Mehmet Edip Ören
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Komplo Teorisi mi, Siyasetin Geleceği mi?

Komplo Teorisi mi, Siyasetin Geleceği mi?

featured
0
Paylaş

Yazarımız Mehmet Edip Ören, Türkiye’deki ekonomik krize rağmen seçim sistemindeki değişiklikler ve muhalefet içindeki stratejilerle iktidarın korunabileceğini savunuyor. İran’daki rejim eleştirilse de, olası bir parçalanmanın Türkiye’nin ulusal güvenliğini ve istikrarını tehdit edeceği vurgulanıyor.

 

İnsanın hayatta başına gelebilecek en kötü şeylerden biri, yaptığı esprinin bir türlü anlaşılamamasıdır. Düşünün bir kere; birine yaptığınız şakanın karşılığını bol bir kahkaha olarak beklerken muhatabınız size bön bön bakarsa eşekten düşmüş karpuza dönersiniz.

Hepinize merhabalar olsun. Türkiye birden büyüktür…

Türkiye’de emekliler başta olmak üzere süper zenginler bile ekonomiden şikayet etmeye, eskisi gibi geçinemediklerini dile getirmeye başladılar… Detaya girmeden sorumu sorayım: Bunun karşılığı nedir? İktidarın ilk seçimde gönderilmesi… Bu bir kenarda dursun. Uluslararası ve yerel birçok derin sistemin güdümündekiler bunu bilmiyor mu? Bal gibi biliyorlar. Peki, biliyorlar da “Gelin teslim edelim” diyeceklerini mi zannediyorsunuz? Tabii ki değil… İşte bu noktada, düşünülecekleri asla “Komplo Teorisi” sınıfına sokmayın… Siyasetin ve medya sektörünün içindeki ellinci yılını geride bırakan bir kişi ve de bütün tahminleri tutan birisi olarak neler olabileceğini paylaşmam zaruret haline geldi… Burada kilit konu Anayasa değişmesi halinde %41 veya en çok oyu alanın CB seçilmesi yaklaşımı hayata geçirilebilir… Bu tepe neticenin altyapısı nasıl olur? Bu noktada ister kart ister küçük olsun bütün kriptolara önemli görevler düşüyor… Özgür Özel’in, İmamoğlu’nun hakkını arıyorum kamuflajıyla yaptığı kendi reklamı, halk arasında isminin telaffuz edilmesini sağladı.

Bu, “İmamoğlu olmaz ise Mansur var” tezini rafa kaldırıyor… “Mansur esasında CHP’nin değil, milliyetçilerin adayıdır” propagandası, Özgür’ü CHP’nin adayı yapabilir. Bu olay, parti teşkilatını elinde bulunduran kişi olarak zor bir olay değildir.

Fazla uzatmadan neticeye gelelim… RT – Mansur – Özgür arasında yapılacak seçimde çok ufak farkla RT tekrar seçilebilir… Olur mu demeyin, olur ve de oldu. Hazretin İBB Başkanı olduğu seçimin neticelerini inceleyin, görürsünüz…

Asrın lideri olacaksın, dünya lideri olacaksın, bir o kadar da tevazu lideri olacaksın… Allah bu güzelliği de ülkemize nasip etti. Bu konu niye mi gündemimizde yer buldu? RT kendisine verilen bütün hediyeleri “Bu fakire verilenler” diye Dolapdere’den aşağı Kasımpaşa’da sergilemeye karar verdi… Çakma fakirin sergisini asli fakir olan bütün milletimiz, tarif ettiğimiz gibi Dolapdere’den aşağı inip Kasımpaşa’da gezebilir…

İran, bizim için Suriye kadar, belki daha da fazla önem arz eden bir bölge… Burada ki rejimi desteklememiz mümkün değil. İçeride ve dışarıda birçok örneklerini bildiğiniz gibi, İslam adına İslam’ın yok edildiği bir yer. Bu tip diktatörlüklerde aynı şablon geçerli: İçeriye açlığı, yoksulluğu reva gör, cennet pazarla ama sen malı götür… Dini lider Hamaney gibi. Onun da mal varlığı, kızlarının servetleri, mücevher merakları vs. herkesin dilinde ama halk 100-120 dolar ücrete mahkûm… Ülkenin yarısının Türk olduğu düşünüldüğünde, oradaki her hareket bizi direkt ilgilendiriyor. Statlardaki bağırtıların bağımsızlığa uzanması, Güney Azerbaycan’ın ana karaya ilhakı en temel isteğimiz.

Bu sebeple rejim aleyhine her şeye destek vermemiz gerekir gibi görünse de bu sefer olay farklı… ABD kaynaklı sistemler, olayı Şah’ın geri dönmesi üzerine projelendirdi… Oğlu işin başında. Halk’a Şah yanlısı sloganlar attırılıyor. Bu da işe 1-0 yenik başlamak demektir. Aç, biilaç halk kimsenin ikbali için kanını akıtmaz. Provokatörler sonunda yalnız kalır ve de telef olurlar… Bana soracak olursanız “Hangisi?” diye, “Hiçbiri” derim… Şu anki durumu değerlendirirsek İran’ın parçalanması, sıranın Türkiye’ye gelmesini tetikler ve hızlandırır. Ekonomisi düze çıkmamış, savunma sanayinin meyvelerini henüz toplamamış Türkiye’nin tehditlerle başa çıkabilmesinin faturası çok ağır olabilir. Bu yüzden İran’ın bir müddet daha istikrarını koruması gerektiği kanaatindeyim. Ayrıca er geç olacak hesaplaşmaya bu iktidarla girmemeliyiz…

“Sana, bana ne oluyor, Nas var“. Hatırladınız mı? Tabii ki Nas var da bu yüzden esas “Sana ne oluyor?” Emekliye verdiğin sadaka bütçeye 50-60 milyar yük getirdi diye sızlanıyorsun… Peki, borcun ana parası değil, sadece faizi olan üç trilyona ne diyeceksin? Nas, Allah tarafından göğe mi çekildi yoksa şimdilik işine mi gelmiyor?

Hepinizi güzel Allah’ıma emanet ediyorum. Hoşça kalınız…

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!