Bu metin, ekonomik sıkıntıların gölgesinde geçen bir Temmuz ayının toplumsal ve bireysel etkilerini derin bir sitemle ele almaktadır. Yazar, enflasyonun ve hayat pahalılığının yarattığı tahribatı vurgularken, özellikle emeklilerin ve dar gelirlilerin yaşadığı çaresizliği hüzünlü bir dille yansıtmaktadır. Eskiden neşeyle anılan yaz aylarının artık yerini geçim derdi ve umutsuzluğa bıraktığı belirtilerek, halkın sesini duyurma çabası işlenmektedir. Kağıt üzerindeki verilerle sokaktaki acı gerçekler arasındaki uçurum, toplumsal bir yalnızlık hissi üzerinden tasvir edilmektedir. Sonuç olarak kaynak, ekonomik zorluklar altında ezilen insanların iç dünyasını ve cevapsız kalan yardım çığlıklarını edebi bir dille özetlemektedir.
Temmuz yarılanmışken, Vedat Yıldırımbora’nın o güzel şarkısına gelin acizane bir nazire yapalım…
“Dert bende, derman sende…” diyordu ya Yıldırımbora…
Biz de diyoruz ki…
Dert bende…
Derman kimde?
Mevsimler de gelip geçse…
Günler, haftalar, aylar da…
Elleri böğründe kalanı yok bir arayan soran…
Temmuz’da bize düştü fırtına, kar, tipi, boran…
Enflasyon düştü diye sevinen kadar, bize üzülen yok ne yazık ki…
Temmuzu yarıladık; geldiğimiz nokta, kör nokta gibi bir şey…
İyimser olabilseydik keşke…
Kaldık yine biz bize, yine kendimizle baş başa…
Akşama kadar bak dur duvarlara…
Hafakanlar bassın… İnsanlar kendini sokağa atsın…
Sadece insanların mı teselliye ihtiyacı var?
Sokakların yok mu?
Kim biliyor o hanelerde insanlar aç mı tok mu?
Hariçten gazel okumak kolay…
Ekmeği var mı?
Çayı, şekeri var mı?
Ya ekmeğe katık olabilecek bir şeyleri?
Temmuz yarı olsan ne?
Bulma artık insanlara bahane…
*****
Temmuz sevimli bir ay mı?
Öyle olabilir.
Bazılarımıza öyle gelebilir…
Hele tatilde olanlarımıza Temmuz’dan daha hoş ve güzel bir ay yok dedirtebilir.
Ne yapalım bazılarımız Temmuz sever, bazılarımızı da Temmuz üzer.
Hayal kırıklığı yaşatır.
Olmaz olsun senin gibi Temmuz dedirtir.
“Biz zaten Temmuz’u eskiden severdik” diyenlerin birçoğu çoktan bu dünyadan çekip gittiler.
O sevimli Temmuz gitti; yerine enflasyonla kol kola giren, enflasyon düştü diye meydanlarda halay çeken güncellenmiş bir Temmuz geldi.
Bu Temmuz bizden yana değil, bizimle değil, bize yalan söyleyen, bizi sürekli sükûtuhayale uğratan rakamların yol arkadaşı aynı zamanda.
Ne diyordu o şarkı… “Ağla gözlerim, sızla gözlerim sen bu halime…”
Bizi bizden başka düşünen kim kaldı?
Temmuz mu?
Temmuz ha…
Kimimizi ıskaladı…
Kimimizi pas geçti…
Yanındayım dediklerini çalımladı…
Etme bulma dünyası derler ya…
Bu dünya enflasyona da kalmaz, Temmuz’a, rakamlara ve yüzdelere de…
Gün dediğin sayılı, Temmuz’u da yarıladı…
*****
Temmuz’u sevdiğimiz yıllar çok eskilerde kaldı.
O Temmuzların arasında maaşlarımızın yüzde yüz zam gördüğü Temmuzlar vardı.
Şimdiki Temmuzlar burnundan kıl aldırmıyor, yüzde on ve üzerinde seyretmeyi bağ bağışladım sanıyor…
Dışı; “Emeklilerin sayısı çok, zam ondan yapılamıyor” babında yapılan açıklamalarla yakıyor.
İçi ise; halini bir türlü anlatamayan, gerçekler karşısında tökezleyen, nasıl olup da anlaşılamadığına şaşıran insanları yakıyor.
