Mehmet Edip Ören
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Danışıklı Dövüşler ve Bitirilen Bir Türkiye Tablosu

Danışıklı Dövüşler ve Bitirilen Bir Türkiye Tablosu

featured
0
Paylaş

Yazar Mehmet Edip Ören, Türkiye’nin güncel siyasi ve toplumsal manzarasını sert bir eleştiri süzgecinden geçirerek derin bir yönetim zafiyetine işaret etmektedir. Metin, iktidarın ABD ve İsrail ile olan ilişkilerini stratejik bir tiyatro olarak nitelendirirken, içerideki dini hassasiyetlerin siyasi çıkarlar uğruna istismar edildiğini savunmaktadır. Ekonomik verilerin manipülasyonu, liyakatsiz kadrolaşma ve eğitim sistemindeki yozlaşma gibi konular, ülkenin temel kurumlarının işlevsizleştiği bir tablo üzerinden anlatılmaktadır. Yazar, geçmişteki senato sisteminden bugünkü kurumsal tekelleşmeye kadar geniş bir yelpazede toplumsal çürümeye dikkat çekmektedir. Son olarak, yargı sistemindeki adaletsizlikler ve milli değerlerin aşınması vurgulanarak, Türkiye’nin her alanda bitirilme noktasına getirildiği iddia edilmektedir.

 

Bugün Mayıs’ın üçü. Bütün Türkçülerin içi buruk. Türkçüler Bayramı kabul edilen bu günde detaya girmeyi düşünmüyorum.

Hepinizin Bayramı kutlu olsun… Merhabalar can dostlar. Türkiye, birden büyüktür

Bu aralar çok büyük bir tezgâh ve de danışıklı dövüş sergileniyor.

İşin bir ucunda ABD ve İsrail, diğer ucunda RT var. Müphem bakışlarla beni süzdüğünüzün farkındayım.

Bu da bana detaylı arama açıklama külfetini yüklüyor. Başlamadan önce şunu belirtmekte fayda var… Ne ABD ne de İsrail, birbirlerinin aleyhine olabilecek hiçbir şeye sıcak bakmaz.

Şimdiye kadar tezgah bile olsa en ufak bir ayrılık, düşünce sapması vs. aralarına girmemiştir.

Gelelim can alıcı soruya… Peki, Türkiye konusunda niye farklı düşünüp farklı davranıyorlar… Niye, ABD (Trump) her fırsatta RT’yi övüyor, yere göğe sığdıramıyor da İsrail, tam tersine en düşman tavırlarını sergiliyor… Bunun tek sebebi var.

Her ikisi de RT’nin iktidarda kalmasını istiyor. Bunun içinde prim yapan ABD sırt sıvazlaması ve İsrail (Yahudi) düşmanlığının birlikte sergilenmesi gerekiyor.

RT içerideki siyasal İslamcıların gözüne girmek için en ucuz ve masrafsız yol olan siyonizme savaş açıyor, İsrail’de bu tezgaha katkı sağlıyor.

Durum bundan ibaret… Elle tutulur bir şeyimin olup olmadığını soracaklara da yerden göğe hak veriyorum… Bana;

RT’nin bu kadar restleşmeye rağmen, niye “Yahudi Üstün Cesaret” madalyasını iade etmeme sebebini kim söyleyebilir… Bizdeki oluşuma benzeyen Macaristan’a yardımcısını yollayarak seçimlere müdahil olan Trump, İsrail’e “Otur yerine” dese iş hallolur ama kasıtlı olarak yapılmıyor.

Herhalde durumu özetleyebildim…

Konuyu terk etmeden bir iki şey sormak istiyorum… Meşhur Trump – RT görüşmesinde, “seçim hilelerini iyi bilir” diye kim kastedildi bu bir, iki: Yaptırımlar problem değil, “ilk önce bana bir şey yapacak” demesinin altında ne var.

RT, dolayısıyla biz, ABD’ye ne yapacağız veya yaptık. Bir Türk vatandaşı olarak bilmek istiyorum, çok mu…

İçeri dönme sırası geldi. Gençler bilmez. Bir zamanlar TBMM’nin yanında, ikinci bir meclis olan Cumhuriyet Senatosu vardı.

Buranın senatör sayısı 150 idi. Üyelerine üniversite mezunu olma şartı getirilmişti.

Anlayacağınız, İngiltere’deki Avam ve Lordlar Kamarası gibi… TBMM’de kabul edilen kanunlar ancak burada da görüşülüp kabul edilince kanunlaşırdı… Gel zaman git zaman, 1960 ihtilali ve de bunun Senato’ya bir de hediyesi oldu.

Sayısını hatırlayamayacağım kadar eski asker, “Temelli Senatör” oldu. Halk bunlara “Ölesiye Senatör” adını taktı.

Senato’nun 1/3’ü her iki senede bir yenilenirdi ama ölesiye senatörler sabit kalırdı.

Görev süresi dolan cumhurbaşkanları da ölesiye senatör olurdu… Ne alaka diyenler acele etmesin, geldim sadede… Senato menato hepsi kalktı ama açılan bu çığır bütün yurda ürün gibi yayıldı… Her kurumun artık ölesiye senatörleri yani başkanları var.

