Yazar Mehmet Özkendirci, Türkiye’nin güncel siyasi atmosferini Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Donald Trump arasındaki samimi fakat tartışmalı ilişki üzerinden eleştirel bir dille ele almaktadır. Metin, NATO Zirvesi vesilesiyle Türkiye’ye gelen Trump’a gösterilen aşırı misafirperverliği ve alınan yoğun güvenlik önlemlerini ironik bir yaklaşımla sorgular. Dış politikadaki bu gövde gösterisine karşın, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik zorluklar, yüksek enflasyon ve F-35 uçakları konusundaki belirsizlikler arasındaki tezatlık vurgulanır. Aynı zamanda, iktidarın dış dünyadaki imajı ile Ekrem İmamoğlu gibi muhalif figürlerin yargı kıskacında yaşadığı hukuksal baskılar kıyaslanarak adalet sistemine yönelik sert eleştiriler getirilir. Yazar, bir zamanların “mağdur” siyasetçisinin bugün “muktedir” konumunda sergilediği tutumları, halkın geçim sıkıntısı ve bölgesel çatışmaların gölgesinde tutarsız bulduğunu ifade eder. Sonuç olarak kaynak, Türkiye’nin dış ilişkilerindeki şaşaalı görünümün ardındaki toplumsal, ekonomik ve hukuki sorunlara dikkat çeken siyasi bir hiciv niteliği taşır.
Başlık Erdoğan’ın en sevdiği ve söylediği şarkının ismi… Evet, o günlerden bugüne çok yıllar geçti. Şarkı, Erdoğan ile Trump el ele yürürken, Erdoğan artık o şarkıyı gür sesiyle söylemiyor. Fakat hâlâ birilerinin koluna girip beraber yürüyor. Tek farkla: O zamanların mağdur Erdoğan’ı artık mamur durumda. Burada bir terslik yok mu? Her gün İsrail, Gazze, İran, Trump destekli silahlarla enkaz yığınına getirilip yüz binlerce Müslüman öldürülürken Erdoğan, bu Trump ile samimi pozlarının görülmeyeceğini mi sanıyordu? Yoksa onlarca danışmanın yanıltılmasına mı uğradı yine…
Trump kendisine gösterilen misafirperverlikten o kadar mutlu ki, misafirlikten ev sahibi olmayı bile düşünebilir. Boğaz’da Beyaz Saray’ın bir benzerini yapsa fena mı olur? Oğlu Arnavutluk sahillerine göz dikmişken, baba Trump Boğaz’da bir saray yapmış, çok mu? ABD kovboyu Trump kendisine gösterilen ultra, olağanüstü ilgiden çok hislenmiş. “Ne şahane bir ülkeniz var; trafikte sıkışma, sıkıştırma derdiniz yok, aracınızın önü magandalar tarafından kesilip dövülme, öldürülme derdiniz yok… Sessiz, sakin bir kent; sanırım yaşayanlar yurt dışı tatiline çıktılar. O kadar güvenlik önlemleri alınmış ki havada sivrisineklerden başka uçan bir kuş bile yok. Yollara bal dök yala…”
Tabi her lider Trump gibi düşünmüyor. Bazı liderler kıskançlıktan olacak, nüfusunun çoğu açlık sınırı altında sürünürken, enflasyon ve faiz ödemelerinde dünya liderliğine oynayan bir ülke için “Ayranları yok içmeye, traktörle giderler ekin biçmeye” diyorlar. NATO Zirvesine katılan tüm ülke liderleri ve temsilcileri, bundan sonraki toplantıların Türkiye’de olması için oy birliğiyle karar verdiler.

Tabii Ankara’da durum böyleyken Silivri’de başka bir dünya yaşanıyor. Canibaş Apo’ya günler, Selahattin Demirtaş’ın savunmasına iki hafta verenler; hakkında casusluk dâhil açılmadık dava kalmayan, Erdoğan’ın en büyük rakibi için bir günde üç ayrı dava için savunma yapmasını isteyip 9 Temmuz gününü gösteriyorlar. Böyle bir ortamda kendisini savunmasının imkânsız olduğunu söyleyen İmamoğlu için “Tutanaklara ‘İmamoğlu Susma Hakkını Kullandı’ diye zabıtlara geçiriliyor.” Bu konuda sosyal medyada paylaştığım bir karikatürüm şöyle: İmamoğlu’nun ağzı ve kolları bağlı, hakim makamında önceki cümlede yazdığım sözler var.
NATO zirvesi bitti, liderler gitti. Burada “Erdoğan’ın hatırı için Türkiye’ye geldim” diyen Trump yine yaptı yapacağını. “Parası ödenen F-35 uçaklarınızı vermek için henüz karar vermedik” dedi. Bu konuda ümmetin başı değerli Erdoğan Bey, kankası Trump’a ne kadar sitem etse yeridir. Finali de bir şarkı sözüyle bitirelim; İnsan sevdiğine böyle yapar mı?