Garip bir Temmuz yangını…
Bunalanlar…
Nevri dönenler…
Umudu sönenler…
Yakasına küsenler…
Kendini yalnız ve çaresiz hissedenler…
Hangi birini sayalım.
Evlatlarının desteği olmadan ayakta duramayan ana baba…
Bir kira bile etmeyen maaş…
Hiçbir şeye yetmeyen maaş…
Kim istemez yetip artan bitmeyen maaş…
*****

Zam alanın hali hal değil…
Almayan zaten duman…
Enflasyon düştü diye çiftetelli mi oynayalım o zaman?
Millet daha ne desin?
Ne söylesin?
Nasıl anlatsın ahvalini?
Çarşıya çık, pazara bak, sokaklarda bir tur at, bakkalların veresiye defterlerini incele, kiraları sor, kiracıların düştüğü durumu bir dinle…
Temmuz yarılanmış…
İnsanlar yaralanmış…
İçi yanmış…
Değil bir bardak soğuk su, koca bir gölet olsa geçecek gibi değil bu yürek yangını…
Anlayanı, dinleyeni, bakanı, soranı, elinden tutanı olmayan ne yapar?
Aranan cevap bu…
Hepsi sadece bu kadar…
*****
Temmuz sıcak…
Temmuz mu bizi anlayacak?
“Felek yetmedi, sıra Temmuz’a mı geldi?” diyorlar.
Ah laf ah…
Nasıl olsa sermayen yok…
Duman olup uçup gitmen meşhur…
Bedava tarafında öğüdün çok, akıl vermene dağlar dayanmaz, “şöyle yap, böyle yap” demen gani..
Çözüm hani?
Çözüm arama der gibisin her defasında…
Orada dur…
Başını istersen git dağlara taşlara vur…
Ne yapmış insanlar bu Temmuz sıcaklarında…
Hallerini arz etmişler…
Duyan olsa, gören olsa, “Nedir senin derdin?” diye soran olsa ne işleri var bu insanların sokaklarda?
Hem o kadar çağırmaya gelmiyorlar…
Hem de bu durumu neredeyse derdini dökenlerden biliyorlar…
Sıkıntı yığıldı dağ gibi…
Dert küpü olanların sayısı belli değil, pek çok…
Baktık, aradık, koştuk lakin çaresi yok…
*****
Anladık ki bizim dertlerin çaresi bulunmaz…
Ağzımızı o sebepten bıçak açmaz…
Ne diyelim?
Bizi kendimize getirecek ne varsa, alıp başını gitmiş Fizan’a…
Fizan neresi mi?
Gitti mi gelinmesi pek zor…
Ya gelinir ya gelinmez; yolda tuzak, entrika, engebe, tümsek ne ararsan var, yarı yoldan geri dönülür bir yer.
Gelindiği zamanlar yok mu?
Var elbet…
Mesele zaman meselesi…
Bizim haddimize mi, oyun oynamak zamana…
Fani dünyada yalan doğruya eş…
Hatta doğrudan ve hakikatlerden birkaç gömlek üstte…
Doğru, yalanın karşısında bocalamakla karşı karşıya…
İnkâr aramadığınız kadar…
Dedikodu kendi dalında kendini aşmış, doktora falan yapmış,
Takmış takıştırmış, yakmış yakıştırmış, gerçekleri köşe bucak saklama konusunda yalanın yol arkadaşıymış…
*****
Ne diyorduk…
Temmuz’u yarıladık; zaten bir ay yarılandı mı, bir bakmışsınız gelmiş ayın sonu…
Yok mu konuşacak başka bir konu?
Konu çok…
Açan yok…
Kaçan çok…
Ay biter, gitti gider; birikti yine elem, yine keder…
Kendimizi ettik heder…
“Halin nedir?” diye, kim ne der, kim ne sual eder?
Hiç kimse…
Bu hal ne hali mi?
Vurdumduymaz…
Davul çalsan biri bile duymaz…
Hem neden duysun ki…
Hava sıcak…
Yanıyor köşe bucak…
Ne olacak?
Vardığı yere varacak…
Neresi orası?
Kaf Dağı’nın arkası…
*****
Hazır enflasyon düşmüş…
Sebze meyvenin ateşi sönmüş…
Savaş; petrolle, altın arasındaki dengeye yüzünü dönmüş.
Değişik bir yaz…
Umut az…
Ne ararsan hepsinden var biraz biraz…
Geçim derdi düşmüş dile…
Çile bülbülüm çile…
Çileeeee…
Allah diyen darda kalmasın inşallah…
