Erol Sunat
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Hızırın Elinin Değdiği Gün

Hızırın Elinin Değdiği Gün

featured
0
Paylaş

Yazar Erol Sunat, Hıdırellez’i Türk milletinin manevi baharı ve toplumsal bir arınma vesilesi olarak tanımlamaktadır. Metinde bu özel günün, küslüklerin sona erdiği, kalplerin onarıldığı ve birliğin pekiştiği kutlu bir zaman dilimi olduğu vurgulanmaktadır. İnsanların kibir ve tartışmalardan uzaklaşarak umuda tutunması gerektiğini belirten yazar, Hızır ile İlyas’ın buluşmasını bereketin ve duaların kabulünün müjdesi olarak niteler. Zor zamanlardan geçen halk için bu bayramın tazelenme ve dayanışma ruhunu temsil ettiği ifade edilmektedir. Nihayetinde eser, geleneksel değerlerin canlandırılmasıyla yarınlara çok daha güvenle bakılabileceği mesajını vermektedir.

 

Hıdırellez Türk Milleti’nin bahar bayramı, Hızır-İlyas günü…

Hızır ve İlyas’ın buluştuğu gün…

Bayram günü…

Hıdırellez, inanışa göre, denizin karayla buluşması… Allah’tan dilekte bulunanların dileklerinin kabul olunduğu gün

Hıdırellez, barışın ve barışmanın adı

Bir olmanın anlamı…

Beraber olmanın sevinci…

Çiğ sözlere, kem sözlere dur demenin günü

Kalp kırmaya tövbe günü

Gönül imarına vesile olan günlerin en güzellerinden biri…

Buluşma günü…

Ayrılıkların son bulduğu gün…

Uzak durmanın değil, yakın olmanın günü…

Hıdırellez, ıskalanacak bir gün değil…

Es geçilecek bir gün değil…

Pas geçilecek bir gün hiç değil…

Kuru inatların kırılacağı bir gün…

***

Biz bayram günlerini tatil diye okumaya başladığımız günden beri, unutmuşuz bayram ne, coşku ne, sevinç ne, bayramlaşmak ne?

Asmışız yine suratımızı… Açmışız o bayramlık ağzımızı… Kapılmışız gururun, kibrin peşine… Ayaklarımız yere değmez… Havamıza, tepelerden bakmamıza güç yetmez, derman yetmez…

Böbürlenerek gezip yürüdüğümüzü, konacak dal beğenmediğimizi burun üstü yere çakıldıktan sonra mı hatırlayacağız?

Galiba biraz öyle…

Bari bugün somurtmayalım. Bari bugün zehir zemberek sözlerden vazgeçelim. Bari bugün barış yapalım.

Kavgadan uzak…

Dalaşmadan, sataşmadan uzak…

Sözlerimiz ok misali yağdı da ne kazandık bugüne kadar.

Bırakın şu oku, yayı bir kenara… Bırakın laf dokundurmayı…

Bugün o gün değil…

Şakaymış, espriymiş, iğneleyici misal, mesela babından sözüm ona ortaya söylenen laflarmış.

Bugün kendiniz olun… İçten, samimi, candan…

Değil miyiz aynı kandan?

Bayram barışmak demek… Bayram buluşmak demek… Bayram kavuşmak demek… Bu bayram Hıdırellez Türk Milleti’nin Bahar Bayramı…

***

Biz Türk’üz…

Ne mutlu Türk’üm diyene diye yürüyenleriz…

Kıyamayız birbirimize…

Küsemeyiz…

Kardeş kardeşe sırtımızı dönemeyiz…

Bizim kardeşliğimiz bıçakla kesilmiş gibi kestirilip atılmaz…

Aramızdaki ipler kopmaz…

Eninde sonunda döner gelir ben gittim diyen…

Mesele, kapanmasın kapılarımız…

Zaman, kapı kapatma zamanı değil…

Zaman, başkalarının ağzına bakma zamanı değil…

Zaman, etki altında kalma zamanı değil…

Zaman, dolduruşa gelme zamanı değil…

Zaman, kalbe bakma zamanı…

Kalbe sorma zamanı…

Zaman, Hıdırellez zamanı…

Doğru yerde…

Doğru çizgide…

Doğru sözde…

Buluşma zamanı…

Hıdırellez, Hızır’ın elinin değdiği gündür biiznillah…

***

Türk Milleti’nde kurtuluşlara vesile günler pek çoktur.

Hıdırellez o kutlu günlerden bir kutlu gündür.

Kendine gelme günüdür…

Kendini bulma günüdür…

Tali yollardan, ana yola dönme günüdür…

Ne işim var benim buralarda, bu dağlarda, bu çaylarda, bu nehirlerde, bu yaylalarda diye sorup, geri dönme günüdür.

Hıdırellez Türk’ün günü, Türk’ün düğün günüdür.

Muştudur anlayana…

Muştusu Hıdırellez olanın sırtı yere gelmez…

Hıdırellez Türk Milleti’nin meltem rüzgârıdır. Hani ılgıt ılgıt esen diye anlatılanından 5 Mayıs’tan 6 Mayıs’a doğru esen o rüzgâr bizim anlattığımız.

Bize has, bize özgü….

Yelkenlerimiz bu rüzgârla dolar taşar, aşılmaz denizleri, ummanları aşar.

Dağlar, tepeler, ovalar çiçeklenir, renklenir, nice hoş kokulu çiçekler açar, nice kuşlar uçar…

Türk’ün hâkim olduğu coğrafyalara;

Hızır’ın eli değer, eli…

Âşıkların çözülür dili…

Bahar havaları çalar sazın teli…

Şenlenir, coşar Türk’ün İli…

***

Biz çok olumsuzluk yaşadık, açmazlar, çıkmazlar, bakmazlar, duymazlar, görmezler uzunca bir süredir bizi bizden aldı.

Canımıza yetti… Hayattan bezdirdi… Birçoğumuzu mahvetti…

Pandemi oldu, enflasyon oldu, hayat pahalılığı oldu, rakamlar oldu.

Gelen vurdu, giden vurdu…

Hayat durdu…

Güvendiğimiz dağlara karlar yağdı…

Geldik bir Hıdırellez’e daha…

Hıdırellez sonrasında umut ederiz ki…

Hayatımızda her ne varsa olumsuz giden…

Bizi üzen…

Bizi yıkan…

Canımızı yakan…

Düzelmeye başlar bir ucundan…

Karamsar havalar, bulutlar dağılmaya başlar…

Güneş doğar…

Hava ısınır…

İnsanlar der ki…

Baharın ardı yaz, yüzümüz gülsün biraz…

***

Bugüne, Hızır’ın elinin değdiği gün demiş büyüklerimiz…

Kültürümüzün en güzel, en sevimli, insanın içini ısıtan, yüzünü ışıtan, yarınlara umutla baktıran günlerinden biri.

Hızır’ın onu bekleyenlerin arasına karıştığı, aralarında dolaştığı, hanelere, bağlara, bahçelere, hıdırlık denen ondan bahseden yerlere uğradığı ve oraları da dolaştığı anlatırlar.

Allah’tan istenen dileklerin bir sonraki Hıdırellez’e kadar kabul olacağı inancı yaygındır.

Hızır hikâyeleri, Hıdırellez’de “dualarım kabul oldu” diyenlerin anlatımları o günlerden bugünlere günümüze kadar gelen hikâyelerdir.

Ne mi diyelim?

Hızır erişsin dertlerinize, dileklerinize ve beklentilerinize inşallah…

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!