Yazar, milli kimlik ve resmi dil konularında taviz verilmemesi gerektiğini savunurken, Atatürk ilkelerinden sapan siyasi oluşumlara karşı sert bir duruş sergilemektedir. Ayrıca, eğitim sistemindeki gerileme, sığınmacı sorununun demografik riskleri ve dış politikadaki itibar kayıpları gibi toplumsal kaygılar dile getirilmektedir. Sonuç olarak kaynak, Türkiye’nin yönetimsel ve toplumsal bir yol ayrımında olduğuna dair karamsar ama uyarıcı bir perspektif sunmaktadır.

 

Ankara’nın göbeğinde, TBMM’den 500 metre uzakta şehit aileleri ve gaziler günlerdir nöbet tutuyor. Nedenleri, gazilik için rütbe farklılıkları ve protez yardımlarının azaltılması ile kaldırılması sorunları. Siz bir canın bedelini kaç parayla ödeyebilirsiniz; ya da gözlerinizin, ayaklarınızın, ellerinizin bedeli ne kadar? Bu işler öyle sahte çürük raporu almakla ya da baba parasıyla bedelli askerlik yapmaya benzemez. Devleti yöneten iktidar günlerce bu konuda tek adım atmazken caniler sürüsü PKK’lılar için af —pardon, düzenleme— yapma derdinde. Teröre karışmayanlar için af çıkacak, iş güç verilip topluma kazandırılacaklarmış. Sahi, sizde bizim bilmediğimiz “Terörölçer” cihazları mı var? Hem tüm milletimizin yarınlarını ilgilendiren, telafisi olmayan konularda neden millete başvurmuyorsunuz? Apo’dan gelecek talimatlarla mı adı barış, kendi ihanet sürecini başlatacaksınız? Siz bu konuları Apo ile değil, şehit aileleri ve gazilerle konuşun önce. Öyle bekâra karı boşamak gibi olmuyor bu işler.

İktidarlar gidici, devlet bakidir.

İkinci konu; her sabah erkenden evinden kaldırılan, gözaltına alınan belediye başkanları ve çalışanlarının görüntüleriyle güne başlıyoruz. Hız kesmez ise gelecek seçime kadar CHP’de belediye başkanı kalmayacak. Şimdilik sadece İstanbul’da olan 27 CHP’li belediyeden 16 tanesinin başkanı görevden alınıp, gözaltına alınıp tutuklandı. İstanbul’un 13 AK Partili belediyesi sütten çıkmış ak kaşık gibi pür-i pak. Daha önce kaç AK Parti başkanı için böyle bir tutuklama kararı alındı? Örneğin eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İ. Melih Gökçek için sizden Bülent Arınç bile “Ankara’yı parsel parsel sattı” derken, hakkında yüz kadar suç dosyası varken kapağının tozu bile alınmadı. Bir de şimdiki zamanda dünyada benzeri görülmemiş bir uygulama var ki mizah ötesi: CHP’de belediye başkanlığı yaparken haklarında çeşitli yolsuzluk suçlamaları olanlar var ki hamama girmiş gibi ak pak çıkıyorlar AK Partili belediye başkanları olarak… Aydın ve Afyon örneklerinde olduğu gibi.

Beyler, tüm bu durumlar aslında kendi ayaklarınıza sıktığınız kurşunlardır. Örnek olarak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde Erdoğan’a ilk yenilgiyi yaşatan İmamoğlu’nun kazandığı ilk seçim usulsüzlük gerekçesiyle iptal edilmişti; hem de aynı zarftaki 4 oydan sadece İmamoğlu’nun kazandığı oylar geçersiz sayılarak! İlk seçimde İmamoğlu, AK Partili Binali Yıldırım’a 13.738 oy fark atarken yapılan ikinci seçimde fark 800.000‘e ulaştı. Önümüzde bir seçim olursa halk, verdiği oyların nasıl yok sayıldığının yanıtını sandıkta mutlaka verecektir.

Burada muhalefet partisi İYİ Parti, üç beş oy uğruna Atatürk çizgisinden sapmamalı. Şeyh Said’in çocuk ve torunlarından özür dilemek düşüncesi bile affedilemez. Mutfak Kemal gibi Atatürk’süz sıradan bir parti olmaya mahkûmdur. Kimse Türk olmaya zorunlu değildir. Atatürk, “Ne mutlu Türk’üm diyene” derken bunu vurgulamıştır. Bu vatanda yaşayan herkes Türk devletinin vatandaşıdır. Dini, ırkı farklı olsa bile dili Türkçedir. Anadilde eğitim isteği, vatanın bölünmesine giden yola döşenmiş kirli taşlardır. Almanya, İngiltere, Fransa, Japonya gibi her ülkenin resmi dili farklı farklı değildir; tek dil resmi dilleridir. “Babamız Ermeni” diyen PKK’nın vekillerinden Sırrı Sakık meğer ne çok dertliymiş! Dağa taşa “Ne mutlu Türk’üm diyene” diye yazılıyormuş, bu barış sürecinde olmazmış… Emredersin Bay Sakık! Sana “Türk ol” diyen yok, ne olursan ol. Türklük öyle ucuz değildir. Kan ve soy sorunudur. Türk doğulur, Türk ölünür…

Son tutuklu CHP’li Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş; TÜRGEV, Ensar ve Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı’na 49 yıllığına verilen 30 binayı geri aldı. Bundan büyük suç mu olur?????

Okullara öğrenciler aç giderlerken, temizlik ve güvenlik sorunları varken, sınavlarda fen bilgisi, matematik ve geometri sorularına verilen doğru cevaplar hiç olmadığı kadar yerlerde sürünürken; “Vahdettin İngiliz gemisiyle kaçmadı”, “Dünyanın bildiği Kurtuluş Savaşı olmadı”, “Biz elli beş altmış kişilik sınıflarda evden odun getirir sobayı yakardık”, “Kitaplarımız okul açıldıktan 3-4 ay sonra gelmezdi” derdinde…

Ulu Önder Atatürk’ün referandumla Türk topraklarına kattığı Hatay‘da Suriye’den ithal edilenlerin doğum oranı Türklere göre yaklaşık üç kat fazla. Suriyeliler gelecekte bir reform talep ederlerse Hatay, Suriye’ye dahil edilecek mi?

Veeee çeşitli yardımlar yapıp Recep Tayyip Erdoğan Hastanesi yaptırdığımız Somali, Türklerden vize istiyor; tıpkı okullar, yollar, konutlar yaptığımız Suriye‘nin birçok kaynağının işletme hakkının Fransızlara verildiği gibi…

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!