Mehmet Özkendirci
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Gündemden…

Gündemden…

featured
0
Paylaş

Mehmet Özkendirci’nin kaleme aldığı bu metin, Türkiye’nin güncel siyaset ve toplumsal sorunlarına eleştirel bir mercek tutmaktadır. Yazar, devlet yetkililerinin mal varlıkları üzerindeki şüphelerden yola çıkarak şeffaflık ve hesap verebilirlik çağrısında bulunmaktadır. Ülkedeki sığınmacı meselesini demografik bir tehdit olarak niteleyen kaynak, bu durumun toplumsal yapıyı bozduğuna ve bir güvenlik zafiyeti oluşturduğuna dikkat çekmektedir. Ayrıca, bazı siyasi figürlerin anayasal düzene ve ülke bütünlüğüne yönelik ayrılıkçı söylemleri, dış güçlerin bölge üzerindeki emelleriyle ilişkilendirilerek sorgulanmaktadır. Son olarak, ifade özgürlüğü ve hukuk uygulamalarındaki aksaklıklar üzerinden toplumsal adaletin sarsıldığı vurgulanmaktadır. Metnin tamamı, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu iç ve dış tehditlerin artık halkın iradesine danışılarak çözülmesi gerektiği fikrini savunmaktadır.

 

Akın Gürlek, bunca gayrimenkul konusunda bunun bir ceza olduğunu bilmiyor mu diyor Yılmaz Özdil.

Bilmez olur mu, vardır bir bildiği… Koca Bakan bunu bilmeyecekse biz cahiller mi bileceğiz? Ben Akın Gürlek’in, MHP’nin de dile getirdiği gibi bir basın toplantısıyla detaylı bir şekilde açıklama yapmasını bekliyorum geçen yazımda olduğu gibi. Hatta İmamoğlu ve diğer tutuklu Belediye Başkanlarının mal varlıkları canlı yayında tartışılsın.

Türk milleti görsün kim suçlu kim suçsuz…

İkinci konu; İran bir aydır bombalanıyor, yurdumuza gelmek için bir göç dalgası yok. Oysa Suriyeliler Esad’ın zulmünden kaçmak için binlercesi topraklarımıza göç ederken, bugün sayıları demografik yapımızı bozacak düzeye geldiler milyonları aşarak. Kaç tanesi Esad kaçınca öz vatanlarına geri döndü? Göstermelik birkaç yüz… Hani İslam’da vatan sevgisi imandandı, acaba Suriyeliler bunu bilmiyorlar mı? İşin en acı tarafı, “muhacir-ensar kardeşliği” ile topraklarımıza getirilenlerin “bizim geleneğimiz böyle” diyerek beşer onar çoğalırken, Avrupa’nın huzuru için topraklarımızın tampon bölge yapılması.

Bu konu siyasi değil, hayati bir durum olmaya başladı. Bu nedenle konu iktidara değil, halka sorulmalı. Allah göstermesin, olası bir savaş durumunda bu kişiler kendi vatanlarının korunması için tek kurşun atmazken, bizim vatanımız için mi savaşacaklar?

Son konu; TBMM’de Başkanvekilliği de yapan Gülten Kışanak ile ilgili… Nusaybin meydanında yandaşları PKK’lılara şu isteklerini sıralıyor:

1/ Anayasanın 42. maddesindeki Türkçenin kaldırılması yerine çok dilli bölünmüş yasa yapılması!

2/ Anayasanın 66. Maddesi… Türk vatandaşlığının kaldırılması, yerine bölünmüş yasa yapılıp Türk ulus devletinin yıkılması!

3/ Güneydoğu Anadolu’nun özerk ve federasyona bölünmesi!

Daha sonra “bu topraklar İsrail’e vaat edilmiş” diyen DEM’li Başkanvekili Tuncer Bakırhan‘ın bir gün dört ülkeye bölünmüş Kürtlerin bir ülkeyi mutlaka kuracaklarını söylemesi… Tabi Türkiye toprakları dahil… Yukarıdaki PKK sözcülerinin bu sözleri şimdilerde söylemeleri bir tesadüf mü? Yoksa Bahçeli’nin Pandora’nın kapağını TBMM’de açmasıyla sözde barış sürecini başlatması mı? Son olarak ABD ve İsrail’in İran’a saldırmalarını fırsata çevirmek isteyen, “babamız Ermeni” diyen, Nevruz’da İsrail bayrağı açan, Kürtlükle ilgisi olmayanların Türk milletini tehdit etmeleri tesadüf mü yoksa bir BOP projesi mi?

Artık birilerinin çöpleri halının altına süpürmelerinden vazgeçmelerini istiyoruz. Yoksa ev çöplüğe dönecek…

Veeerrr…

Halkı yanıltıcılık suçlamasıyla tutuklanan gazeteci Arı’ya, “pantolonunu indirip yere doğru eğilip kalkmasını” söyleyenlere soruyorum: Sizce bu suçladıklarınızın adresi burası mı?

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!