Bu köşe yazısı, Necip Hablemitoğlu suikastı davasında yaşanan son hukuki gelişmeleri ve davanın firari sanıklarından Serhat Ilıcak’ın Almanya’daki vefatını ele almaktadır. Duruşma sırasında sanıklar mevcut kısıtlamaların kaldırılmasını talep ederken, davanın asıl faillerine ulaşılmasını sağlayacak yeni bir soruşturmanın yürütüldüğü bilgisi paylaşılmaktadır. Enver Altaylı gibi bazı isimler, hayatını kaybeden Ilıcak’ın dosyaya haksız yere dahil edildiğini savunarak soruşturma savcısına yönelik sert eleştirilerde bulunmuştur. Mahkeme heyeti ise davanın gidişatını etkileyecek yeni kanıtların beklenmesine ve sanıkların adli kontrol şartlarının devam etmesine hükmetmiştir. Genel olarak kaynak, suikast dosyasındaki yargı sürecinin karmaşıklığını ve yeni deliller ışığında davanın seyrinin değişme ihtimalini vurgulamaktadır.
20 yıl sonra yeniden açılan Necip Hablemitoğlu suikastı davasında sanık yapılan Tercüman Gazetesi’nin merhum sahibi Kemal Ilıcak’ın yeğeni Serhat Ilıcak Almanya’da hayatını kaybetti.
Davanın sanıklarından Enver Altaylı, Ilıcak’ın hiçbir ilgisi olmadığı hâlde sırf kendisinin can dostu olduğu için bu dosyaya monte edildiğini belirterek, soruşturmayı yapan savcı Zafer Ergün’ü suçladı.
Öte yandan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü yeni soruşturmada Hablemitoğlu suikastının gerçek faillerine ulaşılmasının an meselesi olduğu bildiriken, eski sanıklara 3 yıldır uygulanan adli kontrollerin devamına karar verildi.
Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 3 yıldır görülen davanın bugünkü celsesinde Hablemitoğlu ailesinin avukatı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın merhum Necip Hablemitoğlu’nu Eskişehir’deki konferansında ve katledilmeden hemen önce Migros’ta takip ettiği düşünülen şüphelilerle ilgili başlattığı soruşturmada istenen belgelerden, soruşturmanın kapsamlı bir şekilde yürütüldüğünü anladıklarını belirterek bu soruşturmanın akıbetinin beklenmesini istedi.
Duruşmada hazır bulunan sanıklar Levent Göktaş, Tarkan Mumcuoğlu, Fikret Emek ve Aydın Köstem de söz konusu soruşturmanın akıbetinin beklenmesiyle birlikte adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasını talep etti.
Başka bir suçtan hükümlü olduğu Sincan Cezaevi’nden SEGBİS’le bağlanan Enver Altaylı ise, “Heyetinizi de ilgilendireceğini düşündüğüm çok önemli bir gelişme oldu.”
diyerek, firari olduğu gerekçesiyle dosyası ayrılan sanıklardan Serhat Ilıcak’ın iki gün önce hayatını kaybettiğini duyurdu ve şunları söyledi:
“Serhat Ilıcak benim en yakın, can dostumdu. Savcı Zafer Ergün sırf bu yüzden 80 yaşındaki bu insanı hiç ilgisi olmadığı, buradaki insanların hiçbirini tanımadığı hâlde bu dosyaya zorlama iddialarla monte etti. İtibarı zedelendi, en önemlisi sağlığı bozuldu. Çok sevdiği ülkesi, sevdikleri, dostlarıyla buluşamadı. Çok sayıda öğrenciye burs verdi. Hastaneler, okullar yaptı. Çirkin iddialara dayanamadı. Ülkesini o kadar özlemişti ki, bana, ‘Hapse girme pahasına yurda döneceğim.’ diye haber gönderdi. Suçsuz bir insanın daha hapse girmesini istemediğim için gelmemesini söyledim. Zafer Ergün’ü Rabbime havale ediyorum. Çok üzgünüm. Duruşmalardan vareste tutulmak istiyorum.”

“GERÇEK FAİLLERİN BULUNMASI AN MESELESİ”
Sanıklardan Levent Göktaş’ın avukatı Ali Soykan, 2023 yılından bu yana adli kontrol tedbirlerinin uygulandığını hatırlatarak, “Gerçek faillerin bulunması için yürütülen bir soruşturma var. Soruşturmanın Eskişehir ve Migros görüntülerinin dışında genişletildiğini duyuyor, gerçek faillerin bulunmasının da an meselesi olduğunu düşünüyoruz.” dedi.
Duruşmalardan vareste tutulan Mehmet Narin’in avukatı Hülya Elmadağ ise müvekkilinin iki beylik silahının iadesi talebinde bulunurken, yazışmalardan bu silahların ortada olmadığını anladıklarını kaydetti.
Diğer sanık avukatları da dosyanın tekemmül ettiğini bildirerek, adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasını isterken, Tarkan Mumcuoğlu’nun avukatı Mehmet Eren Turan, “Bu davada Hablemitoğlu’nu kimin öldürmediğini anladık. Yeni açılacak davada da kimin öldürdüğünü öğreneceğiz.” diye konuştu.
Mütalaası sorulan savcı, tüm sanıkların adli kontrol tedbirlerinin devamına karar verilmesini talep etti.
Müzakere için verilen aranın ardından Mahkeme Başkanı, Mehmet Narin’in silahlarının adli emanette olduğunu bildirdikten sonra Enver Altaylı’nın vareste tutulma talebinin reddine, sanıkların adli kontrol tedbirlerinin devamına ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturmanın sonucunun beklenmesine karar verilerek, duruşmanın 14 Ekim’e bırakıldığını açıkladı.