Nazım Peker tarafından kaleme alınan bu metin, siyasal İslamcıların Atatürk’e yönelik beslediği karşıtlığın temel sebeplerini ve bu tutumun arka planındaki emperyalist bağlantıları eleştirel bir dille inceler. Yazar, bu düşmanlığın özünde Türklük bilincine duyulan nefretin ve Batılı güçlerin çıkarlarının yattığını savunarak okurlarını bu konuda bilinçli olmaya davet eder. Metinde, Atatürk’ün akıl, bilim ve laiklik temelleri üzerine kurduğu Cumhuriyet’in, İslam dünyasındaki en gelişmiş devlet modelini oluşturduğu vurgulanır. Ayrıca, Mustafa Kemal Paşa’nın Osmanlı’nın küllerinden saygın bir devlet inşa ettiği ve dini değerlerin doğru anlaşılması için önemli adımlar attığı hatırlatılır. Son bölümde ise siyasal İslamcı çizgiye kapılan bireylerin, en azından tarafsız bir bakış açısıyla tarihi gerçekleri teslim etmeleri gerektiği savunulur. Bu eser, Atatürk ilke ve inkılaplarının toplumsal huzur ile bağımsızlık mücadelesindeki hayati önemini bir kez daha ön plana çıkarır.
Sevgili okurlarım! Bu ülkenin bir önemli derdi de kimilerinin bilerek, kimilerinin de bilmeden yaptığı Atatürk düşmanlığıdır.
Genellemek ne kadar doğru bilemiyorum ama etrafımda gördüğüm pek çok siyasal İslamcı Atatürk düşmanlığı yapmakta.
Yani şöyle diyebiliriz:
Hemen hemen her siyasal İslamcı, onulmaz bir Atatürk düşmanıdır.
Bunun nedeni ne olabilir sorusuna pek çok yanıt verilebilir.
Ama ana neden: bütün siyasal İslamcıların beyin takımının azınlık ırkçısı, İngiliz ve İsrail yanlısı ve Türk düşmanı olmasındandır.
İngilizler ve emperyal Batı ne diyor?
“Atatürk sayesinde Ortadoğu’daki emellerimiz en az 100 yıl geciktirildi, amaçlarımızın gerçekleşmesi sekteye uğratıldı.”
Bu ve bunun gibi nedenlerle, Türk’e olan nefretlerini Atatürk’e kusmaktalar.
Bu beyin takımı, o kadar iğdiş edilmişler, o kadar mankurtlaştırılmışlar ki Türk olanlar bile bu iğrenç kusmuğun bir parçası olmaktadırlar.
Siyasal İslamcılar, İslam kamuflajıyla Türk’e ve Türklüğe düşmandırlar. Çünkü onların emir-komuta merkezi böyle istemektedir.
Atatürk ne demiş ne yapmış kısaca bir görelim:
“Atatürkçülük: biz ona Atatürk İlkeleri diyoruz; Türkiye Cumhuriyeti’nin temelini oluşturan; cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, laiklik, devletçilik ve inkılapçılık ilkeleriyle akıl ve bilimi rehber edinen çağdaşlaşma hareketidir. ‘Ne mutlu Türk’üm diyene’, ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ ve ‘Hayatta en hakiki mürşit ilimdir’ sözleri bu ideolojinin temel taşlarındandır.

“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.”
“Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.”
“Geldikleri gibi giderler.”
“Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!”
“Ey yükselen yeni nesil, istikbal sizindir.”
“Öğretmenler! Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.”
“Bütün ümidim gençliktedir.” Sözlerinin yanında; bu asil millet dinini kaynağından öğrensin diye Elmalılı Hamdi Yazır’a Kur’an mealini yaptırmıştır.
Her eylemi Türk ve Türklüğün kalkınması, çağdaşlaşması için olan bir önderi emperyalistler sever mi?
Etrafımızdaki ateş çemberine rağmen, evlerimizde tepemize bombalar yağmıyorsa, sığınaklarda fareler gibi saklanmıyorsan O’nun akıl ve mantık ile kurduğu laik ve sosyal cumhuriyet sayesindedir.
Siyasal İslamcıların ipine sarılan saf Türklere diyeceğim şu ki;
Sizden Atatürkçü olmanızı beklemiyorum. Atatürk düşmanı da olmayın!
O’nun karşısında objektif olun! Eleştirin de ama O’nun hakkını da teslim edin!
57 İslam ülkesi içinde, İslam dünyasının en gelişmiş ülkesini kurduğunu görün!
Az kalsın unutuyordum: şunu da kafanıza iyi sokun; Atatürk, Osmanlı Devleti’ni yıkmadı.
Yıkılan Osmanlı Devleti’nin küllerinden, dünyanın saygı duyduğu yeni bir devlet kurdu.
Sizi kandırıyorlar ama Osmanlı şeriat devleti de değildi, bunu da bir tarafınıza not edin.
Atatürk’ün kurduğu ve din insanlarına bir statü verdiği DİB’de (Diyanet İşleri Başkanlığı) bile Atatürk yasaklı; bu da ayrı bir nankörlük olsa gerek.
İslam ne diyor; geçmişinizi iyilikle yâd edin.
Esen kalınız.