Yazar Mehmet Özkendirci, bu metinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ailesinin eğitim hayatlarını, kariyer başarılarını ve toplumsal rollerini eleştirel bir dille ele almaktadır. Torun Ömer Tayyip’in dil yeteneğinden yola çıkarak Bilal Erdoğan’ın Harvard mezuniyetine ve bu prestijli okullara kabul şartlarına dair ironik gözlemlerde bulunmaktadır. Ailenin diğer üyeleri olan Sümeyye ve Esra Erdoğan’ın siyasi ve ekonomik bağlantıları ile eğitim geçmişleri, yazarın sorgulayıcı bakış açısıyla metne dahil edilmiştir. Ayrıca Emine Erdoğan’ın akademik ve sosyal faaliyetleri ile Recep Tayyip Erdoğan’ın seçmen nezdindeki güçlü imajı üzerinde durulmaktadır. Metnin genelinde, ailenin sahip olduğu imkanlar ve toplumsal statüleri arasındaki ilişki mizahi ve iğneleyici bir üslupla betimlenmiştir.
Geçen günlerde Erdoğan’ın ABD doğumlu torunu olan Marmara Anadolu İmam-Hatip mezunu 17 yaşındaki Ömer Tayyip, akıcı İngilizcesiyle bir sunum yaptı. Toplantıda, “Bir çevre sorununu tartışmak için değil, aynı zamanda bütün bir neslin sorumluluğunu ve potansiyelini görüşmek üzerine düşünmek için bir araya geldik,” dedi. Şahsen ben böyle bir cümleyi yazarken bile epey dikkatim dağıldı… Bir İmam-Hatip mezununun akıcı bir İngilizceyle böyle bir sunum yapması cidden takdir edilecek bir durum. Sanırım torun Ömer Tayyip’in bu zekası aileden gelen DNA’larla ilgili. Malum, babası Bilal Bey, Kartal İmam-Hatip Lisesi mezunu olarak Amerika’da Harvard Üniversitesinden mezun olmuştu. Ben de bu dünya çapındaki okula nasıl girilebileceğini merak edip Google’dan araştırdım. Bu okula kabul edilmek için anne ve babasının Harvard mezunu olmaları gerekirmiş. Sonra elit sporcular ve özel referanslı adaylar ayrıcalıklı bir kategoriyle alınıyorlarmış. Genellikle beyaz, büyük bağışlar yapan, varlıklı ve ayrıcalıklı profilden olan bu adayların kabul oranı, genel başvuru havuzuna göre oldukça yüksekmiş. Acaba Sayın Bilal Erdoğan bu koşullardan hangisine sahip diye kendime sormadan edemedim.

Bugün Türkiye’nin en başarılı genç iş adamlarından olan Bilal Bey, birçok vakfın başkanlığını da yapmaktadır. Sık sık medya önünde her konuda fikirlerini beyan etmektedir. Tabii bu zeka, anne ve babasının DNA’larından gelmektedir. Kızları Sümeyye Bayraktar, savunma sanayisine yaptığı yatırımlarla Türkiye’nin en zengin kişilerinden olan Selçuk Bayraktar’ın eşidir. Kendisini, “Babam İslam aleminin halifesi sayılır; yolsuzluk yapsa bile bunu İslamiyet için yapmıştır,” sözleriyle tanıdık. Sanırım Sümeyye Hanım, “Devlet malından bir hırka bile aşıran, savaşta ölse bile şehit sayılmaz,” diyen Hz. Muhammed’in bu sözlerini pek duymamışlar.
Diğer kızları; eski Maliye Bakanlarından adı 128 milyar dolarla hatırlanan Berat Albayrak’ın eşi Esra Hanım. Kendileri Bilal ve Sümeyye gibi pek medya önünde bulunmayan bir kişiliğe sahip olup, kardeşleri ve babası gibi İmam-Hatip mezunudur. Daha sonra ABD’de, Indiana Üniversitesinde sosyoloji ve tarih dallarında iki lisans sahibi olmuştur.
Türkiye’nin First Lady’si valideleri, ilkokul mezunu olmalarına karşın kendilerini her alanda geliştirmiş bir kişiliğe sahiptir. Bazı günler toplantı salonunda resmi görevleri olmasa bile özel kalem müdürü ve danışmanlarla ülke ve dünya sorunlarını konuşmaktadır. Üniversitede profesörlere konferans verdiğini sosyal medyada gördük. Yurt dışında aile ve çevreye duyarlılığı nedeniyle ödüller aldı.
Ailenin ve Türkiye’nin reisi Sayın Erdoğan’dan bahsetmeye gerek yok sanırım. Bazı yalama takımı “son peygamber“, hatta “Allah’ın vasıflarını üzerinde taşıyor” dese bile seçmenin gözünde o bir Dünya Lideri.