Gelen bir türlü gitmiyor. Esnaflara bak, TOBB’a bak, Memur Sendikasına bak, Ziraat Odalarına bak, baka baka… Bir yere çörekleneni kaldır kaldırabilirsen…

Başımızda bir de TÜİK belası var. Bu kuruluş eğer tarafsız, uluslararası bir mahkemede yargılanacak olsa, asrın değil tüm zamanların nitelikli soyguncusu ilan edilir.

Diyeceksiniz ki kimin umurunda. Deniz Feneri “Asrın Soygunu” ilan edildi de ne oldu… Cebimize girecek paraları henüz elimize geçmeden çalan ve bizi her geçen gün fakirleştiren, alım gücümüzü düşüren bir kuruluş olan TÜİK, yeni şeytanlıklar peşinde… Nasıl mı… Elektrik ve doğalgaz sepetten çıktı… Aaaa, ne tesadüf, ikisine de %30 zam geldi.

Çok şanslılar… Gerisini emekliler, asgari ücretliler ve de memurlar düşünsün…

Konuya gene herkes sarıldı biz bekledik, son sözü söyleme zamanı geldi… Ses hızını 10 kere aşan bir uçak yapılmış. Deneme uçuşu yapılacak, herkes binmiş… İçeriye ilmi çalışmalar için bir de maymun alınmış. Uçak havalanmış, bir müddet sonra düşmüş. Bir tek maymun kurtulmuş.

İlim adamları bu maymunu eğitebileceklerini, en azından sorulara hareketlerle cevap verebilecek hale getirebileceklerini söylemiş… İki yıl sonra maymun heyetin karşısına çıkarılmış.

Başkan sormuş… Uçak düşmeden pilot ne yapıyordu, diye.

Maymun el hareketleriyle, hosteslerle aşna fişna hareketi yapmış… Peki, ikinci pilot ne yapıyordu denince, maymun gene aynı hareketleri yapmış.

Heyet: Bu her şeye tek cevap veriyor, bundan bir şey öğrenemeyeceğiz demiş… Tam bu sırada birisi “Peki sen ne yapıyordun” diye sormuş… Maymun, “Eeeee” diyerek uçak kullanma hareketleri yapmış… Okullar çeteleşmelerin merkezi oldu. Akran şiddeti had safhada. Uyuşturucu satışları ilkokul kapısına dayandı. Öğretmenlere taciz normal olaylar arasına girdi. Sosyal medya platformları okul basma tehditleriyle doldu… Vs vs., rezaletleri had safhaya çıkmış… Peki, bütün bunlar olurken Milli Eğitim Bakanı ne yapıyordu… O, Atatürk düşmanlarıyla resim çektirip onların kitap imza gününe katılıyordu… Atatürk’e mektup projesine mani olmaya çalışıyordu…

Sivil toplum kuruluşu dediği sapkın tarikatleri okullara sokmaya uğraşıyordu… Andımızın tekrar okunmaması için müthiş bir çaba harcıyordu… Başka bir söze gerek var mı…

Ekonomiyi bitirdiniz… Tarımı bitirdiniz… Besiciliği bitirdiniz… Maliyeyi, yedek akçeyi vs. bitirdiniz… Adaleti bitirdiniz… Emekliyi, çalışanı, işçiyi bitirdiniz… Akla gelen her şeyi bitirdiniz… Sadece, tek çivi çakmadılar, taş taş üstüne koymadılar dediğiniz dönemlerde yapılanları sata sata bitiremediniz… Okullarımız en emin olmamız gereken yerlerdi, oralara evlatlarımızı ulaştırdığımız zaman gözümüz arkada kalmıyordu… Şimdi onu da bitirdiniz… Eserlerinizle övünebilirsiniz… RT ve Yasef katliamlar için çok üzgün olduklarını söylediler.

Beyler, sizin makamlarınız üzülme değil, üzüntüleri önleme makamlarıdır, hatırlatırım…

Geldik mi gene çeşitlemelere… Toroslar’da tüten Yörük ocaklarından birine su atıldı… Yiğit kızımız Esra hakim karşısına çıktı.

Apo itine villa yapılırken, Aziz İhsan’a VIP kapılar açılıp korumalar verilirken maalesef o öpülesi ellere kelepçe takılarak hapse geri yollandı… Kızım üzülme.

O kelepçeler sadece sana değil, temsil ettiğin koca bir millete takıldı… Gün gelir, hesap döner… Uzak değil… FB’de aylar önce yeni yönetimin gelişiyle birlikte yapılması gereken henüz yapıldı… Yani Basra harap olduktan sonra.

Bence tek o mu. Başka kimsenin hiç mi suçu yok.

Uzatmanın son saniyesinde adeta topu kalesine atan, derbide sarı kartla oynamasına rağmen atılacağını bile bile davranışlarda bulunan kaleci müsveddesinin hiç mi suçu yok.

Bu hergele tatilini bitirirken bir de cebine ekstra bir meblağ koymuş olabilir mi… Ankaragücü’nün, daha sonra da BJK’nın kalecisi olan Zalad’ı ve yaptıklarını hatırlayın… Anlatacak çok da bende satır bitti…

Hepiniz Yaradan’a emanet olun. Hoşça kalınız…

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!