Mehmet Özkendirci tarafından kaleme alınan bu metin, Türkiye’deki hukuk sistemi, dezenformasyon yasası ve siyasi şeffaflık konularındaki eleştirileri bir araya getirmektedir. Yazıda, bir gazetecinin yanıltıcı bilgi yayma suçlamasıyla tutuklanması üzerinden, devlet kurumlarının ve siyasetçilerin hesap verebilirliği sorgulanmaktadır. Özellikle TÜİK’in enflasyon verileri ile halkı yanılttığı iddia edilirken, siyasetçilerin mal varlıklarının araştırılmaması büyük bir çelişki olarak sunulmaktadır. Adalet Bakanı Akın Gürlek hakkındaki servet iddiaları odağa alınarak, kamuoyunun aydınlatılması ve iddialara belgeyle yanıt verilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Yazar, iktidarın yargı gücünü muhalif sesleri susturmak için kullandığını savunurken, yolsuzluk şüphelerinin üzerine gidilmemesini sert bir dille eleştirmektedir. Sonuç olarak kaynak, adaletin tarafsızlığı ve bilgi edinme hakkı ekseninde mevcut yönetim anlayışına yönelik toplumsal bir itirazı temsil etmektedir.
Bir gazeteci, Müslümanların mübarek bayram günü Müslümanlarca babasının evinde gözaltına alındı. Suçu fena halde büyük olmalı; ne bileyim bir cinayet, gasp, tehdit, tecavüz gibi… Değilmiş; suçu, bir gazeteci olarak “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma”ymış. Eskiden bu tür haberler yalan veya yanlışsa o gazetede tekzip yoluyla düzeltilirdi; gerekirse para cezası verilirdi. Artık AK Parti’nin ikinci “Türkiye Yüzyılı“nda bu gibi basit uygulamaların yerini karakollar, hapishaneler ve günler, aylar sürecek tutuklamalar aldı. Burada münafık şeytan kulağıma bazı şeyler fısıldadı: Mesela; TÜİK diye bir kurum var, her yıl enflasyon verilerini açıklar; pazar, market ve kira artışlarını %30-40, hatta daha düşük göstermekle görevli. Aralık ayı enflasyonunu %1,5’larda gösterirken ne hikmetse Ocak ayında %4,5’lar olarak belirledi. Nedeni, Ocak ayında maaşlara verilecek enflasyon farkının olması düşünülebilir mi? Böyleyse TÜİK için “halkı yanıltıcı bilgi verip eksik maaş vermesi”nden yargılanması gerekmez mi?

Bir de AK Parti ve MHP, CHP’nin verdiği her önerge gibi “siyasilerin mal varlıklarının incelenmesi” teklifini reddetti… Neden acaba?
Gizli saklı bir yanları mı var? Aslında AK Parti’nin iktidara gelir gelmez iptal ettiği ilk yasa vardı: “Nereden Buldun Yasası”… O günden bugüne kadar siyasilerin ve bürokratların gelirleri belli iken akılalmaz servetleri soruşturulmadı. Son örnek; eski savcı, yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek… Hakkında 400 milyondan fazla gayrimenkul tapusu olduğu söylenen Akın Gürlek olayında ceza, tapu bilgilerini sızdıran tapu müdürü ve çalışanına kesildi. Bu konuda AK Parti sessizken, MHP’den Türkgün Gazetesi yazarı, Akın Gürlek’in bir basın toplantısı yapıp halkı bilgilendirmesini istedi. Zan altında kalmak, susmak çok kötü duygular; hele iftiraya uğramak dünyanın en büyük yükü… Sayın Bakan, CHP için “asrın yolsuzluğunu yaptılar” derken elinde ne belgeler vardı bilmiyoruz fakat kendisine isnat edilen suçlamalar karşısında elinde yeterli belgeler olduğu kanısındayız. Bir an önce Sayın Gürlek, MHP’nin ve kamuoyunun beklediği soruları yanıtlarsa çok iyi olmaz mı? Yoksa CHP ve muhalefet, Demokles’in Kılıcı‘nı hep hatırlatır.